“Doğal afet seferberlik sistemi” getirilmelidir
DEPREMLER UNUTULUYOR ANCAK RİSK AYNI
İş insanı Ersin Gür, depreme karşı hazırlıklı olmak için kurulan mahalle örgütleri gibi organizasyonların, depremden sonra aktif olamayacağını, olası bir depremde Fethiye’ye yakın bölgedeki örgütlerin müdahale edeceğini belirterek senaryoların bu şekilde kurgulanması gerektiğini dile getirmişti
Manşet - 13-02-2025 23:19
DEPREMLER UNUTULUYOR ANCAK RİSK AYNI
İş insanı Ersin Gür, depreme karşı hazırlıklı olmak için kurulan mahalle örgütleri gibi organizasyonların, depremden sonra aktif olamayacağını, olası bir depremde Fethiye’ye yakın bölgedeki örgütlerin müdahale edeceğini belirterek senaryoların bu şekilde kurgulanması gerektiğini dile getirmişti.
Depreme karşı yapılacak organizasyonların başarıya ulaşması için çevre il ve ilçeler birlikte düşünülmesinin zorunlu olduğu bir gerçek. Ersin Gür, 2 yıl önce yaptığımız söyleşide bu önemli bilgiyi dile getirmişti. Önemli bilgilerin yer aldığı söyleşiyi yeniden yayınlıyoruz.
FETHİYE’DEKİ ÖRGÜTLER DEPREMZEDE OLACAK
BİZİM YARDIMIMIZA EN YAKIN ÖRGÜTLER GELEBİLİR
- Afetlere karşı nasıl önlem almak gereklidir?
Ersin Gür- Bürokrasi ve formalitelerden arındırılan ama tam olarak desteklenen, kendi özgün sistemi, özgür iradesi ve disiplinel işleyişiyle tek bir çatı altında afetlerle mücadele konusu yeniden yapılandırılmalıdır.
Bir “Afet Koordinasyon Kurulu” çatısı oluşturulmalı ve bu yapı meydana gelen bir afet durumunda tamamen kendi inisiyatifiyle hareket edebilmelidir. Bu ‘çatı bileşenleri’, afetin niteliğine ve ekiplerin yetkinliklerine göre önceden ‘belirlendiği’, ‘tanımlandığı’, ‘senaryolaştırıldığı’ ve ‘görevlendirildiği’ şekillerde müdahaleye anında geçebilmelidir.
Günümüzde ülkemizde her biri birbirinden değerli AFAD, AKUT, JAK, UMKE, Kızılay gibi gerek resmi gerekse birçok sivil toplum kuruluşları vardır. Farklı statü, nitelik ve yetkinlik, ekip ve ekipmanlara sahip tüm bu bileşenlerin koordinasyonunu sağlayacak bir çatıdan bahsediyorum. Ama asıl bütünlüğün, toplumun her bireyi ile sağlanması gerektiğine inanıyorum.
Resmi ve sivil örgütlerden oluşan ekiplerle birlikte “eğitilmiş tüm toplum bireyleri” de göreve hazır olmalıdır. Afet halinde inisiyatif kullanabilen, donanımlı, nitelikli, güçlendirilmiş ekipmanlara sahip tüm bileşenler, beraberinde bilinçli bir toplumu da yanına alarak afete karşı top yekûn bir mücadele verilmelidir. Bu şekilde bir yapıyı kurmadan hiçbir afetle mücadeleden maalesef istenen şekilde sonuç alınamaz.
-Mevcut Arama Kurtarma ekiplerinin yeterliliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ersin Gür- Bu örgütlerin hepsi çok değerlidir ancak hiç birisi tek başına yeterli değildir. Afet yönetiminde koordinasyon sağlanması çok kolay değildir. Aynı anda birçok farklı olguyu yönetebilmeniz gereklidir. Arama, kurtarma, güvenlik, organizasyon, depolama, ulaşım, lojistik, iletişim, teknik ekipmanlar, farklı birlikler, dinlenme alanları, sahra çadırları, nöbetler, uluslararası koordinasyon, sağlık müdahaleleri, yiyecek-içecek tedarik ve iaşeleri, tuvalet, barınma gibi temel etkenlerin yanı sıra halkın paniği, korkusu, acıları, öfkesi, ihtiyaçları bir yana asayişi, hırsızlığı, talanları, organ kaçakçısından çocuk kaçırma olaylarına kadar farklı konuları yönetmek zorundasınız. Dolayısıyla ivedilikle yapılması gereken bu kadar yoğun işlemlerin koordinasyonunda toplumsal hazırlık fazlasıyla önem arz etmektedir.
-Toplum bu alana nasıl dahil edilebilir?
Ersin Gür- Bu daha çocuk yaşlarda aileler tarafından verilmesi gereken ve daha sonra okullarda ders olarak müfredatta kesinlikle yer alması gereken konudur. Eğitim hayatımız boyunca aldığımız dersler hayatımızın birçok alanında kullanımımızda olmayabilir ama afete yönelik eğitimler yaşamımız boyunca hayatımızın hep içinde olacaktır.
Hayatın her anında, her yerinde ve her zaman yaşanılması muhtemel her tür felakete karşı tüm toplum bilinçli olarak hazır olmalıdır. Savaş, pandemi, sel, orman, kentsel ve araç yangını, deprem, toprak kayması, araç, tren, uçak, helikopter kazaları, çökmeler, salgın ve benzer tüm konular senaryolaştırılmalı ve mücadele yöntemleri topluma öğretilmelidir. Doğal afetlerle mücadele olgusunu toplumun beynine yerleştirmediğimiz sürece, sadece belirli ekiplerden beklenen kurtarma faaliyetleri olması gerektiğince sonuçlanamaz. Bunun için toplumsal bir seferberlik sistemi kurulmalı ve devletin kurumsal yapısında ciddiyetle yer almalıdır.
-Nasıl bir toplumsal örgütleme ve güdüleme yapılabilir?
Ersin Gür- Felaket bölgelerinde, felaketin başlayışı itibari ile öylesi bir belirsizlik vardır ki, herkesi koşuştururken görürsünüz. Teknik olarak arama kurtarma bütünsel bir organizasyonun yüzde 20’si olarak faaliyet gösterir. Diğerleri tamamen destekleyici faaliyetlerdir. İşte toplumun böylesi anlarda gerek destek birimlerinde gerekse teknik kurtarma müdahil olabilecekleri donatılarla giydirilmiş olmalarının sağlayacağı faydaları düşünmeliyiz.
Herhangi bir felakete müdahalede ne yapılmasından çok ne “yapılmamasından” bahsedilir. Çünkü yanlış bir müdahalenin sonuçları çok ağırdır. Duygusal bir toplumuz ve böylesi durumlarda bir şeyler yapmak için hazırız. İşte bu topluma “ne yapılması ve nasıl yapılması” konusunda verilecek sürdürülebilir bir eğitimle inanın doğal ve kendiliğinden bir kurtarma gerçekleşecektir.
-Konuyu Fethiye özelinde ele aldığımızda neler yapılmalı?
Ersin Gür- Fethiye de ülkemiz gibi deprem bölgesindedir. Deprem ciddi bir afettir lakin ilçemiz deprem kadar birçok diğer felaketlerin yaşanabileceği bir coğrafyaya sahiptir. Depremin de dahil olduğu bütün coğrafi risklerin, sıkı bir envanter ve sıkı bir görev dağılımıyla, içindeki sivil toplumun gönüllülerin resmi, kurum ve kuruluşların, bunun içinde kaymakamlığı, belediyesi, itfaiyesi, jandarması, en yakındaki hava kuvvetlerinden arama kurtarma faaliyetlerine katılabilecek, kullanılabilecek ekipmanlarıyla bir envanterin çıkarılması gerekir. Fethiye’de örgütlenmiş farklı kurtarma ekipleri var ama yine de yukarıda bahsettiğim gibi konunun toplumsal birlik ile ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Konuyu Fethiye ve yakın çevresi olarak düşünüyorsak, burada (aslında her yerde) özerk bir afet koordinasyon merkezi kurulmalı. Seçimde tek yetkilinin YSK olduğu gibi, burada ya da yakın bir çevrede olası bir depremde müdahale edilecekse nasıl edileceği, kendiliğinden ortaya çıkmalı, bir saniye bile kaybedilmeden harekete geçilmeli, bütün güçler, ekipler, ekipmanlar, kişiler, gönüllüler, bunun içine Kızılay, Yeşilay’da dahil edilmeli, AFAD, Askeriye, sivil örgütlerin de dahil edilmesiyle birlikte tek çatı altından afetle mücadele yapılmalı. Burada konuya sadece deprem olarak bakılmamalı, afetler yaşamımızın bir gerçeğiyse deprem, yangınlar, seller, aklınıza gelen tüm afetlere müdahale edilebilmeli.
Yeni bir deprem yaşandı. Ağır yıkımın yaşandığı bir afetti. Bu nedenle afet deyince hepimizin odağı deprem. Konu sadece deprem değil. Geçen yıllarda yaşanan yangınları hatırlayın. Bir afet koordinasyon dediğiniz zaman bunun yangınından selinden, arama kurtarmasından depremine, su altından tekne yangınlarına kadar her şeye müdahale edebilecek kadar çok özerk bir yapı kurulması lazım. Şu anda bu yapı AFAD altında yapılmaya çalışılıyor. Lakin tek başına yeterli görmüyorum. Çünkü ülkenin her yeri, kendi risklerini içermektedir. Bölgesel yapılanmalarla, bölgesel felaket senaryolarına hazırlıklı ekiplerin ve ekipmanların hazır hale getirilmesi gereklidir.
-Fethiye’de gönüllülerin, insanların verdiği emeğin sonuca ulaşması için nasıl bir örgütlenme olmalı?
Ersin Gür- Burada konuya Fethiye’de olacak bir deprem ve Fethiye dışında olacak bir depreme müdahale olarak yaklaşmak lazım. Fethiye’de yaşanacak bir depremde ne kadar örgütlü olursanız olun, buradaki hiçbir yapı Fethiye’deki afete müdahale edecek durumda olmaz. Burada herkes depremzede olacak. Buraya yakın çevremizdeki örgütlenmeler müdahale edecektir. Bu da sadece kendini yetiştirmiş 10- 15 kişiyle, kendini gönüllü olarak addeden abla ve abilerle yapılacak bir çalışma değil. Bu sanki bir seferberlik olarak yorumlanıp, bu durumlara karşı kesintisiz eğitimlerle toplumsal hazırlık yapılmalıdır.
-Ekiplerin yetkinliği nasıl geliştirilmeli?
Ersin Gür- Afet ekiplerinin uluslararası bir akreditasyondan geçmesi gerekiyor. Akreditasyon, uluslararası arama kurtarma ekiplerinin “ortak dilidir”. Unesco bünyesinde INSARAG adlı bir kurum tarafından veriliyor. Ben de AKUT içerisindeyken bu akreditasyonu aldık. AKUT bu akreditasyon sayesinde dünyanın birçok yerine bu ülkeyi, bu vatanı temsilen göreve gitti. Bizim ülkemizden, bizim insanımızdan bizim elimizden tutun diyen dünyanın her yerindeki insanlara elimizi uzattık. Dolayısıyla bu akreditasyon buralardaki yapılanmalarda mutlaka yer almalı. Basit örnekler vereyim, bir enkaza girme, enkazda çalışma, jeneratöründen yakıtından, enkaza giren daha önceki ekipten ikinci bir ekip devir aldığı zaman, o enkaza konulan sembol işaretlerden, saatlerden, canlılardan, beklentilerden, cenazelerden her şeyiyle özel kodlarla çalışılır.
Tekrar Fethiye özeline bakarsak; un var, yağ var, şeker var, iş helva karmaya kaldı denir ya. Fethiye’de helva karmak için tüm malzemeler var. Fethiyeliler yardımseverlik duygularıyla donatılmış insanlardır. Fethiye’de kurulacak bir yapı, ülkemize ve dünyaya örnek olacak bir konuma gelebilir.
Ersin Gür: Turizm, seyahat, inşaat, yazılım gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren bir iş insanı.
Arama kurtarma konusunda 2008 yılında AKUT Fethiye Ekibinin oluşması için başlatılan çalışmada ciddi rol oynadı. 2 yıl süren eğitimlerin sonrasında 2010 yılı itibari ile aktif faaliyetlere başlayan AKUT Fethiye’nin Operasyonel liderliğini yürüttü. İlçemizde ve diğer bölgelerde yüzlerce arama kurtarma çalışmalarında bulundu. Toplumsal farkındalığın yaratılması için okul ve toplum eğitim çalışmalarında yer alarak eğitmenliğini yaptı. (Orhan Okutan)