DOKTOR’UN GÖZÜNDEN

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’dür

Sağlık - 02-12-2024 15:33

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’dür. Bu tarih çoğumuz için sadece bir rakamı, bazılarımız için de belki empati, bazende acıma duygusunu uyandırıyor olabilir. Ama işin aslının ne olduğunu, gerçek tabloyu, rakamlarla ortaya koyarsak belki herkes durumu daha iyi kavrar ve “Engelli” gerçeğini göz önüne alır, yoksa engelli kavramı, çoğu kişiye sadece ÖTV indirimli araç satın almak için eş dost akrabadan bulunan, bazen de maalesef yasalar zorlanarak kılıfına uydurulan bir raporla ilişkili anlamdan öteye bir şey ifade etmeyecektir. Anlatmaya önce sayılarla başlamak en doğrusu olacak. Genel kabul edilen ve de bilimsel çalışmalarla da desteklenen görüşe göre tüm toplumların yaklaşık %10 kadarı engellidir, bu da demek oluyor ki 85 milyonluk Türkiye’de yaklaşık 8,5 milyon engelli vatandaşımız vardır. Bu engel türleri ağır spastik özürlüden kas hastasına, otizm’den zeka geriliğine, maşallah dünya şampiyonu olduğumuz trafik kazaları sonucu oluşan bedensel engellere, işitme, görme engellilere kadar çok değişik çeşitleri içermektedir. Bu da demek ki, ülkemizde 8,5 milyon kişi,  engelli olmalarından dolayı toplum yaşamına, üretime tam olarak katılamamaktadır. İş bu kadarla kalsa gene iyi,  birde her engelliye bakmakla ve korumakla yükümlü en azından ailesinden bir birey olduğunu düşünürsek, bu 8,5 milyon rakamını ikiyle çarpmak gerekir ki, bu da 17 milyon kişi eder. Bunu engelli bir çocuk varsa ona genelde 24 saat bakan bir de anne vardır gibi düşünebiliriz. Olay burada tamamlandı mı, tabii ki hayır. Bu durumun birde bu ikiliyi, yani  engelli çocuk ve annesini ekonomik olarak destekleyen, taşıyan kişiye ihtiyaç vardır, örneğimizde de bu kişi baba olsun. Sonuçta bir engelli birey 3 katı sayıda kişiyi etkilemektedir,  yani 8,5 milyon engellimiz olabilir ama bu doğrudan 25,5 milyon kişiyi şu ya da bu şekilde etkilemektedir. Bu 25,5  milyon kişi 85 milyonluk nüfusumuzun aşağı yukarı %22’sini temsil eder ki, bu çok büyük bir rakamdır. Dolayısı ile, tabii ki engelliler için devlet, toplum, aileler ellerinden geleni yapacak, onlara en iyi her türlüsünden hizmeti sağlamaya çalışacaktır, ama burada daha da  önemli olan ise engelli oluşumunun önüne geçebilmektir. Pekçok engelli türü önlenebilir durumlardır. Engellilik halinin oluşumunun önüne geçilmesi hem daha akılcı, daha insani, hemde çok daha ekonomiktir. Düşünsenize, oluşmasını engellediğiniz 1 engelli kişi birlikte 3 kişinin sosyo-ekonnomik olarak atıl kalmasının önüne geçilebilmektedir. Peki, bunun  için neler yapılabilir. Başta ülkemizde hala büyük sorun olan akraba evliliklerinin önüne geçilmesinden, çağımıza ve de Fethiye ve çevresi özelinde bizlere hiç yakışmayan bir sürü trafik kazasının önlenmesine kadar birçok şey. Hala şehirde korumasız kıyafetlerle trafik kurallarına hiç uymadan çok hızlı motosiklet kullanan yüzlerce her an  “yarının engelli adayı” sürücüyü gördükçe, bu ne menem bir akıl tutulmasıdır diyesim geliyor. Arabalarda farklı değil, özellikle profesyonel sürücülerimiz başta taksicilerimiz başkalarına örnek olacakları yerde dikkatsiz araç kullanıyorlar. Unutmayalım, bugün sağlıklı olan her birimiz, her an beklenmedik bir durum nedeni ile engelli haline gelebiliriz. Gelelim engellilerle ilgili bir başka konuya, bu da pekçok engel durumunun, özellikle çocukluk çağından itibaren başlayanların erken tanı ve çeşitli tıbbi, eğitimsel vb. müdahalelerle ya çok hafifletilebileceği, ya da bazılarının tamamen iyileştirilebileceğidir. Burada aileler, onları takip eden ebe ve sağlık ocağı çalışanları gibi sağlık çalışanlarının,  kreş ve anaokulu öğretmenlerinin de çok önemli rolü vardır. Erken farkedilen bir anormal durum doğru yönlendirmeler ve teşhis ile ileride pekçok sorunun oluşmasını engeller. Bir Çocuk Nörolojisi Uzmanı ve aynı zamanda çok uzun yılardır engelli bireylerle çalışmış bir doktor olarak profesyonel yaşamım bunun olumlu yada olumsuz binlerce örneği ile doludur. İlkokul çağına kadar farkedilmemiş, tanısı konmamış, tedaviye, rehabilitasyon veya eğitime başlanmamış durumlar ise maalesef hem tedavi açısından istenilen yararı sağlamamakta, hemde rehabilitasyon ve diğer süreçler çok daha zor ve meşakkatli olmaktadır. Tekrar unutmayalım, “her insan her an için bir engelli adayıdır”. 3 Nisan Dünya Engelliler Günü tüm engelliler, aileleri ve onlara destek veren, birlikte çalışan insanlarımıza kutlu olsun.  
Günün Diğer Haberleri