Özgür Özel: “Turizm bakanı sefa sürerken Kartalkaya’da dedeler, nineler gözyaşı döküyor”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu
Manşet - 08-07-2025 16:22
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli grubumuz, değerli konuklar, bizleri televizyonları başından izleyen, radyolarından dinleyen değerli halkımız, hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi adına saygı ile selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Maalesef Pençe-Kilit harekâtı bölgesinden peş peşe gelen acı haberler yüreğimizi yaktı. 19 askerimiz, üç yıl önce şehit düşen piyade Üsteğmenimiz Nuri Melih Bozkurt’un naaşını aramaya gitmişlerdi. Bir mağaraya giren askerlerimiz orada metan gazına maruz kaldılar ve 12 Mehmetçiğimizi kaybettik. Şehit oldular. Kendilerine Allah’tan rahmet, milletimize ve ailelerine başsağlığı diliyorum” dedi.
Özel, şunları söyledi: “12 evladımızın böyle bir olayda şehit olması, milletimizin hem yüreğini yaktı ama bir yandan da milletimizi çok üzdü, çok rahatsız etti. Çok sayıda soru var. Bir ihmal, bir hatalar zinciri olduğu değerlendiriliyor. Şüphesiz alınması gereken dersler var ama bu derslerin çoktan alınmış olması gerekiyordu. Cevaplanması gereken sorular var ama bu cevapların çoktan bulunmuş olması gerekiyordu. Şu anda birçok şehrimizde, İstanbul’da cenazeler var. Arkadaşlarımız, il başkanlarımız, partimizi bu törenlerde temsil ediyorlar. Defin işlemleri tamamlandıktan sonra konuyu Meclis gündemine getireceğiz. Her ne kadar Milli Savunma Bakanlığı, bir tahkikat açıldığını söylese de konunun uzmanları bu meselenin Meclis eliyle araştırılmaya değer olduğunu, ancak Meclis kararlılıkla üzerine giderse cevap aranması gereken soruların açıkça yanıtlanabileceğini ifade ediyorlar. Yeterli bir keşif yapılmadığından, evlatlarımıza gaz maskesinin ve oksijen tüplerinin sağlanıp sağlanmadığından, mağaraya önce bir robotun ya da insansız aracın girmesi gerektiğinden, bu araçların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde son teknolojiye dayalı insansız araçlar olduğundan ve bu mağarada patlatma yapılıp yapılmadığının, yapıldıysa içerideki gazı bu patlatmanın tutuşturacağının öngörülmüş olması gerektiğinden, askerlerin yanında varsa sağlık profesyonelleri, onların kaç kişi olduğu, hangi eğitimde oldukları, yanlarındaki ilkyardım malzemelerinin hangi kapsamda olduğunun enine, boyuna araştırılması gerektiğinden bahsediyorlar. Biz araştırma önergemizi vereceğiz. Bütün partilerden de bu konuda bir destek bekliyoruz. Çünkü sonuçta hepimiz vatani görev için gittik, görevlerimizi yaptık. Türk milleti bu konudan kaçmaz. Ama böylesine, üç yıl önceki bir şehidimizin cenazesini alırken, bu kadar basit tedbirler, araç - gereç kullanılmadan ortaya çıkan bu kayıplar da gerçekten yüreğimizi yaktı. Bu konunun üzerine gitmek, bu konunun araştırılmasını ve bir daha tekrar etmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasını, sorumluların cezalandırılmasını istemek milletimizin ana muhalefet partisi olarak bizden beklentisidir, talebidir. Ayrıca şehidimiz Sözleşmeli Er Özkan Özkanlı’nın bazı mesajlaşma görüntüleri kamuoyuna yansıdı. Kıt kanaat geçindiği maaşıyla memleketi Aksaray’da bazı öğrencilere burs vermek için ısrar ettiği anlaşılıyor. Parti Meclisi üyemiz ve il başkanımız kanalıyla, hem bursa aracılık eden kuruma ulaştık, hem de öğrendik ki kendisi annesiz-babasız büyümüş, bursla büyümüş birisi. Mesleğini edinip, Sözleşmeli Er olup, eline ilk geçen maaşla kendisine burs veren kurumu arıyor. Suriye’de anasız, babasız kalkmış, kendisi gibi yetim büyümek zorunda kalmış Suriye’deki savaşta, bir evlada burs vermek istediğini ifade ediyor. Biz bilgilere ulaştık. Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak şehidimizin burs vermekte olduğu evladımızın bursu kesilmeyecek, o bursu biz üstleniyoruz arkadaşlar.”
“KARTALKAYA’DA BİR KORSANLIK FAALİYETİ OLDU”
“Diğer yandan bugün Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin bir kısmı Kartalkaya davasını izliyor. Dün ben de oradaydım. Öğleye kadarki ilk kısmını takip ettim. Kartalkaya davası bizim bu kürsülerde en yakından fikrimizi, meseleyi takip ettiğimiz bir dava. Hepiniz hatırlayacaksınız, grup toplantımızı İstanbul’da yapacakken, sabah o feci haberle uyandı Türkiye. Gelen haberler 60’ın üzerinde can kaybı olduğunu, sonradan 78’e çıkacaktı, söylüyordu. Sabah 09.00’da 60’ın üzerinde can kaybı olduğunu ana muhalefet lideri biliyor, muhalefet partilerinin liderleri biliyor, orada bulunan herkes biliyor. Ama Türkiye can kaybını öğlen 11.00’e kadar dört, sonra altı… Ta ki AK Parti Ankara İl Kongresi yapılsın, ta ki Recep Tayyip Erdoğan partisine başka partiden katılan birisine rozet taksın, ta ki orada o tören bütün şaşaasıyla yapılsın. Ondan sonra rakam 63, 65 derken 78’i buldu. 36’sı çocuk ve bebek 78 canımızı kaybetmiştik. İlk gün oraya gittim. İçişleri Bakanı ‘10 gün içinde tüm sorumlular, tüm sorumluluklar en şeffaf şekilde ortaya çıkacak’ dedi, ‘Bu konuda bilgi vereceğiz’ dedi. içişleri Bakanlığı’nın bu konudaki kapasitesinden dem vurdu. Sonra bir daha bu konuda kendisinden bir şey duyan olmadı. Savcılık, bir bilirkişi heyeti görevlendirdi. Heyete üç gün süre verdiler. Yedi kişilik heyet üç gün gece-gündüz çalıştı. Bu kürsüden görevlendirme yazılarını gösterdim. Heyetin işe başlarkenki fotoğrafını, yangın sonrasında otelde yapmış olduğu çalışmalarda çektikleri, çektirdikleri fotoğrafları ve üç günün sonunda yazdıkları bilirkişi raporu. Üç gün süre verdiler, üç gün sonunda 17.00’de gittiler vermeye. Ankara’dan bakanlıktan telefon, telefonu alandan telefon. ‘Şu rapora bir bakalım.’ Raporda bilirkişi heyeti Bolu İl Özel İdaresi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı ve otel yönetimini sorumlu görüyor. Diyorlar ki ‘Bu rapor olmaz.’ ‘Niye?’ ‘Buradan Kültür Bakanlığı’nı çıkarın. Kültür Bakanlığı olmasın. Buraya onun yerine Bolu Belediyesi’ni ekleyin.’ Heyet diyor ki ‘Belediye sınırlarında değil, bambaşka bir yerde. Buraya biz Bolu Belediyesi'ni ekleyemeyiz. Hele hele Kültür Bakanlığı denetlemeye tek yetkili kurum. Kapıdaki tabelası duruyor. Bir ay önce gelmiş, denetlemiş. Hatta yangınla ilgili de birçok soruya denetleme kağıdında cevap vermiş yetkililere. Onlar sorumlu.’ Bu heyete ‘O zaman siz görevden el çekin’ diyorlar. Yedisinin de istifa dilekçelerini buradan okudum. Üçüncü gün akşam görevi yapmış ve bitirmişler. ‘Gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum.’ ‘Sağlık sorunlarım yüzünden istifa ediyorum.’ Sonra o raporu biz kamuoyuyla paylaştık. Dediler ki ‘Rapor korsandır.’ Evet, bir korsanlık faaliyeti oldu. Korsanlık faaliyeti yetkisiz olan birinin meşru olan bir malı, gayri meşru yollarla elde etmesidir. Bir korsanlık faaliyeti varsa… Üç gün gece-gündüz görevlendirme kağıdı elimizde olan ve kendilerinin vicdanı çarpıtmaya, olmadık bir şeye imza atmamaya yönelik olan bilirkişilerin yazdığı rapor, meşrudur. Ona ‘korsan’ diyen Adalet Bakanlığı ve AK Parti’nin yaptığı iş adalete korsanlık faaliyetidir. Adaleti çalmışlardır.”
“TURİZM BAKANLIĞI ‘PERSONELE DOKUNMA’ DİYOR”
“Sonra yeni bir bilirkişi raporu, sonra buna tepkilerden ‘Eski rapor da var ama genişlettik. İstanbul’dan dahil ettik.’ Kamuoyunun baskısı, her hafta burada üzerinde durmamızla nihayet ikinci raporda Turizm Bakanlığı yer aldı. Ancak Bolu Belediyesi’nin de İtfaiye Müdürlüğü yer aldı. Dün de yargılama başladı. Hiçbir kurum, hiçbir kişi yargılanmaktan muaf olamaz. Ama adil bir yargılamanın, hızlı bir yargılamanın ve tüm delillerin hakkaniyetle sorgulandığı bir yargılamanın takipçisi olacağız. O gün oradayız, dün oradaydık, bugün oradayız. Dava boyunca hem ilgili komisyondaki arkadaşlarımız, hem Bolu milletvekilimiz orada olacak. Ben de programım elverdiğince davanın kritik kavşaklarında gidip orada olmaya ve oradaki ailelerin adalet arayışını takip etmeye devam edeceğim. Tabii her evresinde orada olduk, taziyelerde orada olduk, 40’ında orada olduk. Farklı şehirlerde ziyaretlerde bulunduk. Dün kucaklaştığımız, duygusal anlar yaşadığımız ailelerin en büyük şikayeti şu: Burada yargılanması gerekenlerin bir kısmı yargılanıyor. Ama ilk raporda, ikinci raporda ‘Yargılansın’ denilen, savcının ‘Yargılanmalı’ dedikleri yok. Kim yok? Turizm ve Kültür Bakanlığı, oradan oraya teftişe gidenler, onları görevlendirenler yok. Diğer taraftan denetim yapması gerekenler iş güvenliği açısından, orada yoklar. Çünkü ilgili bakanlar; Çalışma Bakanı ve Turizm Bakanı, personellerinin yargılanmasına izin verecek imzayı atmadılar. Esas sorumlu olan Turizm Bakanlığı ‘Personele dokunma’ diyor. Çünkü biliyor ki bu iş çorap söküğü gibidir. Ucunu verirsen, çeke çeke tamamını sökerler ve ucu sana gelir. O Turizm Bakanı, bu insanların yüreği yanıyorken, 36 bebek ve çocuk kömür parçaları halinde ailelerine teslim edilmişken, birinci elden sorumlu kendisi ve Bakanlığıyken, 50 metrelik yatıyla Ege adalarını geze geze gitti. Dün 50 metrelik yatını beş yıldızlı otelinin önüne demirledi. Orada sefa sürüyor, tatil yapıyor. Acılı analar, babalar, eşler, dedeler... Sekiz evladını elleriyle toprağa vermiş; evladı, gelini, torunları. Beş evladını elleriyle toprağa vermiş dedeler, nineler orada gözyaşı döküyorlar. Ağlamaktan konuşamıyorlar. Bu ülkeyi bu hale getirene, o Turizm Bakanı’nı oraya atayana, istifa etmediği halde orada tutana, o Turizm Bakanı’na hala çanak tutanlara yazıklar olsun. Allahlarından bulsunlar. Milletimize o Turizm Bakanı’nı atayan, o Turizm Bakanı’nı azletmeyen, bu pişkinliğe karşı halen daha sessiz kalan, sonra da işine geldi mi ‘Sorumlusu benim, ben’ diyene söylüyorum. Sorumlusu sensin Erdoğan, sensin.”