Sessizliğin bedeli koltuğu korumak mı?
Orhan Okutan / habercitv
Son Dakika - 13-10-2025 08:27
Orhan Okutan / habercitv.com.tr Yazı İşleri Müdürü
Eski AK Partili Meclis Üyesi ve turizmci Mehmet Hikmet Selçuk’un sosyal medyadan yaptığı paylaşım, Fethiye’de geniş yankı uyandırdı.
Selçuk, oda ve meslek kuruluşlarının yanı sıra siyasi partilerin yaşanan sorunlara karşı sessiz kaldığını belirterek, tepkisizliğin Fethiye’nin doğal ve turistik değerlerini olumsuz etkilediğini savundu.
Selçuk paylaşımında, “Neden susuyorsunuz? Fethiye Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, DTO, FTSO, FESO, TÜRSAB, FODER, AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti, TYBA... Neredesiniz? Göcek’te, Darboğaz’da yapılan talanlara neden sessiz kalıyorsunuz? Korkuyor musunuz?” ifadelerini kullandı.
“Bu yalnızca kendini Fethiye’ye adamış, ekmeğini kaleminden kazanan gazetecilerin derdi olamaz. Uyanın! Deniz bitti, kum bitti, koylar bitti; sıra güneşte mi?” diyerek tepkisini dile getirdi.
Selçuk’un paylaşımında özellikle seçilmiş temsilcilerin sessizliğine dikkat çekmesi, sosyal medyada geniş yankı buldu.
Birçok kullanıcı, Fethiye’nin çevresel ve ekonomik sorunlarına karşı kurumların daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirten yorumlar yaptı.
SESSİZLİĞİN BEDELİ KOLTUĞU KORUMAK MI?
Mehmet Hikmet Selçuk’un paylaşımı, aslında yalnızca bir serzeniş değil; uzun süredir biriken sessizliğin dışavurumu gibi algılandı. Bu durum, adeta birçok kesimin duygularına tercüman oldu. Çünkü Fethiye’de insanlar artık konuşulması gerekenlerin üzerinin örtülmesinden, kurumların ve temsilcilerin sessizliğinden yoruldu.
Denizlerin, denizcilerin, turizmcilerin onlarca sorunu var ama Deniz Ticaret Odası sessiz. Fethiye, denizden aldığı nefesle ayakta duran bir kentken, denizle ilgili her konuda sessizliğe bürünmek anlaşılır değil. Denizcilerin sorunu kahve köşelerinde konuşuluyor iddiaları düşündürücü.
Turizm ve ticaret her geçen yıl kötüye gidiyor, Ticaret Odası ortalarda görünmüyor. Kapalı toplantılarda konuşmaktan öteye geçemediler.
Esnaf Odası çay ziyaretlerine devam ediyor. Su baskınlarında herkes ayağa kalkarken, Esnaf Odası ortada görünmedi. Esnaf ve işletmecinin sesi yükseldiğinde, o ses yankılanmadan sönüyor.
Ayrıca, Ticaret Odası ve Esnaf Odası başkanlarının faal ticaret yapmadığı, üyeleriyle aynı sorunu yaşamayanlar, sorunun çözülmesi için acele etmez iddiası ağırdan yükselmeye başlıyor.
Fethiye’de tarım geriye gidiyor, ama yıllardır aynı koltuklarda oturan yöneticiler hâlâ yerinde. Gençler üretimden uzaklaşırken, hâlâ “oturduğu yerden açıklama” yaparak sorun çözmeye çalışılıyor. Yönetimi gençlere bırakın diyeceğiz ancak tarım yapan genç te kalmadı. Oda’nın merkezdeki binası ve aracıyla ilgili satış iddiaları konuşuluyor; umarız doğru değildir.
TÜRSAB Batı Akdeniz BTK, üyeleriyle arasında dertlerini dinleyemeyecek kadar mesafe var.
FODER ise bir ayağı siyasette, diğer ayağı sivil toplumda… Bu iki kimliğin arasında sıkışmış durumda. Artık üyeler, “ya siyaset ya başkanlık” demeye hazırlanıyor gibi.
Siyasi partilerde de durum çok farklı değil. AK Parti, iktidarın yerel temsilcisi olmanın ötesinde, Fethiye’ye yönelik bir tepki dili geliştiremiyor.
CHP İlçe Başkanlığı ise belediye yönetiminin gölgesinde kalmış görünüyor; adeta “belediyeye zeval gelmesin” refleksiyle hareket ediyor.
Diğer partiler suskun; yalnızca Demokrat Parti İl Başkanı Atınç Koylu, Fethiye ve Muğla’nın sorunlarına yönelik ses veren ender isimlerden biri.
Bütün bu tablo, toplumun sessizliğini de büyütüyor.
Ekonomik olarak daralan, sosyal olarak bastırılan insanlar; oylarıyla seçtikleri temsilcilerden hiçbir şey beklememeye alışmış gibi. Oysa Fethiye’deki odalar, birlikler ve kurumlar ciddi üye sayısının yanında ciddi ekonomik güce hükmediyor. Kimisinin de ciddi yüksek maaşlar, yolluklar, harçlar aldığı iddia ediliyor.
Kurum ve kuruluş temsilcileri arasında görünmez bir anlaşma var sanki:
“Sen bana dokunma, ben sana dokunmayayım.”
Sonuç? Kimse birbirini eleştirmiyor. Kimse hesap sormuyor. Herkes mükemmelmiş gibi davranıyor.
Ama ortada acı bir gerçek var: Eğer herkes bu kadar iyi çalışıyorsa, neden her şey kötüye gidiyor?
Mehmet Hikmet Selçuk, Fethiye’nin varlıklı, köklü bir ailesinden gelen, turizmde deneyimli bir isim. “Tuzu kuru” denebilecek birinin bu kadar sert çıkış yapması bile, gidişatın ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.
Belki de bu yüzden, Selçuk’un çağrısı bir yankı değil; bir çığlık olarak duyuldu.
Bu kış soğuk geçecek olsa da, anlaşılan o ki Fethiye’de bazı koltuklar epey ısınacak.