Sorun Ahmet Aras’ın sorumluluğundadır
Sabah özel danışmanın özür dilediği paylaşımla karşılaşınca, Büyükşehir Belediyesinde hafta sonu mesaisinin yoğun geçtiği belli oluyor
Gündem - 25-08-2025 09:39
Sabah özel danışmanın özür dilediği paylaşımla karşılaşınca, Büyükşehir Belediyesinde hafta sonu mesaisinin yoğun geçtiği belli oluyor.
Hafta sonunda Ahmet Aras’ın özel danışmanının gazeteci Özcan Özgür’e bedensel engeli üzerinden hakaret ettiği için üzüldüğünü belirterek özür dilediğini anlatan bir yazı paylaşmış.
Bir kentin belediye başkanının özel danışmanlığını yapan bir kişi, insanların onurlarını hedef almamayı, bedensel engel üzerinden ayrımcılığın en çirkin biçimlerini kullanılmaması gerektiğinin farkında olmalıdır.
Özür dilemek yapılan hatayı tamamen ortadan kaldırmaz. Bir kentin belediye başkanının danışmanı sıfatını taşıyan birinin, bir insana engeli üzerinden hakaret etmesi, özürle kapatılabilecek kadar basit bir mesele değildir. Özür, hatanın fark edildiğini ve pişmanlık duyulduğunu gösterebilir, ancak söylenen sözün muhatapta yarattığı kırgınlığı ve toplumda bıraktığı olumsuz etkiyi silemez. Kişisel olduğu kadar kurumsal düzeyde adımlar atılmasını gerektirir.
Ahmet Aras, bir çok gazetecinin iddiasında, suçlamasında olduğu gibi (isimsiz internet yayınları hariç) bunu da suskunlukla geçirmemelidir. 1. Yıl toplantısında kefil olduğu, dakikalarca ballandıra ballandıra hünerlerini anlattığı danışmanının yaptığı insanlık onuruna yakışmayan olayı değerlendirmelidir. Nasıl değerlendireceği kendisine kalmış.
“Lider, ekibini seçmekle birlikte onların davranışlarının sorumluluğunu da taşır. Bu insanlık dışı hareket danışmanın tavrı olmaktan çıkıp Ahmet Aras’ın sorumluluğundadır” demiştik ve hala orada duruyoruz.
ÖZEL DANIŞMANDAN GECE YARISI ÖZRÜ
Ahmet Aras’ın özel danışmanı Levent Arkan’ın gece yarısı özür paylaşımı şöyle:
Bir tarafta Özcan Özgür, diğer tarafta üç özür. Namussuzluğun normalleştiği bir ortamda, namuslu olmanın bedeli ağır oluyor. 2024 yılının Şubat ayında gazeteci kimliğine bürünmüş bazı menfaat tetikçilerinin tezgahladığı ses kaydı kumpası nedeniyle haksız yere 56 gün cezaevinde kalmış bir adam olarak, adımın geçtiği yanlış haberlere tahammülüm kalmadı. Buna rağmen, Şubat ayından bu güne geçen sürede Özcan Özgür tarafından hakkımda yazılan önyargılı düşüncelere sessiz kaldım, keşke yine kalsaydım.. Neden derseniz, Muğla’nın gazeteci kimliğine bürünmüş bazı menfaat tetikçileri ile Özcan Özgür’ün arasındaki büyük farkı, son köşe yazısına cevaben yazdıklarım için çok üzüldüğümde anladım. Selden kütük kapma misali kasten çarpıtılan düşüncelerimin; doğal olarak çarpıtıldığı şekilde algılanmasından dolayı birbirinden değerli insanların verdiği haklı tepkiler bana Özcan Özgür’ün ne kadar sevildiğini, sayıldığını gösterirken diğer taraftan ben, kendisine karşı kendimi çok mahçup hissettim. Ayrıca, iki kız babası olan bir adam olarak, Özcan Özgür’in kızının belediyede çalışmasını konu etmeyi de kendime hiç yakıştırmadım ama o sinir haliyle oldu, bu yüzden Özcan Özgür’ün sevgili kızından, özellikle özür dilerim. Sabahtan bu saate kadar düşündükten sonra yazmaya karar verdiğim bu düşüncelerimi, iki ayrı özürle noktalamak istiyorum. Birinci özürü, çarpıtılan düşüncelerim nedeniyle kalbinin kırıldığına inandığım Özcan Özgür’den diliyorum. İkinci özürü ise 1977 yılından beri yayında olan Hamle Gazetesi’nden diliyorum çünkü, günün 20 saati Muğla için çalışan bir adam olarak, adları Muğla ile bütünleşmiş olan Özcan Özgür’ü ve Hamle Gazetesi’ni üzmek, benim yapabileceğim bir şey değildi ama yukarıda izah ettiğim nedenlerle oldu üzgünüm. Son olarak, Özcan Özgür’ün fotoğrafı eşliğinde yaptığım bu açıklamayı kimseden çekindiğim için değil, vicdanımın isteği, insanlığımın gereği olarak yaptım, Bunun da altını, özellikle çizmek istiyorum.