TARIK MARO ÇEŞMENİN SUYUNU KESECEKMİŞ
Bazen, büromun kapısına iliştirilmiş, sadece bu şehrin hikayelerini bilenlerin anlayacağı küçük notlar bulurdum
Köşe Yazıları - 27-12-2024 09:48
Bazen, büromun kapısına iliştirilmiş, sadece bu şehrin hikayelerini bilenlerin anlayacağı küçük notlar bulurdum.
Artık bu küçük notları bırakacak hiç kimsenin olmamasının eksikliğini uzunca bir süredir içim acıyarak hissediyorum.
Eski Cami şadırvanın üstünde; Fethiye Belediyesinde 1894-1902 Yılları arasında Belediye Başkanlığı da yapan Fethiyeli işadamlarından Osman Maro’nun oğlu ve 1950 Yılında başladığı Belediye Başkanlığı görevini 1952 Yılında vefatına kadar sürdüren Tarık Maro’nun adı vardır.
Yaklaşık sekiz yıl önce şadırvan yenilenirken yazıt kırılarak çıkarılmıştı bir kenara bırakılmıştı.
Uzun süre bu vefasızlığı yazarak paylaştım o günlerde
Rahmetli Erdal Orhan’ın her ziyaretinde birlikte caminin bahçesine gider kırık taşı yoklardık.
Bir sabah büromun kapısında “ Tarık Maro çeşmenin suyunu kesecekmiş “ notunu bulunca bu şehirde yalnız olmadığımı, beni anlayan, hak veren birisin daha olduğunu fark etmek çok hoşuma gitmişti.
“ TARIK MARO ÇEŞMESİ “ yazısı kısa bir süre sonra tekrar şadırvana kondu.
Giderek tümden unutulan bu şehrin hikayesinin içinde artık bu küçük incelikleri hatırlayan, dahası böyle şık dokunuşlarla hatırlatan neredeyse hiç kimse kalmadı.
Son otuz yılın yeni yetme paralılarının öncelikleri kent yağmasından pay kapmak ve bu arsız yarışa uygun yerel yönetim kadrolarını sahaya çıkarmak olunca, bütün şehirlerin yaşadığı kaderi ne yazık ki Fethiye de yaşadı, yaşıyor.
Kendilerini neredeyse şehrin “ mehdisi” zanneden yeni yetme paralılar servetlerine servet katarken bu şehir fakirleşiyor. Sosyal Demokrat olduğunu iddia eden belediyelere rağmen, daha da vahimi onların dahli ile fakirleşiyor.
Bana ne; Ben de dalgama bakarım, ne güzel şirkete müdürlükte vaad edilmişti, sok cebine bankamatik kartını yat kulağının üstüne. Bu menfaat teslimiyetini, havasını soluduğum, ekmeğini yediğim, zamanı gelince toprağına karışacağım şehre ihanet saydım hep ve hiç pişman olmadım. Temsil hakkım olmasa da gazetecilik hakkımı kullanarak anlatmaya hatta zaman zaman kendimce isyan etmeye bütün bedelleri ödeyerek devam ettim, ediyorum.
Rahmetli Erdal Orhan; Haksızlığa, adaletsizliğe, değer bilmezliğe karşı birden parlayan öfkemi her defasında;
“ Başkasına dar gelen sana bol gelir, sıkma canını “ Diyerek yatıştırırdı.
Değer bilmezlik, para ve güç budalalığı sadece insanlara zarar veren bir veba olsa eyvallah, birbirlerine bulaştıra bulaştıra yok olsunlar da, bu gözü dönmüş vandallık şehirleri de yok ediyor. Sıradan insanlara yaşadıkları şehri dar ediyor gözü doymaz yağmacılar.
Fethiye’nin, Kamu malları üzerinden zenginleşmenin ya da var olan servetlere Yap- İşlet- Devret yolu ile servet katmanın ilk versiyonları ile tanıştığı günlerde Erdal Orhan….ACABA Diye başlayan televizyon programlarında ve gazete yazılarında bu işlerin, öyle söylendiği gibi olmadığını uzun uzun anlatmış ve bedelini de ödemişti.
Şehirlerin hakkını hukukunu korumanın bedelini ödemekten korkanlar zaten konuşamazlar, yazamazlar. Yazabilenler, konuşabilenlerde zaten bedelini ödemeyi göze alanlardır.
Toplumların vicdanı zaman denilen imbikte ağır ağır damıtır yaşananları ve en adil kararları verir her zaman.
Klasörler dolusu tapu senetlerinizden, bol sıfırlı servetlerinizden geriye elli yıl, yüz yıl sonra ne kalır bilmiyorum.
Ama; Olur da üzerinde adınızın yazdığı bir şadırvan mermeri kalırsa geride o mermeri bir hoyrat el sökünce; Bu şehre emek vermiştir, değer katmıştır diyerek kim adınızın hakkını savunur bilmiyorum.
Yüreklendirmek adına ; Savunanların Kapısına “ Tarık Maro çeşmenin suyunu kesecekmiş “ notunun benzerini koyan birileri çıkar mı acaba?
ACABA diye başlayan ne çok soru sormuştu Rahmetli Erdal Orhan.
O nedenle de öğretisi genç gazeteciler için önemlidir.
Fethiye Gazeteciler Derneği bu vefa duygusu ile bu yıl Erdal Orhan Gazetecilik Meslek Ödüllerinin 2.sini dağıtıyor
ACABA diye başlayan soruların önemini fark edebilseydik, cevaplarını arama zahmetine girseydik bu gün Fethiye’yi; Kendini şehrin mehdisi zanneden “ Kent Rantı Baronlarına “ bu kadar kolay teslim etmezdik.
26.Aralık.2024
Işık Tabana