Faiz İndirimi Devam Edecek mi?

Aydın Uçar

24-02-2026 21:10

Geçtiğimiz haftalarda altın piyasasına ilişkin değerlendirmelerimizde küresel belirsizliklerin ve enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisine dikkat çekmiştik. Şimdi ise gözler para politikasında. Önümüzdeki süreçte faiz patikasının nasıl şekilleneceği hem yatırımcıların hem de reel sektörün en çok merak ettiği başlıkların başında geliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu, Şubat ayı enflasyon verilerini 3 Mart 2026 tarihinde açıklayacak. Veri öncesi piyasa konsensüsü aylık enflasyonun yüzde 4’ün üzerinde, yıllık enflasyonun ise yüzde 30 bandı civarında gerçekleşeceğine işaret ediyor. Yıllık bazda düşüş eğilimi korunuyor olsa da aylık fiyat artışlarının hâlâ güçlü seyretmesi, dezenflasyon sürecinin kırılgan yapısını ortaya koyuyor.

Öte yandan Merkez Bankası’nın Şubat ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde aylık enflasyon beklentisinin yüzde 2,5 civarında şekillendiği görülüyor. Ancak bu anketin ay ortasında yapılması nedeniyle, veri açıklamasına yaklaşıldıkça oluşan piyasa beklentilerinin yukarı yönlü revize edildiği anlaşılıyor. Bu fark, ay içinde fiyatlama eğilimlerinin beklentilerden daha güçlü seyrettiğine işaret ediyor.

Açıklanacak enflasyon verisi, 12 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısı açısından belirleyici olacak.

Reel Faiz Dengesi Önemini Koruyor

Enflasyonun beklentilere paralel gerçekleşmesi halinde, reel faiz dengesini koruyacak ölçüde sınırlı bir politika alanı oluşabilir. Ancak bu alanın genişliği yalnızca iç enflasyon verileriyle değil, enerji fiyatlarının seyrine bağlı olarak şekillenecek.

Para politikasındaki hareket alanını belirleyen temel unsur, enflasyonun seviyesi kadar sürdürülebilirliği ve maliyet baskılarının yönü olmaya devam ediyor.

Petrol Varsayımı Tartışmanın Merkezinde

Enflasyon projeksiyonlarında petrol fiyatlarının 2026 yılında ortalama 60 dolar civarında seyredeceği varsayılıyor. Bu beklenti, enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı varsayımına dayanıyor.

Ancak Brent petrolün teknik görünümü bu öngörüyü temkinli değerlendirmeyi gerektiriyor.

Grafiklerde 57–60 dolar bandında oluşan ikili dip yapısı ve daralan düşen takoz formasyonu yukarı yönlü kırılım ihtimalini artırıyor. Uzun vadeli trend çizgisine yaklaşan fiyatlamalar ve teknik göstergelerdeki toparlanma, petrol fiyatlarında yukarı yönlü sapma riskinin ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Petrol fiyatlarının 70–85 dolar bandına doğru kalıcı bir hareket yapması halinde, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon üzerinde ilave 2–3 puanlık baskı oluşabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, para politikasındaki hareket alanını sınırlayabilir.

Küresel Para Politikası Etkisi

Enerji fiyatlarını etkileyebilecek bir diğer önemli unsur ise küresel para politikası görünümü. ABD’de başkanlık değişimi sonrası daha gevşek para politikası beklentisi, küresel likidite koşullarını etkileyebilir.

FED kaynaklı olası bir faiz indirim döngüsü, doların zayıflamasına ve emtia fiyatlarının güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Bu senaryo, petrol fiyatlarını destekleyerek enerji maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını yeniden artırabilir.

Sonuç

3 Mart’ta açıklanacak enflasyon verisi ve 12 Mart’taki Para Politikası Kurulu kararı, faiz patikasının yönü açısından kritik olacak. Enflasyonun beklentilere paralel seyretmesi durumunda para politikasında ölçülü bir alan oluşabilir. Ancak petrol fiyatlarında yukarı yönlü bir sapma yaşanması halinde, faiz patikasının temkinli çerçevede kalması daha olası görünüyor.

Özetle, önümüzdeki dönemde para politikasının yönünü belirleyecek en kritik değişkenlerden biri enerji fiyatlarının seyri olmaya devam edecek.

Not: Bu yazıda yer alan değerlendirmeler genel ekonomik analiz niteliğinde olup yatırım tavsiyesi kapsamında değildir.

 

Aydın Uçar
Piyasa Yatırım Stratejisti | Finansal ve Kurumsal Yönetim Danışmanı

DİĞER YAZILARI Gram Altındaki Sert Yükseliş Ne Anlama Geliyor? 01-01-1970 03:00