Deprem unutuldu risk devam ediyor

Deprem unutuldu risk devam ediyor
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen ve 11 ilimizde yıkıma sebep olan Kahramanmaraş merkezli büyük depremin yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlarımız anıldı. Tanrının böyle bir acıyı bir daha yaşatmaması temenni edildi.

Anma etkinliklerinde kimisi lokum bisküvi dağıttı, kimisi anma toplantıları düzenledi. Kurum ve kuruluşların çoğu da sosyal medyadan anma paylaşımı yapmayla yetindi. Fethiye Belediyesi de depreme hazırlık için yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bunun yanında “Afetlere Karşı Güvenli Fethiye” projesinin tanıtım toplantısı yapıldı. Avrupa Birliğince desteklenen proje kapsamında, Fethiye’nin doğal afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesinin artırılması, yurttaşlarımızın afetlere karşı daha bilinçli ve hazırlıklı hale gelmesi hedeflendiği açıklandı.

İlçemizde tüm meslek odalarının yapılması gerektiğini dile getirdiği binaların depreme dayanıklılığı ile ilgili bir çalışma başlamadı.

 

YAPI STOKU ENVANTER ÇALIŞMASI ÖNEMLİ

Bodrum ve Milas belediyeleri Muğla İnşaat Mühendisleri Odası ile anlaşma yaparak yapı stokun envanterinin çıkarılması için protokol imzalandı. Çalışmalar devam ederken İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Rifat Kahyaoğlu tarafından yapılan açıklamada Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde tüm ilçeleri de işin içine katarak Muğla’nın geneli için bir yapı stoku envanteri oluşturmanın hedeflendiği dile getirilmişti.

Ancak Büyükşehir ile ilgili işbirliği kısmının oluşmadığı çalışmaların başlamamasından anlaşılıyor.

Fethiye gibi ilçelerde meslek odalarının verdiği bilgilere göre, yapı stokunun büyük bölümünü riskli yapıların oluşturduğu biliniyor.

Yapılması gereken çalışmanın mevcut yapı stokunun depreme dayanıklılığının ölçülmesi, riskli binaların belirlenmesi olarak gösteriliyor.

 

DEPREM UNUTULDU ANCAK RİSK AYNI

Anma gününün ardından Fethiye’de hayat normale döndü. Ancak tarihte ciddi depremlerin yaşandığı Fethiye’de deprem riski hala devam ediyor.

2023 Depreminin ardından, Fethiye’deki yapı stokunun depreme dayanıklılığı ve yapılması gerekenler konusunda İnş. Müh. Belediye Meclis Üyesi Melek Gözde Gürsoy ile yaptığımız söyleşiyi bugün yayınlıyoruz. Yarın da Fethiye’de afetlere karşı başarılı bir koordinasyon için yapılanmanın nasıl olması gerektiği konusunu eski AKUT gönüllülerinden Ersin Gür ile yaptığımız söyleşiyi yeniden yayınlıyoruz.

 

HIZLI GĞZLEM TEKNİĞİ UYGULANMALIDIR

-Deprem bölgesinde bulundunuz izlenimleriniz nelerdir?

-Deprem bölgesine gidip de orada yaşananlardan etkilenmemek mümkün değil. 10 gün kadar bölgede kaldım. İnşaat Mühendisleri odası adına hasar tespiti için gönüllü olmuştum. Ama o ortamda sadece teknik bakmak pek de mümkün olmuyor. Olayın politik ve sosyolojik boyutlarına hiç girmeyeceğim zira çıkamam korkunç bir öfke var ha içimde. Mesleki olarak da her yerde inceleme yapılamıyor. Hatay’ın teknik anlamda incelenecek bir yönü yoktu, Samandağ, Nurdağı da öyle çünkü kent yoktu ortada. Teknik anlamda inceleyebildiğimiz daha az deprem hasarı gören Kilis gözlemlerimden söz edebilirim ancak. Aslında şu anda söylediklerimi 99 depreminde de söylemiştim. Değişen pek de bir şey yok ne yazık ki. İşçilik hataları var çünkü eğitimli kalifiye işçi usta bulmak hala büyük sorun, uygulamayla ilgili hatalar var, yani denetimin yetersizliğinden söz ediyorum. Burada meslektaşlarıma sesleniyorum şantiye şefliği, fenni mesullük ya da şu an için yapı denetimde çalışan proje ve uygulama denetçisi olan arkadaşlar, yapılan daha doğrusu yapılmadığı için yaşananların önemini ciddiyetini kavramamız gerekir. Yapılara ait projeleri göremediğimiz için projelendirme hatalarına dair çok fazla bir şey söyleyemiyorum. Projeye dair en çok gördüğümüz yoğun olarak asmolen döşeme kullanılmış. Deprem bölgelerinde asmolen döşemenin yönetmelik gereği çok kısıtlılığı var. Uygulanamaz değil ama neredeyse mümkün değil. Döşemelerin sandviç gibi üst üste bindiğini kaç katlı olduğunu dahi göremediğimiz yapılar oldu. Zemin ile ilgili yeterince konuşuldu ama asıl konuşulması gereken yapı temel etkileşimidir. Zemin değerleri alınarak doğru geoteknik raporlar çıkmadan doğru temel dizaynı yapılamaz. Yapılamadığı takdirde bina farklı oturmalar yani devrilmeler ya da tamamen oturma olur. Bu da bölgede gözlemlediğimiz yapısal sorunlardandı. Üst katlar konut alt katların ise ticarethane olmasından kaynaklanan sıkıntılar var. Konut ile ticari faaliyet gösteren katların kat yükseklikleri birbirinden farklı olur, yumuşak kat oluşur ya da açılan pencere boşlukları kısa kolon etkisine sebebiyet verir çalışamayan bu kolon depremde zayıf noktadır. Dahası oturma ruhsatı alındıktan sonra yapısal müdahale yapılması durumu yani kolon kesilmesinden kapalı çıkmaların kapatılması ilave kat yapılmasından büyütmeler tüm bunlar yapının düğüm noktalarını değiştirir. Deprem etkisine karşı güvenli yapı olmaktan çıkarır. Kaldı ki bir yapının söz konusu depremde hasar almamış olması o yapının güvenli olduğu anlamına gelmez. Bu depremi hasarsız atlatmıştır bunun pek çok sebebi var ama teknik olarak yapı güvensizdir. Bölgede bu depremi bir şekilde ayakta kalarak atlatan ancak deprem etkisine karşı güvenli yapı statüsünde olmayan pek çok yapı da gördüm.

 

-Fethiye’de depreme hazırlık konusunda neler yapılmalı?

-Bir bölgede deprem olduğunda, herkes bir telaş ve panik havası ile deprem ve alınması gereken önlemler konuşulmaya başlıyor. Sonrasında duruluyor ve unutuluyor.1999 Depremi de unutuldu belki zaman alacak koca bir coğrafyayı etkileyen bu deprem de unutulacak belki. Deprem basit bir doğa olayı. Fayın nereden geçtiğini, depremin şiddetini, büyüklüğünü konuşmaktan öteye geçmeliyiz. Bunlar değiştirebileceğimiz şeyler değil. Basit doğa olayı dediğim depremin felakete dönüşmemesi için ne yapmalıyız odaklanmamız gereken bu konu olmalı.

Fethiye’de mevcut yapı stoku açısından durumumuz nedir gündemimiz bu olmalı. İlgili meslek örgütleri başta İnşaat Mühendisleri Odasının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin asli görevi haline gelmesi gerekir.

Hızlı gözlem yöntemine geçmeden herkesin bir şekilde duyduğu, öğrendiği karot alma ve performans analiz kavramları var. Kısaca ondan söz etmek isterim.

Bir yapının depreme karşı güvenli olmasını sağlayan pek çok parametre var. Herkesin aklında benim betonum çok iyi diye bir kavram var. Beton parametrelerden sadece biri.  Donatı (demir) çapları, adetleri, etriye sıklaştırması, kolonların yön ve boyutları, yapının bulunduğu zemin değerleri vs dediğim gibi pek çok parametre var. Performans analiz olarak bilinen ileri düzey deprem risk analizi için öncelikle yapının bulunduğu zemine dair veriler ilgili meslek disiplinlerince tespit edilir, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslı laboratuvarlarca yapınızdan yönetmeliğin ön gördüğü sayıda karot numune alınır. Bunu kanser olup olmadığınıza dair biyopsi alınması gibi düşünebilirsiniz. Röntgen cihazı ile donatıların aralıkları belirlenir ve karot numuneler bu aralıktan alınır. Bir başka soru işareti de karot numunelerin yapıya zarar verdiğine dair hatalı kanıdır. Yani donatı kesilmez açılan boşluk yüksem mukavemetli harç ile kapatılır yapısal bir hasar olmaz. Bu numuneler laboratuvar ortamında teste tabi tutularak yapının beton basınç mukavemeti belirlenir. Akabinde donatıların tespiti yapılır. Asıl olan yapının mevcuttaki durumu olduğu için yapınızın yerinde taşıyıcı sistem rölevesi çıkartılır. Jeoloji ve Yapı laboratuvarlarından gelen veriler ve röleve statik projeye veri olarak girilip 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği uyarınca analizi yapılır. Yapıya ait varsa hasarlar bu analiz sonucunda belirlenir ve güçlendirme mi yapılmalı yoksa yıkılıp tekrar mı yapılması doğru ve ekonomik çözümdür ancak bu yöntem ile belirlenir. Bana en çok gelen sorulardan biri bu işlemlerin maliyeti. Takdir edersiniz ki yapının bulunduğu parselin metrekaresinden, yapının toplam metrekaresi, kat sayısı vs gibi verilerle fiyat değişmektedir. Ancak fikir olması açısından söylüyorum. Fethiye 2 katlı ortalama metrekarede bir yapı için yaklaşık 25 bin civarındadır.

Bu yöntem mal sahiplerinin karar verip yapması gereken ileri düzey yöntem. Ancak az önce söz ettiğim hızlı gözlem tekniği performans analizden çok daha hızlı, çok daha az maliyetli bir ön gözlem yöntemidir.

 

-Hızlı gözlem tekniğinin sonuçları sağlıklı mıdır?

1999 Marmara ve akabinde İzmir depremlerinden sonra kullanıldı ve bu programlar rüştünü ispatladı. 1999 depremi sonrası İstanbul, İstanbul Teknik, Boğaziç, ODTÜ gibi pek çok üniversite deprem riski açısından mevcut yapı stokunun hızlı, doğru, kişisel görüşten uzak tespiti için pek çok program geliştirdi. 1999 da ben de Avcılar’da yaşıyordum ve İstanbul Üniversitesinde araştırma görevlisiydi yani bu çalışmaların birebir içerisinde yer aldım. Yöntemden kısaca bahsedersem; teknik personel tarafından yapı yerinde inceleniyor. İleri gözlemde olduğu kadar detaylı taşıyıcı sistem rölevesi, karot alınması vs yok. Basit bir şema, beton test çekici ile betona dair veri, kapalı çıkmanın olup olmadığı, bina kullanım sınıfının ne olduğu, düzensizliklerin olup olmadığı, kat sayısı vs bilgilerinin olduğu bir form teknik personel tarafından dolduruluyor. Daha sonra durum tespitine dair az önce söz ettiğim programa yüklüyorsunuz. Analizini yapıyorsunuz. Analiz sonucunda yapıya dair dayanıklıdır, değildir, risklidir değildir gibi bir ibare çıkmıyor. Kimi programda sıfırla yüz arasında bir barem belirliyor, kimisinde iyi kötü orta diye çıktısı alınıyor. İncelenen yapının rakamı düşük çıktıysa ya da kötü ise yerel yönetim yapı sahibine “sizin yapınızda risk olabilir ileri gözlem tekniğiyle analizini yaptırtın” diye tavsiye kararının belirtilmesi gerekiyor. İşte bu aşamada az önce anlattığım mal sahiplerinin yaptırması gereken ileri düzey analiz yöntemi yani performans analiz devreye giriyor.

Burada esasen yaptırım olmak zorunda değil. Kaldı ki yapıya ait veriyi mal sahibi ile paylaşmak esas tutulmalıdır. Burada her belediyenin odalar ile yaptığı protokoller farklılık gösteriyor. Maliyeti kamu yararı sayan belediye de mevcut minimum da tutarak merak eden mal sahibi belediyeden raporu talep etsin diyerek minimum da olsa ücret talep eden belediye de bulunmakta.

Yöntem ne olursa olsun Türkiye genelinde ivedilikle özellikle eski ve yoğun yapılaşmanın olduğu mahallerden başlanarak deprem esnasında 1. Derece öneme sahip kaymakamlık, karakol, okul, hastane, itfaiye gibi binaların hızlı gözlem tekniği ile analizinin yapılması mevcut yapı stoğu envanterinin oluşturulması gerekiyor.

-Fethiye’de ciddi sayıda kaçak ve ruhsatsız yapı var, bu konuda deprem riski açısından neler söylersiniz?

-Bu durum Fethiye özelinde değil ne yazık ki Türkiye genelinde bir durum. Genel anlamda bakmak gerekirse İmar barışına giren yapılar risklidir diyebilirim. Mühendislik hizmeti almaksızın mal sahibinin beyanına bırakılan bir yapıda güvenlikten söz etmek mümkün değil. Depremi yaşamamış olsaydık ikinci bir imar barışı çıkmış olacaktı. Oy kaygılarının olduğu hiçbir mekanizmada kaçağın tam olarak önüne geçmek mümkün olmayacaktır sistemin kökten değişmesi ile mümkün ancak. Ne yazık ki şöyle bir gerçek de var kaçak olarak nitelendirdiğimiz yapıların sahipleri mutlaka eş dost bir tanıdık bulup bir proje çizdiriyor kaçak yapısına, elle karılan beton da kalmadı hazır beton ama her koşulda yerinde denetimi olmayan ustanın insafına kalmış yapılar. Asla aklamak için demiyorum  kesinlikle kaçak ve ruhsat eklerine aykırı yapı yapılmamalı lütfen yanlış anlaşılmasın sadece deprem riski açısından diyorum bu açıdan korkunuz ne derseniz 1999 öncesi yapılar beni daha çok korkutuyor.

 

-Aynı şekilde yapılara sonradan yapılan ilaveler var, bunlar yapıyı nasıl etkiler?

-Biraz önce de söz ettiğim gibi ruhsat eklerine aykırı dediğimiz durum. Binayı da insan gibi düşünün. Kollar, bacaklar, kafa denge unsuru olan düğüm noktaları ve bir ağırlık merkezi var. İskan ruhsatını aldıktan sonra yapılan yapısal müdahaleler  kolon kesilirse, pencere açılırsa, balkonlar içeri alınırsa bu denge bozulur. Benzer şekilde Çelik profiller ile binaların büyütülmesi, ilaveler yapılması binanın deprem riskini artırdığı gibi, dayanımını da düşürür. Özetle her türlü yapısal müdahale ve ilave yapının deprem riskini arttırır. Bence 3-5 senede bir yapılar denetimden geçmeli. Araç vizesi gibi düşünün oturma ruhsatı alan her yapı 3 senede bir vize denetimine tabi tutulsa ve yaptırımı olsa çok etkili olacağı kanısındayım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ