Anahtar Parti Muğla Kadın Kolları İl Başkanı Çiğdem Karacabey, yaptığı çarpıcı açıklamayla Türkiye’de artan ahlaki ve vicdani çöküşe dikkat çekti. “Kadının Sessiz Çığlığı, Toplumun Vicdanı ve Karanlıkla Mücadelemiz” başlıklı değerlendirmesinde Karacabey, yaşanan şiddet, istismar ve toplumsal yozlaşmanın temelinde kadının siyasetten ve karar alma mekanizmalarından dışlanmasının yattığını vurguladı.   Karacabey açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bu topraklarda her yeni gün, bir kadının sessiz çığlığı, bir çocuğun gözyaşı, bir hayvanın can havliyle başlıyor. Yaşadığımız bu zaman, sadece ekonomik değil; ahlaki ve vicdani bir çöküş zamanıdır. Cinayetler, istismarlar, şiddet ve en çok da sessizlik, insanlığımızı kuşatma altına almış durumda.” Karacabey, bu karanlık tablonun merkezinde kadınların olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: “Kadın, susturulmuş sesiyle, bastırılmış emeğiyle, görmezden gelinen varlığıyla bu çöküşün ortasında dimdik duruyor. Oysa kadın sadece evin değil, bir toplumun omurgasıdır. Kadın sadece çocuk doğurmaz; bir milletin vicdanını doğurur. Kadın sadece şefkat taşımaz; adaleti ve değişimi taşır.”   Yaşanan yozlaşmanın kaynağını siyasi ve toplumsal yapıdaki erkek egemen anlayışa bağlayan Karacabey şu ifadeleri kullandı: “Bugün yaşadığımız yozlaşma, sadece sokaktaki suçluların değil; kadını siyasetten, yönetimden, karar alma mekanizmalarından uzak tutan zihniyetin eseridir. Kadın eli değmeyen bir yönetim merhametsizdir. Kadın sesi olmayan bir siyaset vicdansızdır. Kadın yüreği olmayan bir toplum ise zalimleşmeye mahkûmdur.” Sokak hayvanlarına yönelik artan şiddete de değinen Karacabey, geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olayı hatırlatarak şunları söyledi: “Sokakta bir köpek taşlanıyor, bir kedi yakılıyor. Geçtiğimiz günlerde çocuklar bir kedinin üzerine benzin döküp yaktı. O çocuğu yetiştiren bir anne var. Ama belki de o annenin yetişmesine izin verilmemiş bir kadınlığı var. Merhametin yerini öfkenin, sevgiyi beslemenin yerini ekran bağımlılığının, eğitimin yerini ilgisizliğin aldığı bir toplumdayız.” Kadının rolünü yeniden tanımlamak gerektiğini ifade eden Karacabey, sözlerine şu şekilde devam etti: “Kadın yalnızca bir çocuğu değil, bir toplumu büyütür. Kadın bilinçliyse çocuk da vicdanlıdır. Kadın güçlüyse toplum da dirençlidir. Kadın söz sahibiyse siyaset de adildir. Bu düzen böyle gitmez. Sadece kadınlara değil; çocuklara, yaşlılara, doğaya ve hayvana yönelen bu zulüm zincirini kırmanın yolu, kadını görünür kılmak, sesini yükseltmek ve kadının vicdanını siyasetin merkezine taşımaktır.” Karacabey, son olarak topluma şu çağrıyı yaptı: “Bugün sokakta korkuyla dolaşan kadın, yalnız değildir. Bugün bir parça mama, bir kap su bekleyen sokak hayvanı sahipsiz değildir. Bugün adalet arayan anne, sesini duyuramayan genç kız, geleceğe umutsuz bakan çocuk yalnız değildir. Çünkü artık kadınlar susmuyor. Çünkü biz biliyoruz: Bir kadın sustuğunda toplum susar. Ama bir kadın ayağa kalktığında, bir millet uyanır.”