En baştan söyleyeyim, Botoks bir zehirdir. Clostrudium botulinum adlı bakteri tarafından üretilen ve etkisine maruz kalındığında solunum kaslarını felç ederek ölüme kadar yaşamı tehdit eden bir zehirdir.

Belki hatırlayanınız olacaktır, eskiden de sık sık duyardık, yediği konserveden zehirlendi şeklinde. İşte bu zehirlenmenin nedeni konservenin gerekli hijyen koşullarına uymadan yapılışı esnasında bulaşan ve üreyen Botoks zehiri nedeni iledir. Botoks, dünyanın bilinen en kuvvetli, yani öldürücü zehiridir.  Ancak zamanında teşhis edilen vakalarda antidot uygulaması ile tedavi edilebilir. Çok değil, 30 sene kadar önce bu zehirin etki mekanizmasının bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği bulunmuştur. Gelelim bu çağımızın Botoksomani’sine, bugün milyonlarca insan sırf farklı gözükmek maksadı ile, üstelik hiç de ehil olmayan ellerde ve gayrı sıhhi koşullarda bu zehiri kendilerine vurdurtmakta, bunun için para, zaman ve sağlıklarından olmakta, ülkelerden ülkelere  uzun uçuşları göze almaktadır. 2000’li yılların başında bir Amerika seyahatimde, Miami havaalanından kaldığım otele kadar giderken yol boyu dev reklam panoları le Botox Clinic yazılarını görünce şaşırmıştım, şehrin her yeri ABD ve dünyanın pek çok ülkesinden sırf bu iş için gelen binlerce kişi ile doluydu. Nitekim, ilk olarak 1996 yılında spastik çocukların tıbbi tedavisi amaçlı kullanmaya başladığım ve bu amaçla yurt dışında yoğun eğitimini alıp uygulamasını yaptığım Botoks’un bu hastalıklar dışı ama estetik  amaçlı uygulamalarına ise başından beri mesafeli yaklaştım. O yıllardan bir anım var, ben yoğun Botoks uyguluyordum ve hastalar ilacın parasını düzenlenen rapor ile SGK’dan temin etmekteydi, ama aynı yıllarda estetik amaçlı kullanılan Botoks içinse 3-5 hanım bir araya gelerek 1 flakon alıp bölüşmekteydi, dolayısı ile kutu tanesi o zaman için 1000 dolar karşılığı olan ilaç hastalar için pahalı olmakta ve devlete zarar yazmaktaydı. Ben bu duruma itiraz ederek ilacı getiren firma yetkililerine, tedavi amaçlı kullanılan ve devletin ödediği Botoks’un daha ucuz olması gerektiğini söyledim, tabii ki kabul etmediler. Ben de bu durumu her platformda söyleyeceğim dedim. Olay epey sansasyon yarattı ve o zamanki firmanın Avrupa Satış Direktörü olan Damir adlı Hırvat bir bey sırf bu iş için ABD’den kalkıp beni ziyarete geldi. Onu, masamın önünden hastaları oturttuğum sandalyede karşıladım ve yüzüne karşı  “Botoks’tan kazandığınız her kuruşu misliyle lira olarak geri kaybedeceksiniz “ dedim. Takip eden yıllarda özellikle Amerika’da firmaya karşı pek çok milyonlarca dolarlık tazminat davaları açıldığını izledim ve dediklerim aklıma geldi. Gelelim sadede, Botoksun yan ve istenmeyen etkileri 3 gruba  ayrılır: Kısa vadede Orta vadede Uzun vadede   1.Botoks’un kısa vadede yan veya istenmeyen etkileri. Bunlar daha çok uygulama esnasında yapılan hatalara  bağlıdır, ya gerekli hijyen koşullarına yeterince uyulmamıştır ve uygulanan kas enfekte edilebilir, ya da kas yerine başka dokulara enjekte edilir. Bazen de doz aşımı olur, yapılan ilaç dokular arasında yol alarak istenmeyen yerlere ulaşır, örneğin göz çevresine yapılacakken göz kapağını düşürebilir, ağız çevresine yapılacakken yayılıp yutma kaslarını etkileyebilir. Bir de kullanılan ilacın orijinal olup olmadığı da önemli. Maalesef bugün ülkemizde orijinal ilacı pahalı bulup nereden geldiği belli olmayan kaçak veya sahte  Botoks’ larla, pekçok uygulama yapılmaktadır, bunların ağırlığı da merdiven altı dediğimiz yerlerde olmaktadır. Bu kaçak veya sahte Botoks’ larda ya etki istendiği gibi olmamakta veya pozolojileri ve titrasyonları doğru olmadığı için kolaylıkla doz aşımı olmaktadır. Bunun neticesi kana karışıp ciddi solunum felçleri vakaları sıkça görülmekte ve son yıllarda anestezi ve yoğun bakım kongrelerinde bu vakalar sıkça sunulmaktadır.  
  1. Orta vadede etkileri. Daha önce de bahsedildiği gibi Botoks bir toksin (zehir) olup sinir kas iletim geçişini engellemektedir. Sık yapılan Botoks sonrası kasta inaktivasyon atrofisi gelişmesi neticesi o kas tamamen işlevsiz kalabilir, örneğin göz ve alın çevresi kasları atrofiye uğrarsa göz kısma refleksi zayıflar, kişilerde katarakt ve benzeri durumların görülme olasılığı artar.
İkinci bir durum da tekrarlayan uygulamalar sonrası sinirin kasa yapıştığı yerde blokaj olduğu için, tıpkı suyun önüne çekilen seti akarsuyun aşmaya çalışması gibi, sinir uçlarında yeni filizlenmeler meydana gelir ve etkisi geçince eskisinden daha fazla kasılmalar meydana gelebilir.  
  1. Uzun dönemde görülen yan etkiler ise yeni yeni anlaşılmaya başlanmış olup vücuda uygulanan Botoks’un sinirler yolu ile beyne kadar ulaştığının gösterilmesi olmuştur. Henüz bu etkinin nelere yol açabileceği tam olarak anlaşılabilmiş değildir.
  Sözün özü,  vücudumuz bizlere bahşedilen eşsiz bir mekanizma olup, onunla moda akımlara uyup fazla oynamak doğru değildir.   Dr. Engin Deniz