“Son günlerde Bodrum ve Milas’ın içmesuyu ihtiyacı üzerinden kamuoyunda bilinçli şekilde oluşturulmaya çalışılan algılar ve Dalaman–Akköprü Barajı üzerinden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nü hedef alan haksız ithamlar nedeniyle bu açıklamanın yapılması zorunlu hale gelmiştir.
DSİ’nin görev alanı; su kaynaklarını bilimsel veriler ışığında plânlamak, tahsis etmek ve havza bütünlüğünü korumaktır. Buna karşın, DSİ’nin sorumluluğunda olmayan altyapı yatırımlarının yapılmaması ve mevcut tahsislerin devreye alınmaması, kamuoyuna yanlış biçimde DSİ kaynaklı bir “su krizi” varmış gibi yansıtılmaktadır.
Dalaman Çayı üzerindeki Akköprü Barajı’ndan Milas–Bodrum hattı için talep edilen yıllık 50 milyon metreküp içme suyuna ilişkin DSİ tarafından yapılan açıklamalar; tamamen mevzuat, plânlama esasları ve kamu yararı doğrultusunda yapılmıştır. DSİ, hiçbir kenti ya da bölgeyi diğerine karşı kayıran bir anlayışla hareket etmemektedir.
Öte yandan, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Bodrum Yarımadası için ihtiyaç duyulan içme ve kullanma suyu kaynaklarını yıllar öncesinden plânlamış, tahsis etmiş ve ilgili yerel idarelerin kullanımına sunmuştur.
DSİ tarafından Geyik Barajı ve yeraltı kuyularından alınan suyun Bodrum Yarımadası’na iletilmesi için gerekli tesisler ile Mumcular Barajı inşa edilmiş olup, Ekinambarı Bölgesi’ndeki kaynaklardan MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne yıllık yaklaşık 63 milyon metreküp su tahsisi yapılmıştır. Bu miktar, Bodrum’un yıllık yaklaşık 45 milyon metreküp olan içmesuyu ihtiyacının çok üzerindedir. Ancak bu tahsis bugüne kadar MUSKİ tarafından kullanılmamıştır.
Tahsis edilmiş ancak kullanılmamış kaynaklara rağmen, DSİ tarafından yıllık 13 milyon metreküp ilâve su sağlayacak Bodrum Barajı projesi de plânlanmış; Ekinambarı kaynaklarından tahsis edilen 63 milyon metreküp suyla birlikte Bodrum Yarımadası için yıllık toplam 76 milyon metreküp içme ve kullanma suyu tahsisi de öngörülmüştür.
Bu gerçekler ortadayken, mevcut tahsisler yıllardır devreye alınmamışken DSİ’nin yeni bir kaynaktan tahsis yapmadığı iddiasıyla hedef alınması açık bir algı operasyonudur. Nitekim, sorunun kaynağı DSİ değil, tahsis edilmiş kaynakları kullanmayan ve gerekli yatırımları hayata geçirmeyen yerel yönetim anlayışıdır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, içme ve kullanma suyu için gerekli baraj, isale hattı ve tesislerin kurulmasını, işletilmesini ve suyun halka ulaştırılmasını açık biçimde Büyükşehir Belediyelerinin sorumluluğuna vermiştir.
DSİ, kendisine düşen görevleri eksiksiz şekilde yerine getirmiştir. Sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin, yaşanan sorunları başka kurumlara yükleme çabası tamamen kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir.
Açıkça ifade edilmelidir ki; Bodrum ve Milas’ta yaşanan sorun, su yetersizliği değil, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin plânlama ve işletme yetersizliğidir.”
CHP’den "Su haktır, Muğla susuz bırakılamaz!" açıklaması
En fazla su sıkıntısı yaşanan Bodrum, Menteşe, Marmaris, Datça gibi ilçelerde ve Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde iktidarda bulunan CHP’nin il ve ilçe başkanlıklarında eş zamanlı olarak yapılan “Su haktır, Muğla susuz bırakılamaz!" açıklaması şaşkınlık yarattı
En fazla su sıkıntısı yaşanan Bodrum, Menteşe, Marmaris, Datça gibi ilçelerde ve Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde iktidarda bulunan CHP’nin il ve ilçe başkanlıklarında eş zamanlı olarak yapılan “Su haktır, Muğla susuz bırakılamaz!" açıklaması şaşkınlık yarattı.
Ak Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör’ün 29 Ocak’ta “Muğla’da su krizi yok, yönetim krizi var” açıklaması üzerine CHP Muğla İl Başkanlığı’nın koordinesinde bugün tüm ilçelerde eş zamanlı “Su haktır, Muğla susuz bırakılamaz!" açıklaması yapıldı.
Ortak açıklama şöyle: “Muğla’nın 13 ilçesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Başkanlığımızın eşgüdümünde, ilçe başkanlıklarımız tarafından eş zamanlı olarak okunan bu basın açıklaması; Muğla’da derinleşen su krizine karşı ortak politik duruşumuzu kamuoyuyla paylaşmak amacıyla hazırlanmıştır.
Muğla’da yaşanan su sorunu ne ani bir gelişmedir ne de yalnızca iklim koşullarıyla açıklanabilir. Ortada; yıllardır biriken, bilinçli tercihlerle büyütülmüş yapısal bir yönetim sorunu bulunmaktadır.
Bugün Bodrum’dan Milas’a, Fethiye’den Marmaris’e, Datça’dan Yatağan’a kadar Muğla’nın tamamında yurttaşlarımız, en temel yaşam hakkı olan suya erişimde ciddi güçlükler yaşamaktadır. Bu tabloyu yerel yönetimlerin yetersizliğiyle açıklamak gerçeği çarpıtmaktır.
Gerçek şudur:
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerimiz, sınırlı imkânlara rağmen çözüm üretmek için yoğun bir çaba içindedir. Buna karşın merkezi yönetim, Muğla’nın su ihtiyacını sistematik biçimde görmezden gelmektedir.
DALAMAN ÇAYI GERÇEĞİ
Dalaman Çayı’ndan Bodrum ve Milas’a ulaştırılması planlanan yaklaşık 50 milyon metreküplük su, Muğla halkının yaşamını doğrudan ilgilendiren hayati bir projedir. Yerel yönetimler üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş, teknik ve altyapısal hazırlıklar büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Ancak bu sürece rağmen;
Gerekli idari izinler geciktirilmiş,
Finansman desteği sağlanmamış,
DSİ eliyle yapılan su tahsislerinde kamu yararı yerine sermaye öncelikleri esas alınmıştır.
Termik santrallerin, büyük ölçekli işletmelerin ve rant odaklı projelerin suya erişimi güvence altına alınırken, Muğla halkı susuzluğa mahkûm edilmiştir.
DSİ VE MERKEZİ YÖNETİME ÇAĞRIMIZ
Devlet Su İşleri’nin görevi; suyu adil biçimde dağıtmak, yaşamı öncelemek ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde hareket etmektir.
Bugün DSİ, bu asli görevlerinden uzaklaşmış; siyasal ve ekonomik tercihlerle hareket eden bir yapıya sürüklenmiştir. Bu anlayış değişmeden Muğla’da su sorununun kalıcı biçimde çözülmesi mümkün değildir.
CHP OLARAK TUTUMUMUZ NETTİR
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler;
Suyun bir ticari meta değil, kamusal bir hak olduğunu savunuyoruz.
Yerel yönetimlerin önünü tıkayan merkezi anlayışa karşı duruyoruz.
Muğla’nın suyunun Muğlalıya ait olduğunu açıkça ifade ediyoruz.
Bu doğrultuda;
Dalaman Çayı projesinin önündeki tüm idari ve siyasi engeller derhal kaldırılmalıdır.
DSİ, Muğla’nın gerçek su ihtiyacını esas alan yeni bir tahsis planı hazırlamalıdır.
Merkezi yönetim, Muğla’ya yönelik ayrımcı uygulamalara son vermelidir.
BU SADECE BODRUM’UN DEĞİL, MUĞLA’NIN MESELESİDİR
Bugün Bodrum’da yaşanan susuzluk, yarın Muğla’nın diğer ilçelerinde daha ağır biçimde hissedilecektir. Bu nedenle Muğla’nın 13 ilçe başkanlığı olarak tek ses ve ortak sorumlulukla bu açıklamayı yapıyoruz.
Buradan kamuoyuna bir kez daha açıkça sesleniyoruz:
Su haktır. Yaşam haktır. Muğla susuz bırakılamaz.
Cumhuriyet Halk Partisi, Muğla’da yurttaşlarının yaşam hakkını savunmaya ve bu adaletsiz düzene karşı mücadele etmeye kararlılıkla devam edecektir.”
“MUĞLA’DA SU KRİZİ YOK, YÖNETİM KRİZİ VAR”
Ak Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör’ün 29 Ocak’ta yaptığı “Muğla’da su krizi yok, yönetim krizi var” başlıklı açıklaması da şöyle:
“Son günlerde Bodrum ve Milas’ın içmesuyu ihtiyacı üzerinden kamuoyunda bilinçli şekilde oluşturulmaya çalışılan algılar ve Dalaman–Akköprü Barajı üzerinden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nü hedef alan haksız ithamlar nedeniyle bu açıklamanın yapılması zorunlu hale gelmiştir.
DSİ’nin görev alanı; su kaynaklarını bilimsel veriler ışığında plânlamak, tahsis etmek ve havza bütünlüğünü korumaktır. Buna karşın, DSİ’nin sorumluluğunda olmayan altyapı yatırımlarının yapılmaması ve mevcut tahsislerin devreye alınmaması, kamuoyuna yanlış biçimde DSİ kaynaklı bir “su krizi” varmış gibi yansıtılmaktadır.
Dalaman Çayı üzerindeki Akköprü Barajı’ndan Milas–Bodrum hattı için talep edilen yıllık 50 milyon metreküp içme suyuna ilişkin DSİ tarafından yapılan açıklamalar; tamamen mevzuat, plânlama esasları ve kamu yararı doğrultusunda yapılmıştır. DSİ, hiçbir kenti ya da bölgeyi diğerine karşı kayıran bir anlayışla hareket etmemektedir.
Öte yandan, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Bodrum Yarımadası için ihtiyaç duyulan içme ve kullanma suyu kaynaklarını yıllar öncesinden plânlamış, tahsis etmiş ve ilgili yerel idarelerin kullanımına sunmuştur.
DSİ tarafından Geyik Barajı ve yeraltı kuyularından alınan suyun Bodrum Yarımadası’na iletilmesi için gerekli tesisler ile Mumcular Barajı inşa edilmiş olup, Ekinambarı Bölgesi’ndeki kaynaklardan MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne yıllık yaklaşık 63 milyon metreküp su tahsisi yapılmıştır. Bu miktar, Bodrum’un yıllık yaklaşık 45 milyon metreküp olan içmesuyu ihtiyacının çok üzerindedir. Ancak bu tahsis bugüne kadar MUSKİ tarafından kullanılmamıştır.
Tahsis edilmiş ancak kullanılmamış kaynaklara rağmen, DSİ tarafından yıllık 13 milyon metreküp ilâve su sağlayacak Bodrum Barajı projesi de plânlanmış; Ekinambarı kaynaklarından tahsis edilen 63 milyon metreküp suyla birlikte Bodrum Yarımadası için yıllık toplam 76 milyon metreküp içme ve kullanma suyu tahsisi de öngörülmüştür.
Bu gerçekler ortadayken, mevcut tahsisler yıllardır devreye alınmamışken DSİ’nin yeni bir kaynaktan tahsis yapmadığı iddiasıyla hedef alınması açık bir algı operasyonudur. Nitekim, sorunun kaynağı DSİ değil, tahsis edilmiş kaynakları kullanmayan ve gerekli yatırımları hayata geçirmeyen yerel yönetim anlayışıdır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, içme ve kullanma suyu için gerekli baraj, isale hattı ve tesislerin kurulmasını, işletilmesini ve suyun halka ulaştırılmasını açık biçimde Büyükşehir Belediyelerinin sorumluluğuna vermiştir.
DSİ, kendisine düşen görevleri eksiksiz şekilde yerine getirmiştir. Sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin, yaşanan sorunları başka kurumlara yükleme çabası tamamen kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir.
Açıkça ifade edilmelidir ki; Bodrum ve Milas’ta yaşanan sorun, su yetersizliği değil, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin plânlama ve işletme yetersizliğidir.”
“Son günlerde Bodrum ve Milas’ın içmesuyu ihtiyacı üzerinden kamuoyunda bilinçli şekilde oluşturulmaya çalışılan algılar ve Dalaman–Akköprü Barajı üzerinden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nü hedef alan haksız ithamlar nedeniyle bu açıklamanın yapılması zorunlu hale gelmiştir.
DSİ’nin görev alanı; su kaynaklarını bilimsel veriler ışığında plânlamak, tahsis etmek ve havza bütünlüğünü korumaktır. Buna karşın, DSİ’nin sorumluluğunda olmayan altyapı yatırımlarının yapılmaması ve mevcut tahsislerin devreye alınmaması, kamuoyuna yanlış biçimde DSİ kaynaklı bir “su krizi” varmış gibi yansıtılmaktadır.
Dalaman Çayı üzerindeki Akköprü Barajı’ndan Milas–Bodrum hattı için talep edilen yıllık 50 milyon metreküp içme suyuna ilişkin DSİ tarafından yapılan açıklamalar; tamamen mevzuat, plânlama esasları ve kamu yararı doğrultusunda yapılmıştır. DSİ, hiçbir kenti ya da bölgeyi diğerine karşı kayıran bir anlayışla hareket etmemektedir.
Öte yandan, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Bodrum Yarımadası için ihtiyaç duyulan içme ve kullanma suyu kaynaklarını yıllar öncesinden plânlamış, tahsis etmiş ve ilgili yerel idarelerin kullanımına sunmuştur.
DSİ tarafından Geyik Barajı ve yeraltı kuyularından alınan suyun Bodrum Yarımadası’na iletilmesi için gerekli tesisler ile Mumcular Barajı inşa edilmiş olup, Ekinambarı Bölgesi’ndeki kaynaklardan MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne yıllık yaklaşık 63 milyon metreküp su tahsisi yapılmıştır. Bu miktar, Bodrum’un yıllık yaklaşık 45 milyon metreküp olan içmesuyu ihtiyacının çok üzerindedir. Ancak bu tahsis bugüne kadar MUSKİ tarafından kullanılmamıştır.
Tahsis edilmiş ancak kullanılmamış kaynaklara rağmen, DSİ tarafından yıllık 13 milyon metreküp ilâve su sağlayacak Bodrum Barajı projesi de plânlanmış; Ekinambarı kaynaklarından tahsis edilen 63 milyon metreküp suyla birlikte Bodrum Yarımadası için yıllık toplam 76 milyon metreküp içme ve kullanma suyu tahsisi de öngörülmüştür.
Bu gerçekler ortadayken, mevcut tahsisler yıllardır devreye alınmamışken DSİ’nin yeni bir kaynaktan tahsis yapmadığı iddiasıyla hedef alınması açık bir algı operasyonudur. Nitekim, sorunun kaynağı DSİ değil, tahsis edilmiş kaynakları kullanmayan ve gerekli yatırımları hayata geçirmeyen yerel yönetim anlayışıdır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, içme ve kullanma suyu için gerekli baraj, isale hattı ve tesislerin kurulmasını, işletilmesini ve suyun halka ulaştırılmasını açık biçimde Büyükşehir Belediyelerinin sorumluluğuna vermiştir.
DSİ, kendisine düşen görevleri eksiksiz şekilde yerine getirmiştir. Sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin, yaşanan sorunları başka kurumlara yükleme çabası tamamen kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir.
Açıkça ifade edilmelidir ki; Bodrum ve Milas’ta yaşanan sorun, su yetersizliği değil, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin plânlama ve işletme yetersizliğidir.”
YORUMLAR


