Birkaç gün önce başıma hem üzücü, hem korkutucu ve de enteresan bir olay meydana geldi,. Ne mi oldu, ben akşam üstü Çalış Plajı’nın önündeki gezinti yolundan geçerken aniden üç tane sokak köpeğinin saldırısına uğradım. Köpeklerden bir tanesi de arkadan yaklaşarak sol ayak bileğimi arkadan ısırdı, Allah’tan kalın yürüyüş ayakkabılarım nedeni ile dişlerini hissetmeme rağmen cilde ulaşamadı. Tabii, derhal ayağımı muayene edip olabildiğince çabuk o bölgeyi bol sabunlu su ile yıkadım. Salyanın bulaştığı ayakkabı ve pantolon paçasını da aynı şekilde yıkadım. Bu hadise şimdilik benim başıma gelse de maalesef ne sadece ilk, ne de son olacak gibi görünüyor.  Tüm Türkiye’de olduğu gibi, bölgemizin, hatta dünya turizminin en önemli destinasyonlarından sayılan Çalış ve Ölüdeniz bölgesinde de onlarca, yer yer sürüler halinde başıboş köpek bulunmakta, bu köpekler zaman zaman, özellikle sayıları birkaçı bulunca çeteleşerek nedensizce başta insanlara, kedilere, hatta kuşlara saldırmaktadır. Şehir denilen kavram, insanların rahat ve güvenli yaşaması için insanoğlunun binlerce yıllık tarih süreci içerisinde geliştirdiği ve en başta tehlikelerin en aza indirildiğini kabul ettiğimiz yaşam alanlarıdır. Sahipli evcil hayvanlarımız dışında ki hayvanların, bu köpek, domuz, kurt, at, eşek, aslan olabilir,  yaşaması için değildir. Görülüyor ki özellikle şehirlerimizdeki yürüyüş yollarımız, parklar, piknik alanları, ormanlar, sokaklar ve daha birçok alan maalesef şu anda sayısız sahipsiz başıboş köpek tehdidi altındadır. Biraz rakamlarla, Türkiye’de sadece son yıl hastanelerimize yeni vaka olarak 400 bin adet, ezici çoğunluğu köpekler tarafından olmak üzere hayvan ısırığına bağlı acil başvurusu yapılmıştır.  Sağlık Bakanlığı bu iş için toplam 2,4 milyon insan kuduz aşısı tahsis etmiş ve çoğunu kullanmıştır. Maalesef kuduz  aşısı stoklarımız da azalmış bulunmaktadır. Bölgemizden örnek verirsek, mesela Seydikemer Devlet Hastanesi acil servisine günde ortalama 5  ile 10 arası köpeklerce ısırılma başvurusu gelmekte olup, yeni açılan bir hastane olmasına rağmen sadece 2024 yılı ilk 11 ayında bu rakam 3 bini aşmış bulunmaktadır. Bu vakaların hepsine kuduz aşısı yapılmaya başlanmakta, 3,7 ve 14 günlerde de aşı tekrarlanmaktadır.  Eğer bilinen ve takipli bir hayvansa ve 10 gün içinde kuduz belirtileri görülmemişse 4. Aşı olan 14 . gün aşısı yapılmayabilmektedir. Ülkemiz maalesef insan kuduz vakaları  için tüm dünyada en riskli bölgeler arasında kabul edilmekte ve kırmızı ile işaretlenmektedir. Daha geçen hafta önce Elazığ’da 9 yaşında bir çocuk köpek ısırması sonrası kaptığı  kuduz nedeni ile hayatını kaybetmiştir, gene aynı şekilde Ankara’da 2 vaka köpeklerce ısırılma sonucu kuduz virusnu kaparak hastalanmışlar ve halen yoğun bakımdadırlar. Kuduz maalesef tedavisi olan bir hastalık değildir. Virus vücuda girdikten sonra süratle beyne ulaşmakta ve kişiyi günler içinde öldürmektedir. Bir turizm ülkesi olan Türkiye için başta batı ülkeleri olmak üzere tüm dünyada seyahat uyarısı bulunmaktadır. Düşünsenize ülkemizin turistik bölgelerinden birinde, ki bu Fethiye de olabilir, köpek ısırılması nedeni ile bir insan kuduz vakası meydana görüldüğünü ve bunun dünya basınında yer aldığını, herhalde bu turizm ve buna bağlı sektörler açısından hiç iç açıcı olmayacaktır. Başıboş sokak köpeklerinin bir diğer tehlikesi de,  her tarafa dışkılayarak ve idrarlarını yaparak başta Beyaz Kanser denilen Kist Hidatik parazitini bulaştırmalarıdır.  Kumsallar, çimenlik alanlar maalesef en çok bulaş yerleridir. Çalış plajı gibi yerlerde kumsal ve yürüyüş yolu etrafı daima bu köpek dışkıları ile doludur. Bu parazit 1 yıl kadar canlı kalabilmekte ve el, ayak, ağız ve elbiselerimiz yoluyla bulaşabilmektedir. Düşünsenize kumda oynayan çocuğunuz veya çimlerde yayılan eşiniz bu paraziti bilmeden vücuduna taşıyabilir. Kist Hidatik hastalığı, vücuda girdikten sonra, beyin başta olmak üzere tüm organlarımızda içi sıvı dolu, her an patlayıp kişiyi anaflaksi şokuna sokabilen sayısız kistlere yol açmaktadır ve giderek daha çok görülmektedir. Tedavisi çok zordur ve sıkça ameliyat gerektirir. Dünya da kist hidatik’in en çok görüldüğü ülkelerden biri Türkiye’dir ve tıp literatüründe bu konuda yapılan yayınların ezici çoğunluğu da Türkiye’den çıkmaktadır. Yakın zamanlarda Ankara ve Kocaeli’nde yapılan tarama çalışmalarında lise öğrencilerinde Kist Hidatik testleri %30’a kadar ulaşan pozitiflik göstermişlerdir. Kist Hidatik sadece direk bulaş yolu ile değil, parazitin içme ve sulama sularına karışması ile de yediğimiz, özellikle yeşillik türü gıdalara bulaşmakta ve bu yolla da hızla yayılmaktadır. Başıboş sokak köpekleri, insanlara saldırıp, ısırarak zarar verme, kuduz bulaştırmalarının  yanı sıra trafikte de pek çok maddi, hatta can kayıplı kazalara neden olmaktadır. 2019 – 2023 yılları arasında başta sokak köpekleri nedeni ile toplam 3534 trafik kazası meydana gelmiş, bu kazalarda toplam  55 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 5 binden fazla insanımız ise yaralanmıştır. Son aylarda Denizli, Samsun, Kırıkkale ve Mersin’de köpeklerin neden olduğu trafik kazaları nedeni ile yarım düzine vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Günümüzde, TBMM’de yasalaşan ve 13.12 2024 tarihinde Resmi Gazete de  yönetmeliği de yayınlanarak yürürlüğe giren kanun oldukça olumlu bir kanundur. Her ne kadar bazı çevrelerce katliam kanunu gibi, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunarak kolayca söylevlerle karşı  çıkılsa da, kanunda öldürmek ile ilgili değil, başıboş sokak köpeklerinin sokaklardan barınaklara toplanarak aşılanıp sahiplendirilmesi.  eğer sahiplenilmiyorlarsa yaşam boyu bakılmaları maddelerini içermektedir. Özellikle bölgemizde yoğun yaşayan yabancıların bir kısmı, ülkelerinde tek bir sokak köpeği bulunmaz ve barınağa alınan hayvanlar 1 ay içinde öldürülüyor olmalarına rağmen olay Türkiye’ye gelince tam bir ikiyüzlülük örneği göstermekte ve halkı da yanlış bilgi ve söylevlerle kanunlara ve uygulamalara karşı tahrik etmektedirler. Ha, onlar bu öldürmeyi kibar şekilde, biz bu hayvanları öldürmüyor, uyutuyoruz diyerek de aklımızla dalga geçmektedirler. Bu olayın hayvan sevgisi ile alakası yoktur, hepimizin evlerimizde, bahçelerimizde sahiplendiğimiz, bakımını üstlendiğimiz sevdiğimiz sayısız hayvanlarımız vardır ve hep olacaktır. Sonuçta, Türk halkı en az, medeni kabul edilen batı ülkelerindeki standartlarda güvenli ortamlarda yaşamayı hak etmekte olup, oralarda hangi  yasal uygulamalar var ise,  ama daha insani olanının memleketimizde uygulanması doğru bir karardır. Dr. Engin Deniz