Orhan Okutan / habercitv.com.tr Yazı İşleri Müdürü  

Fethiye’de 2.Etap Sahil Bandı işletmecilerinden oluşan bir heyet AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör’ü ziyaret etti.

Zamanlama tesadüf değil; çünkü bölgedeki işletmelerin imara aykırı fazlalıkları için yıkım baskısının arttığı bir dönemdeyiz. Heyetteki CHP ağırlığı ise işin siyasi boyutunu daha da ilginç kılıyor.   Ekim ayında Fethiye Belediyesinde denetim yapan mülkiye müfettişi, 2. Etap’taki kaçak ilaveler ve kamu alanı işgallerini tek tek tespit etti. Müfettiş gidince saha sakinleşmedi, tam tersine hareketlendi. Siyasi trafik yoğunlaştı; kulisler ısındı.   Tam bu sırada, AK Parti Muğla İl Yönetimi yedek listesinde yer alan Yalçın Coşkun’un da bulunduğu bir grup işletmeci soluğu AK Parti İl Başkanlığında aldı. Ziyaretin içeriğine dair resmi bir açıklama yok; fakat kulislerde konuşulan çok net: Yıkım baskısının Bakanlık düzeyinde durdurulması için destek talep edildi. Heyette ağırlıklı olarak CHP’ye yakın olduğu bilinen işletmeciler var.   Çünkü mesele siyaset değil; kepçe. İşletmelerdeki fazlalıkların yıkılması ve işgal edilen kamusal alanların boşaltılması yönündeki kararların son sözü Bakanlıkta. Yani Fethiye Belediyesinin “göz yumduğu” yılların birikimi, şimdi Ankara’nın önüne gelmiş durumda. İşletmeciler de bunun farkında. Bu nedenle CHP’ye yakın işletmeciler bile “çözümü” AK Parti kanadında arıyor.   Bu tabloyu siyasi sadakat açısından değil, ekonomik hayatta ayakta kalma refleksi olarak okumak daha doğru. Yıkım riski devam ettikçe, “parti mensubiyeti” arka sıralara düşüyor. Kısacası, ortada ideolojik bir yakınlaşma yok; tamamen ticari bir savunma hattı kuruluyor. Ve bu da bize şunu gösteriyor: Sahil bandındaki sorun artık yerelde çözülemeyecek kadar büyümüş durumda.   Önümüzdeki günlerde bu ziyaretlerin daha da genişlemesi sürpriz olmaz. Milletvekilleriyle temaslar, hatta Bakanlık kapılarında yeni görüşmeler gündeme gelebilir. Hatta Aydın Ayaydın’ın kapısı bile çalınabilir. Çünkü süreç artık belediye–işletmeci gerilimini aşmış, doğrudan merkezi idarenin müdahalesini zorunlu kılan bir noktaya gelmiş durumda.   Fethiye uzun zamandır böyle bir tabloyu konuşmamıştı: Kepçe korkusunun siyaseti bile şekillendirdiği bir dönemden geçiyoruz.