Uzman Vaiz Muammer GÖKMEN – Köşe Yazısı   “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” — İnsanı var oluşuyla yüzleştiren ilk hitap… Peki neyi okuyacağız? Kâğıdı mı? Harfleri mi? Yoksa çok daha geniş bir evreni mi?   Okumak, Sadece Gözle Yapılmaz Kur’an’ın ilk emri, sadece bir metni değil; kâinatı, zihni, kalbi, toplumu ve insanın kendi derinliğini işaret eder.   Okumak; görmek, çözmek, fark etmek, idrak etmek demektir.   Bu yüzden çağrı şudur: “Kitabı oku. Kâinatı oku. Kendini oku.”   İnsan: İlahi Bir Metnin Ta Kendisi İnsan bedeni, topraktan gelen elementlerin dokunduğu bir mucizedir: karbon, oksijen, kükürt, fosfor, demir, magnezyum…   Her hücre bir harf, DNA sarmalı ilahi bir cümle, bütün vücut ise “Hakikatin öz fihristi” gibidir.   Bu yüzden büyükler şöyle demiştir: “Kendini bilen Rabbini bilir.”   Hakikatin Kapısı, Bilinçle Açılır Gerçek okumayı sağlayan şey; bilginin çokluğu değil, bilincin temizliğidir.   Kalp arınırsa, zihin berraklaşırsa, insan “şah damarından yakın” olana yaklaşır. Metafizik senkronizasyon dediğimiz o derin temas gerçekleşir.   Kadim Seslerin Aynı Yönü Gösterdiği Yer Hacı Bektaş-ı Veli: “Ne ararsan kendinde ara.”   Yunus Emre: “Tevrat’ı, İncil’i, Zebur’u, Furkan’ı… Hepsinin beyanını vücutta buldum.”   Bu sözler, insanın kendisinin bir kitap olduğunu asırlar önce ilan etmiştir.   Çağın Körleşmesi Bilgi çoğaldı, hikmet azaldı. Ekranlar parlıyor, gönüller kararıyor. Teknoloji çevrim içi, ruh ise çoğu zaman uçak modunda…   Tam da bu yüzden ilk emir, bugün her zamankinden daha hayati:   İKRA — OKU!   Ama önce kendini oku.   Modern Bir Hatırlatma DNA sarmalını okuyabilirsin. Hücrelerinin frekansını duyabilirsin. İç dünyanı çözebilirsin.   Yeter ki “iç bağlantılarını” aç: Wi-fi’ni aç, hakikate bağlan, bilincini aktif hâle getir.   Son Söz Dışarıda aradığın şey, içinde saklı duruyor olabilir. Özüne dön. Kendini okumaya başla. Çünkü en büyük kitap sensin.