MUĞLA BÜYÜKŞEHİR ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR MUSKi sayaç okumalarının özelleştirileceği iddialarına cevap verdiği yazıda, keşke cevap vermeseydiniz dedirtti. Özelleştirme iddialarına verilen cevapta, sayaç okuma işinin özelleştirme değil hizmet alımı olduğu dile getirildi. Hizmet alımı diye açıklanan da, en az özelleştirme kadar kusurlu ve işçiler adına daha kötü bir yöntem olan taşeronlaştırmadır. TAŞERONLAŞMAYI SAVUNAN SOSYAL BELEDİYECİLER Kamuda taşeronlaştırmanın işçilerin hak kaybına maruz bırakıldığı, sırtına binilerek kazanç sağlandığı bilinir. Taşeronlaştırma uygulamaları, örgütsüzlük ile var olan hakların gaspı anlamına gelmektedir. Bu nedenle sosyal ve toplumsal belediyecilikte özelleştirme, taşeronlaştırma yoktur. Özel sektörde iş yapan taşeronlar, belediye ve iktidar kurumlarının koltuğunun altına sıkışmış taşeronlara göre, işçilere sosyal haklarını fazlasıyla tanımaktadır. Çünkü çoğu işçilerine, en az taşeronluğunu yaptığı şirket kadar sosyal haklarını vermektedir. Buna karşı iktidar ya da belediyelerin koltuğuna sıkışmış taşeronluk sisteminde çalışan işçiler, iş güvencesi ve diğer sosyal güvencelerden yoksun olarak, düşük ücretle ve her an işten atılma korkusu ile çalıştırılmaktadır. CHP’li bir belediyede, sosyal belediyecilik ilkelerinin uygulandığı iddiasındaki bir belediyede taşeronlaştırma girişimi, Cumhuriyet Halk Partisinin ilkelerinim çiğnenmesi anlamına gelir. Ki daha kötüsü bunu uygulayanların bu ilkeleri bilmediği anlamına gelir. Bu nedenle belediyelerde hizmet alımı yani taşeronlaşma işçilerin sırtında yükselme anlamına geldiğinden sosyal demokrat belediyecilik yaptığını iddia edenlerin tasvip edeceği bir uygulama değildir. Yapan varsa da solcu ya da sosyal demokrat bakış açısına sahip değildir. Belediye ya da kamu kurum ve kuruluşlarının çoğunda hizmet alım işi olduğunda, genelde adrese teslim ihaleler uygulanır. İhaleyi alacak şirket önceden bilinir. MUSKİ’de de belirlenmiştir, ayarlanmış ihale demiyorum ama genelde böyle oluyor. Umarın taşeronlaşma aşkından vazgeçilir. SULANDIRILMIŞ SOSYAL BELEDİYECİLİK VE MUSKİ ÖRNEĞİ Gelelim MUSKİ’nin su sayacı oluma işini taşeronlaşma gerekçelerine. Su iletim hatlarında yaşanan arıza gibi konularda da hizmet alımı yapıyoruz demişler. Arızaların bir an önce tamir edilmesi gerektiği için, ekipman ve personel yetersizliğinde hizmet alımı yapılabilir. Bu arıza gibi geçici durumlar için söz konusudur. Oysa su sayacı okuma işi, MUSKİ’nin verdiği hizmeti başka şirkete devir işidir, yani hizmet alımı değil taşeronlaştırmadır. Diğer illerde de bu uygulamanın yapıldığını dile getirilmiş. Diğer illerde yapılıyor olması doğru olduğunu göstermez. Sosyal demokrat belediyeciliğe uygun mu değil mi onun değerlendirilmesi gerekir. “Düşünülen çalışma ile sayaç okuma işlemleri Genel Müdürlük tarafından denetlenen ve bağlı çalışan şirket eliyle yürütülerek daha etkili bir hizmet verilmesi amaçlanmaktadır. Şirket bünyesinde çalışacak olan tüm personelin hakları yine şirket tarafından karşılanacak olsa da kurumumuz ihaleyi alacak firmayı denetleyerek işçi haklarını koruyacaktır”. İşçi hakları korunacak deniyor: taşeronla yapılan sözleşmede, çalışma süresine uyulacak, zaman aşımında mesai ücreti yazılacak, işçilerin tüm sosyal hakları verilecek, iş güvencesinin sağlanması yer alacak mı? “Personel eksikliği nedeniyle yapılamayan işlerin hizmet satın alma işi ile yapılması kurumun ciddi miktarda gelir elde etmesini sağlayacağı öngörülmektedir. Öngörünün üstünde bir gelir artışı söz konusu olması durumunda da su satış tarifelerinde istenilen indirimlerin değerlendirilebileceği düşünülmektedir”. Hizmet alımıyla kar edip su fiyatlarında düşüşe bile gidilebilirmiş. Su sayacı okunması nasıl bir işmiş ki koskoca bir kurumu zarar ettirebiliyormuş. Koskoca kurumda çalışanların yapamadığını bir taşeron yapıp, MUSKİ’yi kara geçirip su fiyatlarını ucuzlatacakmış. Peh peh pehhh. MUSKİ’nin personel eksikliği nedeniyle yapılamayan çalışmalar için hizmet satın alınarak yapılacağının belirtilmesi, “Su sayaçları zamanında ve doğru okunmuyor muydu sorusunu akıllara getirdi. Su sayaçlarının zamanından geç okunması, halkın bir yerine ikinci kademeden (1M3 için 28 tl yerine 58) su parası ödemesine neden olur. Bu nedenle de vatandaşlar kullanmadığı suyun ücretini ödeyerek mağdur olur. Bu gelir kaybı değil gelir artışı demektir. Verilen cevaba baktım, emek verip hazırladığım habere baktım, bu cevap için bu kadar uğraşmaya değmez, ama olsun mesleğe saygı, itina göstermeden olmuyor.