Son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaştığımız reklamlar arasında kurban bağışı kampanyaları yer alıyor. İhtiyaç sahiplerine yardım ulaştırma iddiasındaki dernek ve vakıflar farklı kurban bedelleri belirleyerek bağış topluyor. Küçükbaş kurban için 4.750 TL, büyükbaş için 4.300 TL talep eden kuruluşlar olduğu gibi, sabit fiyat uygulayanlar da var. Bu fiyatların hangi kriterlere göre belirlendiği net değil ve her kuruluşun kendi politikası olduğu görülüyor. Birçok kuruluşun topladığı yardımların yerine gidip gitmediği de şüpheli. Toplumun büyük kısmının düşüncesi, yardımların tam anlamıyla yerine ulaşmadığı yönünde. Bunun yanında ülkemizde bu kadar yoksul ve ihtiyaç sahibi insan varken, birçok aile Pazar artıklarıyla yaşamını sürdürürken yurt dışı için bu kadar kampanya düzenlenmesinin de yanlış olduğunu savunanlar da var.   ZENGİN KITANIN İNSANLARI NEDEN YOKLUK İÇİNDE DÜŞÜNEN YOK Ancak burada asıl mesele, kurban bağışlarının büyük çoğunluğunun Afrika ülkelerine yönlendirilmesi. Yardım kampanyalarında, Afrika’daki yoksul insanların fotoğrafları kullanılarak bağışçılar teşvik ediliyor. Fakat zengin Afrika’nın neden yoksulluk içinde bulunduğunu, bunun değişmesi için neler yapılabileceğini düşünen yok. Afrikalı yoksul halkın yılda bir kez yapılan gıda yardımlarından çok, ekonomik ve siyasi bağımsızlığa yönelik desteğe ihtiyacının olduğu göz ardı ediliyor.   BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNE DESTEK VERİLMESİNE İHTİYAÇLARI VAR Dünyanın yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından en zengin kıtası olan Afrika, uzun yıllardır dış güçlerin kontrolü altında bulunuyor. Afrikalıların fakirliği yokluktan değil, sömürülmekten geliyor. Bugün Avrupa ülkelerinin ekonomik gücünün temelinde, Afrika’dan çıkarılan değerli madenler, tarımsal kaynaklar ve iş gücü yatıyor. Bu gerçek göz önünde bulundurulduğunda, kalıcı çözümün sadece bağış yapmak değil, Afrika’nın kendi üretim sistemini oluşturmasına destek vermek olduğu açık.   SÖMÜRÜ DÜZENİNDEN KURTULMALILAR Yılda bir kez kurban yardımı göndererek vicdanları rahatlatmak kısa vadeli bir çözüm olabilir; ancak Afrika halkının insanca yaşayabilmesi için kendi ekonomisini yönetebilmesi, bağımsız üretim sistemleri kurabilmesi ve sömürü düzeninden kurtulması gerekiyor. Bağımsızlık olmadan, yapılan yardımlar sadece geçici bir rahatlama sağlayacaktır. Afrika halkının kalkınması için sürdürülebilir projeler geliştirmek, üretimi teşvik etmek ve ekonomik özgürlüğünü desteklemek daha büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bu noktada, bağış kampanyalarının ötesinde, bölgedeki üretim ve kalkınma projelerine daha fazla önem verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Yardım eli uzatırken, aynı zamanda kalıcı değişimi mümkün kılacak destek mekanizmaları oluşturmak kaçınılmaz bir gereklilik.