“Erozyonla Mücadele Haftası”  etkinlikleri kapsamında Fethiye’de Toprak yürüyüşü düzenlendi. Fethiye’de ilk defa düzenlenen toprak yürüyüşünde; erozyonla mücadelenin önemi vurgulanarak “toprak yoksa su’da yok, su yoksa gıda’ da yok, yaşam’ da yok” denildi.

Beşkaza Meydanı Özer Olgun Kültür ve Sanat Merkezi önünde düzenlenen programda erozyon ile mücadele haftası nedeniyle bilgilendirme ve farkındalık amacıyla stantlar açıldı. Fethiye Orman İşletme Müdürlüğü de stant açarak etkinliğe destek verdi. Kuraklığa ve iklim krizine dikkat çeken Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma (TEMA) Vakfı Fethiye temsilcisi Zeynep Ebru Aksoy “Toprağını koru; yarının suyu, gıdası ve yaşamı güvende olsun. Toprak yoksa su, su yoksa gıda yok. Dünyadaki tatlı suyun yüzde 70’i, ülkemizde ise % 77’si tarımda kullanılıyor. Erozyonla mücadele haftamızın teması; kuraklık ve gıda güvenliğidir. Bu gün erozyonla mücadeleye dikkat çekmek için ilçemizde ilk defa toprak yürüyüşü düzenliyoruz. Fethiye bereketli toprakları olan özel bir bölgedir. Toprağımıza sahip çıkmalıyız, erozyonla mücadele etmeliyiz, ormanlarımızı ve çevremizi korumalıyız” dedi. Zeynep Ebru Aksoy açıklamasında “TEMA vakfı olarak 17–30 Kasım Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında "Toprak Yoksa Su, Su Yoksa Gıda Yok" söylemiyle toprağın su, gıda ve iklimle arasındaki kopmaz bağa dikkat çekiyoruz. Dünyada her saniye 1.260 ton, yani yaklaşık 42 kamyon dolusu verimli toprak erozyonla kaybediliyor. Bu kayıp, yalnızca doğanın değil, yaşamın da kaybı anlamına geliyor. TEMA Vakfı, her yıl Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında toprağı korumanın ve erozyonla mücadele çalışmalarının önemine dikkat çekerken; çevrim içi seminerler, geleneksel toprak yürüyüşleri, stant çalışmaları ve eğitim sunumlarıyla toplumda farkındalık yaratmayı hedefliyor. “TOPRAĞA SAHİP ÇIKMAZSAK, YARININ SUYUNU, GIDASINI VE YAŞAMINI KAYBEDERİZ” Karalardaki tüm yaşam toprağa ve topraktaki suya bağlı, ancak bu yaşam kaynağı hızla tükeniyor. Toprak bozulumunun en yaygın şekli olan erozyon nedeniyle her yıl milyonlarca ton verimli toprak kayboluyor. Ülkemizde her 16 yılda 1 santimetre toprak erozyona uğrarken, 1 santimetre toprağın oluşması 500 yıl sürüyor. Bu tabloya dikkat çekiyoruz. Yalnızca tarım için değil; suyun döngüsü, gıdanın sürekliliği ve iklimin dengesi için de toprak hayati öneme sahiptir. Toprağı korumak demek, yaşamın devamını güvence altına almak demektir. Bugün toprağa sahip çıkmazsak, yarının suyunu, gıdasını ve yaşamını kaybederiz.   “BU HIZLA GİDERSEK TOPRAKLARIN YÜZDE 90’I ZARAR GÖRECEK” Erozyon, toprağın en verimli ve organik madde açısından en zengin kısmını yok ediyor. Bu durum, tarımda ürün kayıplarını yüzde 50’ye kadar artırırken, toprağın su tutma kapasitesini azaltıyor ve kuraklığı derinleştiriyor. Dünya genelinde toprakların yüzde 33’ü bozulmuş durumda; bu hızla devam ederse 2050 yılında bu oran yüzde 90’a ulaşacak. Toprak kaybının tarım verimliliği ve su varlıkları için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Toprağın en verimli kısmı yok olduğunda tarım verimliliği de azalıyor. Bu durum, yoğun kimyasal gübre kullanımı ve daha fazla sulamayla dengelenmeye çalışıldığında ise doğa zarar görüyor. Kimyasal gübreler ve pestisitler toprak ekosistemine zarar verirken aşırı sulama sonucunda dereler, nehirler ve göller kuruyor. “KURAKLIK ARTIYOR, TOPRAK SAĞLIĞI AZALIYOR” Diğer yandan insan kaynaklı iklim değişikliği yağış düzenlerini bozuyor; topraklar her geçen yıl daha fazla kuruyor ve toprak sağlığı azalıyor. Son 30 yılda dünyadaki kurak alanlar, Türkiye’nin beş buçuk katı kadar (4,3 milyon km²) büyüdü.  Türkiye’de ise toprakların yüzde 5,5’i, yani yaklaşık Konya büyüklüğünde bir alan, artık daha kurak bir iklime sahip. Sıcaklığın artması, daha az su ve daha az gıda demek. Topraklarını kaybeden, su varlıkları azalan ve her geçen gün ısınan bir dünyada gıda üretiminin azalması kaçınılmaz görünüyor. Buna karşın nüfus artışıyla gıdaya olan talep de büyüyor; 2050 yılında gıdaya olan ihtiyaç yüzde 50 artacak.   “ÇÖZÜMÜN MERKEZİNDE TOPRAK VAR” Toprak, karbonu depolayarak iklim krizinin etkilerini azaltıyor. Yağışların büyük bölümü yine toprakta birikiyor; pınarları ve akarsuları besleyerek ihtiyaç duyduğumuz suyu sağlıyor. Bu nedenle erozyonla mücadele, iklim değişikliği etkilerinin azaltılmasında kritik rol oynuyor. Sağlıklı topraklar, artan verimle birlikte bereketi büyütüyor. Daha yaşanabilir bir gelecek için toprağın gıda, su ve iklim ile arasındaki bağı doğru anlamak ve bu bağı güçlendirmek zorundayız” dedi. Haber/Foto-Gökhan Ayyıldız