<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haberci TV - Türkiye'den Haberler</title>
    <link>https://www.habercitv.com.tr</link>
    <description>Türkiye'den Haberler. Haberci TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habercitv.com.tr/rss/kose-yazilari" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2026 20:28:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/rss/kose-yazilari"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[EY AHALİ, NE OLACAK MEMLEKETİN HALİ]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/ey-ahali-ne-olacak-memleketin-hali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/ey-ahali-ne-olacak-memleketin-hali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aslında hiç siyasi yazı kaleme alasım yok. Sanki fikirler boşa akıyor, konuşmalar dinlenmiyor, zaman suya düşen yaprak misali suyolunda öylece akıp gidiyor gibi.</p>

<p>Bundan tam 24 sene önce tek başına iktidara gelen Ak Parti tarafından yönetiliyoruz ve yönetilmeye de devam edilecek gibi gözüküyoruz. Arkadaş sohbeti sırasında Özgür Özel’in CHP’ye vedasını ve yeni parti kuruluşunu konuşuyorduk. Vayyy be ne partiymiş dedim, o gelmeden koalisyonlar çok renkli partiler vardı, yarış vardı partiler arası. ANAP kalmadı, DYP kalmadı, DSP kalmadı, Genç Parti Kalmadı, Demokrat Parti kalmadı . yeni partiler kuruldu ve yine olmadı. Birkaç parti birleşti yine olmadı. Rakip MHP inanılmaz sert muhalefet yapıyordu yandaş oldu. İYİ parti Meral Akşener ile muhalif oldu, tutmadı. Muharrem İnce sanki tek rakip adaymış gibi mikrofonlarda “Muharrem Muharrem” diye seslendi sayın Cumhur Başkanımız ve Ak Parti Genel Başkanı R.Tayyip Erdoğan ve Muharrem efsanesi de bitti. Saydıklarım sayamadıklarım bir şekilde sahalardan çekildi. Bazen kasetle, bazen mallarına el konularak, bazen farklı kaybedişlerle ama hepsi tarihin tozlu sayfalarına gömüldüler.</p>

<p>Bu süreçte pek çok yeni partiler kuruldu ama baraj altı parti olmaktan öteye maalesef gidemediler. Güçlü sayılabilecek rakipler bir bir silinirken baktık ki sahada bir Ak Parti birde CHP kaldı. Bu sene hepimiz Mutlak Butlan diye bir terimden haberdar olduk. CHP kongresi yeniden tekrarlanmasına rağmen hiç yapılmamış kabul edildi. Eski Başkan Kemal Kılıçtaroğlu eski koltuğuna atanarak geri geldi. Parti içi mücadele sonuç vermedi ve Özgür Özel ve ekibi yani CHP’nin %50 sinden fazlası partiyi terk edip başka parti kurma kararı aldı. Böylece son rakip de Kılıçla bölünmüş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>26 yaşında bir gencimiz bu gün seçim olsa ben oyumu Ak Partiye veririm dedi. Bende ona sordum, beğeniyor musun partiyi? … “Aslında ekonomiyi iyi yönetemediklerini düşünüyorum, işsizlik de canımı sıkıyor, başka ülkelerin yaşam koşullarını da internetten takip ediyorum bize göre çok daha iyi durumdalar. Eğitim sistemi de çok başarılı değil” dedi bana.</p>

<p>Ben de ona madem bunlardan hoşnut değilsin neden beğenmediğin bir partiye oy vermeyi düşünüyorsun, dedim. … “ya kötü de yönetseler nasıl yönettiklerini biliyorum, diğerlerini bilmiyorum” dedi. Evet işte bu! Sen 2 yaşındaydın mevcut yönetim başa geldiği zaman. Tam 24 senedir tek gördüğün yönetim de bu. Haklısın dedim. Şimdi geçmişi bilen insanlara durum izah etmek zorken, ülkenin yüzünü bir an önce üretime dönmesi gerek yoksa tükeneceğiz, dışa bağımlı bir ülke olduk her şeyimiz ithal, ormanlarımız yok oldu, tarım bitmek üzere, hayvancılık can çekişiyor, elalem yapay zekayı ameliyatta bile kullanıyor, biz sınava okunmuş pirinç yutarak gidiyoruz, millet uzayı keşfediyor bizde daha oturduğu ilçenin dışına çıkmamış insanlar güruhu var, yeraltı kaynaklarımız, coğrafi konumumuz şahane, tarihimiz eşsiz ama biz bunların hiç birine sahip çıkamıyoruz. Kendi yerel turistimizi bile komşu ülkelere kaptırdık. Vs…. bu konu sakız gibi uzar gider de bunları anlatıp kabul ettirememişiz, yeni nesil başka yönetim görmemiş gençlere bunları nasıl anlatacağız ki.</p>

<p>Artık çok da mevzu bahis olmayan o eski sohbetlerde konuşulan “ne olacak bu memleketin hali” konu başlığı bile bayatladı. Ama siz bu yazımı okuyanlar yine de bu konuyu gündem yapın aranızda “sahi ahali, ne olacak bu memleketin hali?”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/ey-ahali-ne-olacak-memleketin-hali</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/habercitv-com-tr/uploads/2026/07/coban-yildizi-1.jpg" type="image/jpeg" length="66216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutlak Butlana Benim Bakışım]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/mutlak-butlana-benim-bakisim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/mutlak-butlana-benim-bakisim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38'inci Olağan Kurultayı'na ve 6 Nisan 2025 21. Olağan dışı Kurultay’da ilişkin açılan davada kritik gelişme yaşandı. CHP mutlak butlan davasında karar çıktı:</p>

<p><strong>Mahkeme, kurultayın mutlak butlan kapsamında iptaline hükmederken, Özgür Özel ve mevcut parti yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırıldı. Kararın ardından Kemal Kılıçdaroğlu ve eski yönetiminin görevi devralacağı belirtilirken, CHP’de kriz daha da derinleşti. </strong></p>

<p>Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.</p>

<p>Kurultayın iptali kararı sonrasında aslında yargıtay yolu açık olsa da tedbir kararının onaylanması sayesinde kurultay öncesi eski yönetim yediden görevlendirilmiş oldu. Tedbir kararı onaylanmasa ve sadece kurultay iptal olmuş olsaydı Yargıtay süreci devam ederken Özgür Özel ve ekibi göreve devam edecekti. Aslında bu tarz bir durumda genellikle Kayyum ataması öngörülebilir fakat mahkeme b unun yerine bir önceki dönem yönetimin yeniden görevlendirilmesine karar verdi. Mahkemece atanan Kılıçtaroğlu kamu görevlisidir desek yerinde bir tabir olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>38. Kurultayın iptali için dava açıldığı süreçte yapılan ve adına İrade Milletindir denilen 21. Olağan dışı Kurultay’da iptal kararına dahil edildi. Yani İradenin Milletin olmadığı tescillendi.</p>

<p>Şimdi hep birlikte gözlemleyeceğiz bu siyasi gelişmelerin yansımaları nasıl olacak diye. Yine ekonomik gündemden uzaklaşılıp siyaset arenasına dönecek gözler. Ve yine çözüm üretmekten uzaklaşıp siyasi gladyatörlerin savaşını izleyeceğiz. Keşke bu koltuk savaşlarının olmadığı öneriler ile daha güzel yarınlara odaklandığımız, sen ben ayrımı yapılmadan biz kavramı ile yönetildiğimiz, gerek siyasi gerekse ekonomik istikrar olan bir ülke haline gelebilsek. Umutlarımı heybemde barındırmaya devam ederek gündemi takip edeceğim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/mutlak-butlana-benim-bakisim</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/habercitv-com-tr/uploads/2026/05/coban-yildizi-1024x660.jpg" type="image/jpeg" length="97871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“On Geceye Yemin”: Arefe ve İnsanın Kendini Tanıma Yolculuğu]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/on-geceye-yemin-arefe-ve-insanin-kendini-tanima-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/on-geceye-yemin-arefe-ve-insanin-kendini-tanima-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kur’an’da dikkat çeken ayetlerden biri, Fecr Suresi’nin başlangıcındaki o derin hitaptır:<br />
“Fecre andolsun, on geceye andolsun…”</p>

<p>Asırlardır müfessirler bu “on gece”nin hikmetini düşünmüşlerdir. İslam geleneğinde güçlü yorumlardan biri, bunun Zilhicce’nin ilk on günü olduğudur. Ve o on günün zirvesinde bir gün vardır ki; sadece takvimde bir tarih değil, insan ruhunun aynaya baktığı büyük yüzleşme anıdır: Arefe…</p>

<p>Bugün milyonlarca hacı, Arafat’ta vakfeye duruyor. Eller semaya açılıyor. Diller dua ediyor. Ama belki de asıl büyük yolculuk, insanın kendi içine yaptığı yolculuktur. Çünkü Arafat’ın kökü “marifet”, yani bilmek, tanımak, fark etmek anlamlarıyla buluşur. İnsan orada sadece Rabbini değil, kendisini de tanımaya başlar.</p>

<p>Rivayetlerde Hz. Adem ile Hz. Havva’nın yeryüzünde buluşmasının Cebel-i Rahme civarında gerçekleştiği anlatılır. Bu yüzden orası sadece bir coğrafya değildir; insanlığın yeniden birbirini bulma hafızasıdır.</p>

<p>Belki de Arefe’nin en büyük sırrı burada saklıdır:<br />
İnsan önce kendinden uzaklaşır, sonra kendini aramaya başlar.</p>

<p>Modern çağın insanı bilgiye ulaştı ama hikmete uzak düştü. Parmaklarımız ekranlarda hızlı, fakat ruhlarımız yorgun… Her şeyi görüyoruz ama kendimizi göremiyoruz. İşte Arefe günü tam bu noktada bir bilinç çağrısına dönüşüyor.</p>

<p>Çünkü Arefe, insanın kendine şu soruları sorduğu gündür:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Ben kimim?”<br />
“Nereye koşuyorum?”<br />
“Kalbim hangi yükleri taşıyor?”<br />
“Ruhum neyi özlüyor?”</p>

<p>Bugün şehirler ışıklarla dolu olabilir; fakat insanın iç dünyası karanlığa gömülmüşse modernlik eksik kalır. Fecr Suresi’ndeki “fecr”, yani tan yerinin ağarması, belki de insanın içindeki karanlığın aydınlanmasıdır. Arefe ise o içsel fecrin eşiğidir.</p>

<p>Hacıların beyaz ihramlarla Arafat’ta duruşu, makamların, unvanların, servetlerin eridiği büyük eşitlik sahnesidir. Patron da aynı kumaşı giyer, işçi de… Profesör de aynı toprağa basar, çoban da… Çünkü insan en sonunda sahip olduklarıyla değil, taşıdığı bilinçle ölçülür.</p>

<p>Arefe günü biraz da “dünyanın gürültüsünü susturma” günüdür. Kalabalığın ortasında kendi sesini duyabilme cesaretidir. Belki de bu yüzden dualar bugün daha içten yükselir. Çünkü insan, maskelerinden arındığında duası hakikate yaklaşır.</p>

<p>Ve belki en büyük gerçek şudur:<br />
İnsan kendini tanımadan ne dünyayı anlayabilir ne de Rabbini…</p>

<p>Arefe, işte bu yüzden sadece bir gün değil; insan ruhunun farkındalık eşiğidir.<br />
Bir duruş…<br />
Bir arınış…<br />
Bir hatırlayış…</p>

<p>Fecrin ilk ışığı gibi, insanın kendi içine doğduğu an…</p>

<p>Muammer GÖKMEN</p>

<p>Uzman Vaiz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/on-geceye-yemin-arefe-ve-insanin-kendini-tanima-yolculugu</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/habercitv-com-tr/uploads/2026/05/m-gokmen-1-1024x539.jpg" type="image/jpeg" length="96542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[90 Dakikalık Maçtan Ömür Sahasına]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/90-dakikalik-mactan-omur-sahasina</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/90-dakikalik-mactan-omur-sahasina" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğlaspor, Mardin Spor, Engeller ve İnsanlığın Gönül Ligi

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><br /> <br /> Futbol, yalnızca futbol değildir.<br /> Bir topun peşinden koşan 11 adam değil sadece…<br /> Muğla’nın yeşiliyle Mardin’in taş sokakları aynı duyguda birleşti o akşam. Bir tarafta Ege’nin serin rüzgârı, diğer tarafta Mezopotamya’nın kadim sesi… Ama tribünlerde aynı cümle yankılandı:<br /> <br /> “Başardık…”<br /> <br /> İnsan hayatı da biraz böyledir aslında.<br /> 90 dakikalık bir maç gibi başlar ömür.<br /> İlk düdük doğumdur.<br /> Son düdük ise ölüm…<br /> <br /> Kimi insan dünya sahasında çok gol attığını sanır; makamlar kazanır, paralar biriktirir, alkışlar toplar. Ama maç bitince tabelaya dünya değil, vicdan yazılır.<br /> <br /> Asıl soru şudur:<br /> Yaradan’ın katında hangi ligdesin?<br /> <br /> Kalbimizi kibirden arındırarak kullukta Süper Lig’de olabildik mi?<br /> Kupalar kaldırmak kadar değerli bir yetimin başını okşadık mı?<br /> Tribünleri coşturduğumuz gibi yürekleri coşturabildik mi?<br /> <br /> Hayatın görünmeyen puan cetveli vardır.<br /> Orada averaj; merhamettir.<br /> Gol krallığı; iyiliktir.<br /> Kırmızı kart; kul hakkıdır.<br /> Şampiyonluk ise temiz bir kalple huzura çıkabilmektir.<br /> <br /> Bu hafta aynı zamanda Engelliler Haftası…<br /> Belki de hayatın en büyük dersi burada gizli.<br /> <br /> Çünkü gerçek engel bazen ayakta yürüyememek değil;<br /> Vicdanla yürüyememektir.<br /> Gerçek engel bazen gözlerin görmemesi değil;<br /> Kalbin merhameti görememesidir.<br /> Ve bazen insanın önündeki en büyük duvar, kendi zihnidir.<br /> <br /> “Engeller zihindedir” sözü sadece bir slogan değildir.<br /> Toplumun aynasıdır.<br /> Bir insanın bedeni eksik olabilir ama umudu tamdır.<br /> Bir insanın adımları yavaş olabilir ama kalbi herkesten hızlı koşabilir.<br /> <br /> Nice insanlar vardır; bedensel engeli vardır ama ruhu dağlar kadar güçlüdür.<br /> Nice insanlar da vardır; bedeni sağlamdır ama sevgiyi, empatiyi ve insanlığı kaybetmiştir.<br /> <br /> Bugün tribünlerde coşuyoruz…<br /> Ama keşke hayatın tribünlerinde de birbirimizi alkışlamayı öğrenebilsek.<br /> Bir engelli bireyin önüne kaldırım değil umut koyabilsek.<br /> Onları acınacak insanlar gibi değil, hayatın gerçek mücadele kahramanları olarak görebilsek…<br /> <br /> Belki de asıl şampiyonluk budur.<br /> Bir insanın başka bir insanın hayatını kolaylaştırabilmesi…<br /> <br /> Belki de bu yüzden futbolu seviyoruz.<br /> Çünkü içinde hayatın özü saklı…<br /> Düşmek var.<br /> Ayağa kalkmak var.<br /> Sabretmek var.<br /> İnanmak var.<br /> Ve son dakikaya kadar mücadele etmek var…<br /> <br /> Şimdi Muğla’da da Mardin’de de çocuklar top oynarken başka hayaller kuracak. Belki bir gün formalarını giyip sahaya çıkacaklar. Kardeşlik köprüleri kurulacak. Keşke onlara sadece maç kazanmayı değil, centilmenliği, Kardeşliği, insane kalabilmeyi de öğretebilsek.<br /> <br /> Çünkü ömür dediğimiz karşılaşmada herkes bir gün soyunma odasına dönecek.<br /> <br /> Ve o gün sorulacak tek soru belki de şu olacak:<br /> <br /> “Dünya sahasında oynadın…<br /> gönül liginde kaç puanın vardı?</p>  <p class="MsoNoSpacing">Peki Rahman’ın kulluk liginde süper ligdemisin?</p>  <p class="MsoNoSpacing">Hayeller engelsizdir. Engelsiz yarınlara…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p class="MsoNoSpacing">Muammer GÖKMEN</p>  <p class="MsoNoSpacing">Uzman Vaiz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/90-dakikalik-mactan-omur-sahasina</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 20:24:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1778790605-655df.jpg" type="image/jpeg" length="41207"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANA: Bir Milletin Hafızası, Bir İnsanın İlk Vatanı]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/ana-bir-milletin-hafizasi-bir-insanin-ilk-vatani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/ana-bir-milletin-hafizasi-bir-insanin-ilk-vatani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı kelimeler vardır; sadece bir sözcük değildir.
]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Bir medeniyet taşır.<br /> Bir hafıza taşır.<br /> Bir ruh taşır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">“Anne” işte böyle bir kelimedir.<br /> Belki de bu yüzden dilimizde en büyük kavramların başına “ana” gelir:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Anadolu…<br /> Anavatan…<br /> Ana dil…<br /> Ana yurt…<br /> Ana damar…<br /> Ana kaynak…</p>  <p class="MsoNoSpacing">Çünkü insanlık, özü anlatmak istediğinde “ana” kelimesine sığınır.<br /> Zira “ana”, başlangıçtır.<br /> Kök’tür.<br /> Merkez’dir.<br /> Hayatın ilk evidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p class="MsoNoSpacing">Arapçada “ümm” kelimesi de aynı derinliği taşır. “Ümmü’l-kitap” denildiğinde kitabın özü, kaynağı anlaşılır. Çünkü anne sadece doğuran değildir; varlığı anlamlandıran ilk rehberdir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Belki de Efendimiz’in;<br /> “Cennet annelerin ayakları altındadır”<br /> hadisi yalnızca ahirete dair bir müjde değil, dünyanın içine bırakılmış büyük bir medeniyet şifresidir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Çünkü insanın dünyadaki ilk cenneti çoğu zaman annesinin merhametidir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bir çocuk doğduğunda henüz konuşamaz.<br /> Ama annenin sesini tanır.<br /> Henüz yürüyemez.<br /> Ama annenin kalbinde güvenle taşınır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">İsviçreli psikolog Jean Piaget, çocuğun dünyayı önce somut güven duygusuyla anlamlandırdığını söyler. Sevgi, temas, korunma ve şefkat; çocuğun zihinsel haritasını oluşturur. İşte o haritanın merkezinde çoğu zaman anne vardır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Anne, çocuğun ilk öğretmenidir.<br /> Ama sadece konuşmayı öğretmez.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Hayata güvenmeyi öğretir.<br /> İnsanı öğretir.<br /> Vicdanı öğretir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bir bebeğin ağladığında kucağa alınması, onun zihninde şu cümleyi kurar:<br /> “Dünya güvenli bir yer…”</p>  <p class="MsoNoSpacing">İşte dünyadaki ilk cennet hissi tam da burada başlar.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Belki bu yüzden “ana” kelimesi sadece bireyi değil, toprağı da tanımlar.<br /> “Anadolu” deriz mesela…</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu topraklara neden “Ana-dolu” denmiştir hiç düşündük mü?</p>  <p class="MsoNoSpacing">Çünkü Anadolu, yüzyıllardır insanları bağrına basan büyük bir ana gibi görülmüştür.<br /> Acıya rağmen merhamet üreten…<br /> Göçlere rağmen insan saklayan…<br /> Yorulanı dinlendiren…<br /> Düşeni kaldıran bir medeniyet coğrafyası…</p>  <p class="MsoNoSpacing">Aynı şekilde “anavatan” dediğimizde de sıradan bir toprak parçasını kastetmeyiz. Çünkü vatan, insanın ruhunu taşıyan ana kucağı gibidir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">İnsan nasıl annesinin kokusunda huzur bulursa, milletler de vatanlarında kimlik bulur.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu yüzden ana fikrini kaybeden toplumlar zamanla yönünü kaybeder.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün modern dünya tam da böyle bir kırılmanın içinden geçiyor.<br /> Teknoloji büyüyor ama temas azalıyor.<br /> Evler genişliyor ama gönüller daralıyor.<br /> Çocukların elinde tablet var ama gözlerinde eksik kalan bir sıcaklık hissediliyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Eskiden çocuk düştüğünde annesine koşardı.<br /> Bugün çoğu çocuk yalnızlığını ekranlara anlatıyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Dijital çağda annelik artık sadece büyütmek değildir;<br /> ruh korumaktır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Çünkü algoritmalar yalnızca içerik taşımaz; karakter de inşa eder.<br /> Ekranlar yalnızca görüntü vermez; kişilik de şekillendirir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu yüzden bugün annenin evladıyla kurduğu göz teması, belki de çağın en büyük direnişidir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Çünkü çocuk önce annesinin yüzünde kendini görür.<br /> Sonra dünyayı tanımaya başlar.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Belki insanın en büyük yalnızlığı da burada başlıyor:<br /> Ana sıcaklığından uzaklaşmak…</p>  <p class="MsoNoSpacing">Oysa insan ruhu ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin, içinde hâlâ aynı şeyi arıyor:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Sığınılacak bir merhamet limanı…</p>  <p class="MsoNoSpacing">Ve anne, insan ruhunun ilk limanıdır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu yüzden annelik sadece aile meselesi değildir;<br /> medeniyet meselesidir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bir toplum annelerine ne kadar değer veriyorsa, geleceğine de o kadar değer veriyordur. Çünkü anne sadece çocuk büyütmez; insan yetiştirir. İnsan ise toplumun kaderini belirler.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Belki de “ana” kelimesinin bütün kutsallığı burada gizlidir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">İnsan ilk huzuru annede bulur.<br /> Millet ilk kimliğini anavatanda bulur.<br /> Ruh ilk dilini anne duasında öğrenir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Ve insan hayat yorunca, farkında olmadan yine aynıyeredönmekister:belki de dünyadakigerçekCennet;insanınkendisinikoşulsuzsevildiğibiryürektebulabilmesidir.Oyüreğin adı çoğuzaman “anne”dir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bir annenin merhametine…<br /> Bir anavatanın sıcaklığına…<br /> Bir Anadolu şefkatine…</p>  <p class="MsoNoSpacing">MuhammerGÖKMEN</p>  <p class="MsoNoSpacing">Uzman Vaiz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/ana-bir-milletin-hafizasi-bir-insanin-ilk-vatani</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 20:04:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1778443527-b11d5.jpg" type="image/jpeg" length="22109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Galatasaray şampiyon, Fenerbahçe’de sezon bitti ama kriz bitmedi]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/galatasaray-sampiyon-fenerbahcede-sezon-bitti-ama-kriz-bitmedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/galatasaray-sampiyon-fenerbahcede-sezon-bitti-ama-kriz-bitmedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk futbolunda bir sezon daha geride kaldı.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Ama bazı sezonlar sadece puan tablosuyla bitmez. Bazı sezonlar, kulüplerin yönetim aklını, saha planını, kriz refleksini ve gerçek kapasitesini ortaya koyar.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu sezon yine aynı hikaye tekerrür etti.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Galatasaray şampiyon oldu. Fenerbahçe ise yine sezonu ikinci bitirdi.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Yani değişen takvim oldu, değişen kadrolar oldu, değişen başkanlar oldu, değişen teknik adamlar oldu; ama Fenerbahçe açısından değişmeyen sonuç yine aynı kaldı.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bir kez daha umut vardı.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bir kez daha beklenti büyüktü.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bir kez daha “Bu sezon o sezon” denildi.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Ama sezon sonunda Fenerbahçe’nin şampiyonluk umudu yine başka bir bahara kaldı.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Galatasaray, kritik haftalarda baskıyı taşıdı. Zorlandığı anlarda oyunda kaldı. Şampiyonluk yarışının psikolojik yükünü yönetti. Sezonun son virajında dağılmadı. Şampiyonluk dediğimiz şey sadece iyi kadro kurmak değildir; şampiyonluk, doğru zamanda doğru reaksiyonu verebilme işidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Fenerbahçe cephesinde ise tablo çok daha ağır.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Ali Koç dönemi büyük umutlarla başlamış, ancak yıllar içinde şampiyonluk hasretini bitirememişti. Ardından camiada yeni bir sayfa açılır düşüncesiyle Sadettin Saran dönemi başladı. Beklenti büyüktü. Taraftar, “Belki bu kez düzen değişir, belki bu kez yönetim aklı sahaya yansır” diye düşündü.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Ama olmadı.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Sadettin Saran da Fenerbahçe’nin yıllardır kanayan yarasına ilaç olamadı. Büyük vaatler, güçlü söylemler ve değişim beklentisi yine sonuç üretmedi. Başkan değişti, umut değişti, söylem değişti; fakat sezon sonunda Fenerbahçe’nin kaderi değişmedi.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Mourinho geldi.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Umut oldu.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Tartışmalı şekilde gitti.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Forvet hattında önemli oyuncular satıldı. Yerlerine beklenen etkiyi yaratamayan isimler transfer edildi. Kadro mühendisliği yine sorgulandı. Yönetimsel kararlar, teknik planlama ve sezon içi kriz yönetimi Fenerbahçe’yi bir kez daha hedefinden uzaklaştırdı.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Sorun sadece teknik direktör meselesi değildi.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Sorun sadece transfer meselesi de değildi.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Sorun sadece başkan değişimiyle çözülecek kadar basit de değildi.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Fenerbahçe’nin problemi artık çok daha derin: kulübün yıllardır tamamlayamadığı sportif organizasyon meselesi.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün camiada Aziz Yıldırım seslerinin yeniden güçlenmesi de tesadüf değil. Taraftar artık sadece vaat duymak istemiyor. Büyük konuşmalar, güçlü cümleler, iddialı transfer açıklamaları ve sezon başı umutları artık yetmiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Fenerbahçe taraftarı sonuç istiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Sistem istiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Şampiyonluk getirecek irade istiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Çünkü Fenerbahçe’de yıllardır aynı döngü yaşanıyor:</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Başkan değişiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Teknik adam değişiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Oyuncular değişiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Kadrolar değişiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Ama sezon sonu cümlesi değişmiyor:</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Fenerbahçe yine ikinci.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu noktadan sonra mesele “kim geldi, kim gitti” meselesi olmaktan çıktı. Fenerbahçe’nin önündeki asıl soru artık çok daha büyük:</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">2026-2027 sezonu gerçekten o sezon mu olacak?</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu soru camia için umut cümlesi olabilir. Ama aynı zamanda çok sert bir sınavdır. Çünkü Fenerbahçe artık yeni sezona sadece umutla değil, hesap verilmiş bir akılla başlamak zorunda.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Aksi halde “Bu sezon o sezon” cümlesi yine tribünlerde kalır, kupaysa yine başka ellere gider.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Ligin başka bir cephesinde ise Kasımpaşa-Gençlerbirliği maçı futbolun acımasız gerçeğini yeniden hatırlattı. Kasımpaşa 2-0 öne geçtiği maçı 3-2 kaybetti. Bu sadece skor kaybı değildi; konsantrasyon, oyun disiplini ve maç yönetimi kaybıydı.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Gençlerbirliği için ise bu galibiyet sadece üç puan değil, karakter göstergesiydi. Futbolda bazen kalite kadar direnç de kazanır. Bazen bütçe değil, inanç ayakta kalır.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Fenerbahçe için artık bahanenin değeri kalmadı. Her sezon aynı umutları büyütmek, aynı açıklamaları yapmak, aynı hayal kırıklığını yaşamak büyük camialara yakışmaz.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Büyük kulüp olmak başka şeydir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Büyük sezon yönetmek başka şeydir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Şampiyonluğu istemek başka şeydir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Şampiyonluğu alacak sistemi kurmak bambaşka şeydir.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Galatasaray bu sezonu şampiyonluk hikâyesi olarak kapattı.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Fenerbahçe ise yine ikincilik, seçim, kriz, tartışma ve yeniden yapılanma başlıklarıyla sezonu bitirdi.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Ve sezonun Fenerbahçe adına en sert dersi şudur:</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Başkanlar değişti, teknik adamlar değişti, kadrolar değişti; ama Fenerbahçe’nin şampiyonluk umudu yine gelecek sezona kaldı.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Şimdi soru şu:</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">2026-2027… Bu sezon gerçekten o sezon mu, yoksa Fenerbahçe için yeni bir yılan hikâyesinin ilk perdesi mi?</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">M. ALİ KARA</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Instagram: alikaraa1907</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">TikTok: @alikaraa1907</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/galatasaray-sampiyon-fenerbahcede-sezon-bitti-ama-kriz-bitmedi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 06:35:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1778395019-1435c.jpg" type="image/jpeg" length="97762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar sadece mevsim değildir.]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/bahar-sadece-mevsim-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/bahar-sadece-mevsim-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazen bir duanın kabul vakti, bazen insan ruhunun yeniden dirilişidir. Toprağın çatlayıp içinden filiz vermesi neyse; umutlarını kaybetmiş bir insanın yeniden ayağa kalkması da odur.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><strong>Anadolu’nun kadim hafızasında önemli bir yere sahip olan Hıdırellez, çoğu zaman dileklerin tutulduğu, ateşlerin yakıldığı, baharın karşılandığı geleneksel bir gün olarak anlatılır. Ancak bu kadim geleneğe biraz daha derinden bakıldığında, karşımıza insanlığın ortak vicdanına dokunan semboller çıkar.</strong></p>  <p class="MsoNoSpacing">Halk inanışında Hızır ile İlyas’ın buluştuğu gün olarak kabul edilen Hıdırellez; aslında toprağın ve suyun, maddenin ve mananın, bedenin ve ruhun buluşmasının sembolüdür.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Kur’an’da geçen:<br /> “Selâmün alâ İlyâsîn…”<br /> yani “İlyaslara selam olsun” hitabı, yalnızca bir peygambere yönelik tarihsel bir selam değildir belki de. Bu ifade; hakikati yaşatan, iyiliği diri tutan, karanlık çağlarda insan kalabilen herkese verilmiş evrensel bir selam olarak da okunabilir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün insanlık büyük bir hız çağında yaşıyor.<br /> Ekranlar büyüyor, kalpler küçülüyor. Bilgi artıyor ama hikmet eksiliyor. İnsan uzaya araç gönderiyor fakat yanı başındaki insanın yalnızlığını göremiyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">İşte tam da böyle bir çağda Hıdırellez’in bize hatırlattığı şey; yenidenyeşermeninmümkünolduğudur.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Hızır’a gelince;sadeceolağanüstübir şahsiyet değil, tam zamanında yetişen merhametin adıdır.<br /> Bir yetimin başını okşayan eldir.<br /> Bir garibin duasına yetişen vicdandır.<br /> Bir insanın karanlığa düşmesini engelleyen ince iyiliktir.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Ve belki “İlyaslara selam olsun” sözü de;<br /> hakikati savunanlara,<br /> ahlakı ayakta tutanlara,<br /> ailesini koruyanlara,<br /> çocuklarının ruhunu dijital karanlıktan sakınanlara,<br /> adaleti kaybetmeyenlere yönelmiş manevi bir hitaptır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Çünkü her çağın Firavunları olduğu gibi, her çağın İlyasları da vardır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün modern insanın en büyük ihtiyacı; yeniden baharı hissedebilmektir.<br /> Sadece doğada değil, kalpte de bahar…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p class="MsoNoSpacing">Kinlerin yerine merhametin,<br /> öfkenin yerine hikmetin,<br /> çıkarın yerine vicdanın filiz verdiği bir iç iklim…</p>  <p class="MsoNoSpacing">Belki de Hıdırellez’in asıl mesajı budur:<br /> İnsan, içindeki baharı kaybetmediği sürece dünya tamamen karanlık olmayacaktır.</p>  <p class="MsoNoSpacing">“Selâmün alâ İlyâsîn…”<br /> Hakikati yaşatanlara selam olsun.<br /> İnsan kalabilenlere selam olsun.<br /> İçindeki baharı öldürmeyenlere selam olsun.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/bahar-sadece-mevsim-degildir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 20:27:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1778185711-fa283.jpg" type="image/jpeg" length="34592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Huzur ve Hızır bizimle olsun ..]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/huzur-ve-hizir-bizimle-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/huzur-ve-hizir-bizimle-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ ‘’İnanışa  göre  iyileri mükafatlandırıp, kötüleri cezalandıran, zorluklarda  yardımcı  olan ve bolluğa kavuşturan Hızır’ın İlyas peygamberle buluştuğu 6 Mayıs, bir bayram olarak binlerce yıldır kutlanıyor.  Hıdırellez   “Hızır” ve “İlyas” kelimelerinin halk arasındaki telaffuzundan aldığı bilinen isimdir.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Türk dünyasının mevsimlik bayramı olarak “kış mevsiminin bitip, sıcak yaz günlerinin başladığını” müjdeliyor. Doğanın canlanmasının habercisi olarak görülen bu günde, Hızır ve İlyas’ın her türlü dileği yerine getireceği inanışı yaygın olarak kabul görüyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Onların su kaynaklarında, kırlarda buluştuğunun düşünülmesi nedeniyle kutlamalar genellikle yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılıyor. Bu gibi yerlere bu nedenle “Hıdırlık” da deniliyor. Hızır ve İlyas’ın kavuştuklarında Allah yolunda olmanın ve birlikteliklerinin verdiği sevinçle kuvvet bulduğuna inanılıyor.’’</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Anadolu’da  heyecanla kutlanan Hıdırellez’in kısaca tanımı böyle.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Hıdırellez’de bu inanışlara göre, bolluk, bereket, kısmet, için yapılan dualar, günümüzde hala geçerliliğini sürdürmekte, ülkemizin her bölgesinde farklı şekillerde kutlanmaktadır.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Çocukluğumuzda, mahallede yakılan ateşlerden atlayarak dilek tutulması, gül ağacına dileklerin asılması, sabahın erken saatinde yazılan dileklerin akarsu ve denizlere bırakılması,  bugün de benzer şekillerde devam etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Kış mevsiminin sona ermesi ve baharın gelmesiyle, Mayıs ayında canlanan doğanın bereketi, toprağın uyanışı ile birlikte, bir Hıdırellez gününe daha kavuştuk.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Ülkemizin huzura ve Hızır’a en çok ihtiyacı olan günlerdeyiz.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün aynı zamanda bir şafak vakti, ülkenin bağrından  zamansız koparılan evlatlarının darağacına götürüldükleri gündür…</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün dilekler kişisel olmasın, hepimiz için olsun, birlik için, beraberlik için, ülkemiz için  olsun.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Dostlukların, komşulukların, yardımlaşmanın, paylaşmanın yaşandığı  o  güzel günlere kavuşmak için olsun.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Çocuklarımızın aydınlık geleceği, Ülkemizin tam bağımsızlığı için olsun.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Toprağımızın bereketi, köylümüzün emeği, işçimizin alın teri için olsun.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Kendi ekmeğimiz, aşımız için değil,  ülkemizin  varlığı, toprağımızın bütünlüğü  için olsun.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Hak, hukuk ve  adalet’in yerini bulması için olsun.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Kirlenmiş siyasetin içinde, temiz kalanların Milli uyanışı  için olsun.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu Hıdırellez’de;  HUZUR VE HIZIR  bizimle olsun…</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/huzur-ve-hizir-bizimle-olsun</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 07:59:47 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1777968030-94ed6.jpg" type="image/jpeg" length="72020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Planlı büyüme işinize gelmiyor]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/planli-buyume-isinize-gelmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/planli-buyume-isinize-gelmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seçim yaklaşınca ayni piyasanın aktörleri, yerel kurtarıcı rollerini oynamaya tekrar başlıyorlar ve etinden, sütünden, tüyünden sonuna kadar faydalandıkları KAÇAK YAPI sorununu çözeceğiz yuvarlamalarına devam ediyorlar.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Sorunun kökten çözümü ne merkezi idarenin nede yerel yönetimlerin işine gelmiyor. Pazarın daralmasını hiçbir siyasi otorite istemiyor.</span></span></strong></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Onlarca defa yazdım, paylaştım ama bıkmadan tekrarlamaya devam edeceğim.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Şehirlerin büyüme projeksiyonları mevcut fiili yapılaşma baskıları da gözetilerek en az otuz yıl öncesinden belirlenmeli ve planlamalar da bu projeksiyona göre yapılmalıdır.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Büyükşehir yapılanmalarına Muğla ve ilçelerinin de dahil olduğu 6360 Sayılı Yasa değişikliğinin ardından yapılan 2014 Yerel Seçimlerinden hemen sonra yapılması gerektiği gibi Muğla Büyükşehir Belediyesi mevcut Nazım İmar Planında Muğla’nın bütün ilçelerini kapsayacak şekilde bir revizyona gitti. Bu çalışma ve ardından uzun itiraz, yargı süreçleri de tamamlandı.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Ancak; Revizyon imar planının uygulanması için gerekli olan 1/5000 ölçekli alt planlar önceliği nasıl belirlendiği bilinmeyen seçili bölgelerde yapılarak uygulama işletiliyor.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">1/5000 ölçekli planlar Muğla’nın 13 ilçesinin tamamını kapsayacak şekilde yapılsa ilçe belediyelerinin de 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarını bir yıl içinde yapma mecburiyetlerini de getirecek. Yapılmaması halinde görev tekrar Büyükşehir belediyelerinin sorumluluğuna dönecek.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Yani; “ Koruma Bölgesindeyiz o nedenle imar planı yapma yetkimiz yok “ diyen yerel yöneticiler doğruyu söylemiyor.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Planlama yetkiniz elinizden alınmadı. Neredeyse her belediye meclis toplantısı gündemi içinde olan “ parça başı uygulama imar planı “ değişikliğini şehirlerin tamamını kapsayacak şekilde elbette yaparsınız. Sadece; Koruma bölgelerinde bu değişiklikler bakanlık onayı gerektirir ve askı, itiraz, yargı süreleri sonunda kesinleşir.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Muğla’nın tamamını kapsayan “ Revizyon İmar Planını “ herkesin faydalanacağı şekilde işletseniz muhtemelen bu gün kaçak yapılaşma sorunu bu ölçek de yaşanmayacaktı.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Merkezi idarede, yerel yönetimlerde bunu istemiyor, Pazar daralsın, pazarın getirilerinden beslenen at sinekleri süreleri dağılsın istemiyorlar.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Bu açmaz hepsini doyuracak ve siyasetin finansmanını da çıkaracak kadar namütenahi bir Pazar.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Herkes bol bol şehirlerin ve hemşehrilerinin içinde boğuldukları bu bataklığın üstünde iktidarlarını sürdürüyorlar ve pişkin pişkin konuşuyorlar.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Soracak, sorgulayacak da kimse yok nasılsa.</span></span></p>  <p><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Meydan sizin.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/planli-buyume-isinize-gelmiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 07:32:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1777880012-07256.jpg" type="image/jpeg" length="84217"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mesele sadece “yaşamak” değil, “insanca yaşamak”]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/mesele-sadece-yasamak-degil-insanca-yasamak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/mesele-sadece-yasamak-degil-insanca-yasamak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir zamanlar insan, aynaya baktığında yalnızca yüzünü görürdü. Bugün ise ekranlara baktığında kendisinin bir başka versiyonuyla karşılaşıyor: verilerden, alışkanlıklardan, tercihlerden ve izlerden oluşan bir “dijital ikiz.”

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"> Bu ikiz, yalnızca bizi temsil etmiyor; bizden öğreniyor, bizim gibi konuşuyor, hatta biz yokken bile varlığını sürdürebiliyor. İşte tam da burada insanlık, yeni ve derin bir soruyla yüzleşiyor: Ölümsüzlük artık biyolojik değil, dijital bir ihtimal mi?</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Dijital ikiz kavramı ilk bakışta teknoloji dünyasının masum bir ürünü gibi görünebilir. Sağlıkta hastalıkları önceden teşhis etmek, şehir planlamasında simülasyonlar yapmak ya da bireysel alışkanlıkları analiz ederek hayatı kolaylaştırmak…</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bunların her biri insanlık için önemli kazanımlar. Ancak mesele insanın kendisine geldiğinde tablo değişiyor. Çünkü artık mesele bir makinenin değil, insanın “kopyalanması.”</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün sosyal medya paylaşımlarımızdan ses kayıtlarımıza, yazı dilimizden yüz ifadelerimize kadar sayısız veri depolanıyor. Yapay zekâ bu verileri işleyerek bir insanın dijital yansımasını oluşturabiliyor. Öyle ki, vefat etmiş birinin sesiyle konuşan, onun üslubuyla mesaj yazan sistemler artık hayal değil. Bu noktada dijital ölümsüzlük fikri cazip bir ütopya gibi sunuluyor: “Beden ölür ama veri yaşar.”</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p class="MsoNoSpacing">Fakat burada durup düşünmek gerekiyor. İnsan yalnızca veriden mi ibarettir? Hatıralar, duygular, vicdan, niyet… Bunlar algoritmalarla tam anlamıyla temsil edilebilir mi? Bir insanın dijital kopyası, gerçekten o insan mıdır, yoksa sadece iyi taklit edilmiş bir gölge midir?</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Dijital ölümsüzlük fikri, modern insanın kadim bir arzusunu yansıtıyor: yok olmamak. Ancak bu arzu, teknolojiyle birleştiğinde yeni etik ve varoluşsal sorunları beraberinde getiriyor. Ölen birinin dijital olarak “yaşatılması,” geride kalanlar için bir teselli mi, yoksa yas sürecini geciktiren bir yanılsama mı? Daha da önemlisi, bu dijital varlıkların kontrolü kimde olacak? Bir insanın “dijital ruhu” şirketlerin veri merkezlerinde mi saklanacak?</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">İnsanlık tarihi boyunca ölümsüzlük arayışı hep vardı. Kimi bunu eserleriyle, kimi evlatlarıyla, kimi de inancıyla gerçekleştirmeye çalıştı. Bugün ise teknoloji bize yeni bir yol sunuyor. Ancak her yeni yol, beraberinde bir sorumluluk getirir. Dijital ikizler ve dijital ölümsüzlük meselesi, sadece teknik bir konu değil; aynı zamanda ahlaki, felsefi ve hatta metafizik bir meseledir.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Belki de asıl soru şudur:</p>  <p class="MsoNoSpacing">İnsan, kendisinin bir kopyasını üretmeye çalışırken, asıl “kendini” kaybetme riskiyle karşı karşıya mı?</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Unutmamak gerekir ki, insanı insan yapan sadece bilgi değildir; anlamdır. Ve anlam, çoğu zaman verilerle değil, değerlerle inşa edilir.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Dijital çağ bize yeni imkânlar sunuyor. Ancak bu imkânları değerlendirirken, insanın özünü korumak en büyük sorumluluğumuzdur. Çünkü mesele sadece “yaşamak” değil, “insanca yaşamak” ve ardından nasıl bir iz bıraktığımızdır.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Muammer GÖKMEN</p>  <p class="MsoNoSpacing">Uzman Vaiz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/mesele-sadece-yasamak-degil-insanca-yasamak</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 18:39:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1777833645-93056.jpg" type="image/jpeg" length="46566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İki Savaşın Borsamıza Etkisi: Risk mi, Fırsat mı?]]></title>
      <link>https://www.habercitv.com.tr/iki-savasin-borsamiza-etkisi-risk-mi-firsat-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habercitv.com.tr/iki-savasin-borsamiza-etkisi-risk-mi-firsat-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda dünya iki büyük jeopolitik gerilime sahne oldu: Rusya–Ukrayna savaşı ve İran ile ABD/İsrail arasında tırmanan kriz.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">Bu tür gelişmeler genellikle piyasalarda sert satışlarla ilişkilendirilir. Ancak Borsa İstanbul’un verdiği tepki, bu ezberi her zaman doğrulamıyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu nedenle asıl soru şu: İki farklı savaş sürecinde Borsa İstanbul nasıl bir tepki verdi ve bu tepki bize ne anlatıyor?</p>  <p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:14.0pt">İki Savaş, İki Tepki mi?</span></p>  <p class="MsoNoSpacing">Rusya–Ukrayna savaşı 24 Şubat 2022’de başladıktan sonra Borsa İstanbul, dolar bazında yaklaşık 135 seviyelerine kadar düştü. Süreç içerisinde savaşın etkilerinin sınırlı kalabileceği ve bazı fırsatlar doğurabileceği anlaşıldıkça endeks aynı yıl içerisinde 300 dolar seviyelerine kadar yükseldi.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Benzer bir tabloyu İran ile ABD/İsrail geriliminde de görmek mümkün:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Savaş öncesi zirve: 326 dolar</p>  <p class="MsoNoSpacing">İlk şok sonrası düşüş: 276 dolar</p>  <p class="MsoNoSpacing">Güncel seviye: 313 dolar</p>  <p class="MsoNoSpacing"><img alt="" src="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/1777818026-a0509.jpeg" style="width:800px; height:533px" /></p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu tablo bize şunu gösteriyor:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Piyasa önce riski fiyatlıyor,</p>  <p class="MsoNoSpacing">Ardından gerçek etkiyi değerlendirmeye başlıyor</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu durum, savaşların borsayı otomatik olarak yükselttiği anlamına gelmez; piyasa, her zaman savaşın ekonomik sonuçlarını ve Türkiye’ye yansımalarını fiyatlar.</p>  <p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:14.0pt">Piyasa (Yani Yatırımcılar) Ne Yapıyor?</span></p>  <p class="MsoNoSpacing">Geçmişten bugüne piyasa davranışı benzer bir kalıp izliyor:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Belirsizlik → satış</p>  <p class="MsoNoSpacing">Analiz süreci → dengelenme</p>  <p class="MsoNoSpacing">Gerçek etki → yön belirleme</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bugün Borsa İstanbul’un 276 dolardan 313 dolara toparlanması, piyasanın bu ikinci aşamada olduğunu gösteriyor.</p>  <p class="MsoNoSpacing"><img alt="" src="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/1777818071-c8837.jpeg" style="width:800px; height:533px" /></p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:14.0pt">Olası Maliyetler</span></p>  <p class="MsoNoSpacing">Jeopolitik gerilimlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki maliyetleri göz ardı edilmemelidir:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Petrol fiyatlarında yükseliş</p>  <p class="MsoNoSpacing">Enerji ithalat faturasının artması</p>  <p class="MsoNoSpacing">Enflasyon baskısının devam etmesi</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu faktörler, makro ekonomik dengeler açısından önemli riskler oluşturur.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:14.0pt">Olası Fırsatlar</span></p>  <p class="MsoNoSpacing">Diğer tarafta ise farklı bir dinamik oluşabilir:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Türkiye’nin bölgesel ticaret merkezi rolünün güçlenmesi</p>  <p class="MsoNoSpacing">Sermaye akımlarının daha güvenli ülkelere yönelmesi</p>  <p class="MsoNoSpacing">Üretim ve lojistikte alternatif ülke olarak öne çıkma</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>  <p class="MsoNoSpacing">Bu gelişmeler, şirket kârlılıkları üzerinden borsaya pozitif yansıyabilir.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Kritik Çekince: İç Dinamikler</p>  <p class="MsoNoSpacing">Burada en önemli nokta şudur:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Borsa İstanbul’un yönünü yalnızca savaşlar belirlemez.</p>  <p class="MsoNoSpacing">Aşağıdaki iç dinamikler en az dış gelişmeler kadar belirleyicidir:</p>  <p class="MsoNoSpacing">Enflasyonun seyri</p>  <p class="MsoNoSpacing">Faiz politikası</p>  <p class="MsoNoSpacing">Kur dengesi</p>  <p class="MsoNoSpacing">Şirket kârlılıkları</p>  <p class="MsoNoSpacing">Ekonomik güven</p>  <p class="MsoNoSpacing">Bu nedenle dışarıda fırsat oluşsa bile, içerideki kırılganlıklar bu etkiyi sınırlayabilir.</p>  <p class="MsoNoSpacing"><img alt="" src="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/1777818127-1ca42.jpeg" style="width:800px; height:534px" /></p>  <p class="MsoNoSpacing">Sonuç</p>  <p class="MsoNoSpacing">Sonuç olarak, son iki büyük jeopolitik gerilim Borsa İstanbul açısından önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Piyasa savaşın kendisini değil, ekonomik etkisini fiyatlıyor. İlk şok dalgası çoğu zaman satış getirirken, süreç netleştikçe riskler ve fırsatlar yeniden dengeleniyor. Ancak bu denge yalnızca dış gelişmelere bağlı değil; Türkiye’nin iç ekonomik dinamikleri de en az savaşın kendisi kadar belirleyici oluyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte asıl soru şu olacak: Bu savaş Türkiye için yalnızca bir maliyet mi yaratacak, yoksa sınırlı riskle birlikte yeni fırsat alanları da açacak mı?</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Borsa, savaşları değil; sonuçlarını fiyatlar.</p>  <p class="MsoNoSpacing"> </p>  <p class="MsoNoSpacing">Not: Bu yazıda yer alan değerlendirmeler genel ekonomik analiz niteliğinde olup yatırım tavsiyesi değildir.</p>  <div align="center" class="MsoNoSpacing" style="text-align:center"> <hr align="center" size="3" width="100%" /></div>  <p class="MsoNoSpacing">Aydın Uçar<br /> Piyasa Analisti | Finansal ve Kurumsal Yönetim Danışmanı<br /> E-posta: aydinucar1982@gmail.com<br /> X:<a href="https://x.com/Aydinucar82" rel="nofollow" target="_new">https://x.com/Aydinucar82</a><br /> YouTube:<a href="https://www.youtube.com/@360Finans" rel="nofollow" target="_new">https://www.youtube.com/@360Finans</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Köşe Yazıları</category>
      <guid>https://www.habercitv.com.tr/iki-savasin-borsamiza-etkisi-risk-mi-firsat-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 14:22:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habercitv.teimg.com/habercitv-com/files/uploads/news/default/1777819274-a89a7.jpg" type="image/jpeg" length="81385"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
