dedi ve Anayasa Mahkemesi’ne çağrı yaparak Akbelen dosyasının bir gün daha gecikmeden görüşülmesi gerektiğini ifade etti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda CHP’nin madencilik politikalarına ilişkin araştırma komisyonu önergesi üzerine bir konuşma yaptı. Özcan, konuşmasında özellikle Akbelen’de yaşananları ve Muğla’daki madencilik faaliyetlerinin boyutunu gündeme taşıdı.
Özcan, madencilik tartışmasının yalnızca maden sahalarıyla sınırlı olmadığını belirterek konunun ülkenin toprağının, suyunun, ormanının ve geleceğinin nasıl yönetileceğiyle ilgili olduğunu ifade etti.
Anayasa’nın 168’inci maddesine atıfta bulunan Özcan, doğal kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve kamu yararı doğrultusunda işletilmesi gerektiğini vurguladı.
“Madencilik mevzuatı hızlandırılmış ruhsat rejimine dönüştü”
Son yıllarda madencilik mevzuatında yapılan değişikliklerin denetim süreçlerini zayıflattığını vurgulayan Özcan, 2015 yılındaki düzenlemelerle bazı maden ruhsatlarının ihalesiz devredilmesinin önünün açıldığını söyledi. 2025’te “süper izin” olarak anılan bir mekanizmanın ortaya çıktığını ifade eden Özcan, “Peki, bu mekanizma ne yapıyor? Çevre, orman, mülkiyet, su izinleri gibi çok sayıda kamusal denetim sürecini tek bir idari hattın içine sıkıştırmaktadır. Sonuç nedir? Denetim azalmakta, hız artmaktadır ama söz konusu doğa olunca hız her zaman ilerleme anlamına gelmez; bazen bu hız, yıkımın hızlıdır” dedi.
“Son 20 yılda verilen ruhsat sayısı 386 bine ulaştı”
MAPEG’in madencilik için en kritik kurumlardan birisi olduğunu söyleyen Özcan, uzun yıllardır kamuya açık biçimde paylaşılan ruhsat verilerinin 2025 yılından itibaren yayından kaldırıldığına dikkat çekti. Ruhsatların kapsamına ve niteliğine ilişkin bilgilere erişimin sınırlandırıldığını ifade eden Özcan, şunları söyledi: ”Şimdi soralım: Eğer bu işlemler kamu yararı için yapılıyorsa neden bu bilgileri göremiyoruz? Eğer sistem sağlıklıysa neden denetim mekanizmaları işletilmiyor? Rakamlar bize çok çarpıcı bir tabloyu da gösteriyor, cumhuriyetin ilk seksen yılında verilen maden ruhsatı sayısı yaklaşık 1.186, son yirmi yılda verilen ruhsat sayısı ise 386 bine ulaşmış. Bu artış tarihsel bir kırılmadır. Bu kadar büyük bir ruhsat artışı mekânsal planlamayı, su havzalarını, tarım alanlarını, orman ekosistemlerini nasıl etkilemekte; bu soruların ise yanıtı yok. İşte, tam bu nedenle Mecliste bir araştırma komisyonu kurulması zorunludur.”
“Muğla’nın yüzde 68’i ruhsat alanı”
Özcan, konuşmasının önemli bölümünü Muğla’daki tabloya ayırdı. MAPEG verilerine göre Muğla’da maden ruhsat alanlarının ilin yüzölçümünün yüzde 68’ini kapsadığını belirten Özcan, ilin yüzde 65’inin ise orman olduğunu söyledi. Muğla’da 946 aktif ruhsat ve 1.955 ihale sahası bulunduğunu ifade eden Özcan, ihaleye çıkarılması planlanan 35 yeni sahanın büyüklüğünün ise yaklaşık 164 bin dönüm olduğunu aktardı. Özcan bu alanın içinde de 106 bin dönüm orman ve 7 bin dönüm zeytinlik alanının yer aldığını, ayrıca bölgede 2 milyondan fazla ağaç bulunduğunu ifade etti. Özcan şu soruyu sordu: “Tarım, turizm ve kültür kenti Muğla'yı nasıl maden sahasına çevirdiniz? Siz Muğla'yı ne olarak görüyorsunuz? Muğla'ya reva gördüğünüz gelecek bu mu?”
“2053 net sıfır emisyon hedefiyle çelişiyor”
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefini hatırlatan Özcan, geniş orman alanlarının madenciliğe açılmasının bu hedefle çeliştiğini söyledi. “Bir ülke aynı anda hem iklim kriziyle mücadele ettiğini söyleyip hem de ormanlarını bu kadar kolay gözden çıkarabilir mi?” diye soran Özcan, bu soruların yanıtı verilmeden sürdürülebilirlik söyleminin inandırıcı olmayacağını ifade etti.
“AYM Akbelen’de yıkımı durduracak dosyayı bir gün daha gecikmeden görüşmelidir!”
Muğla’daki bu politikalara karşı Akbelen direnişinin doğduğunu hatırlatan Özcan, Akbelen’de köylülerinin direnişinin gelecek kuşaklarının hakkını savunma amacı taşıdığını belirtti. Özcan, “Anayasa Mahkemesi’nin önünde bekleyen dosya Akbelen'deki büyük yıkımı durdurabilecek bir dosyadır. Şirket ise kararı beklemeden ağaçları her gün kesmektedir. Anayasa Mahkemesine çağrımız; bir gün bile beklemeden bunu görüşmesidir” diyerek sözlerini tamamladı.