-Orhan Okutan-
Geçen seçimde Ak Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan eski milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın Fethiye ziyaretinin ardından ortalık karıştı. İlçe yöneticileri toplumun yaklaşımından memnuniyet duyarken, muhalif kesim de “Bizi unuttu, davet etmedi” diye feryadı figan etti. CHP’liler de, Aydın Ayaydın’ı, sorunları takip etme girişimi nedeniyle eleştirdi.
Bana göre çıkarılan bunca gürültünün aslı nedeni gelenekselleşen kavga siyasetinden uzaklaşma girişimidir.
Geçen hafta Ak Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan eski milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın, ziyaret ettiği Fethiye’de ilgiyle karşılandı. Önce ziyaret haberi basına yansıdı. Ardından da, Ak Partili muhalifler ile CHP’lilerin eleştirileri yer aldı. Şikayet konuları farklı olsa da bir noktada buluştular. Ak Partili muhalifler “Bizi iftara davet etmedi. Behçet Saatcı’yı ziyaret etti” diye yakındı. CHP’lilerde, Fethiye Körfezinin temizliği konusunda yaptığı açıklamada “Büyükşehir bir adım atsın ben 3 adım atarım” sözü üzerinden eleştirerek, "Hiçbir resmi sıfatı olmadığı halde" kendisini kurumlar üstü bir noktaya yerleştirmeye çalışmakla suçladılar. Ak Partili Muhalifler ile CHP’li yöneticilerin sert bir dil kullandığı gözlendi.

KÖRFEZ TEMİZLİĞİ BATI AKDENİZ GAZETESİNDE DE GÜNDEME GELMİŞTİ
Prof. Dr. Aydın Ayaydın ekip arkadaşları ile birlikte Batı Akdeniz Gazetesini de ziyaret etti. Ziyarette bölge hakkında sohbet edildi. Kendisine yöneltilen “Seçimden sonra kaçar” iddialarını anlatıp, Muğla ve ilçelerine elinden geldiği kadar destek vereceğini dile getirdi. Bunu söylerken, partinin üst kurullarıyla yakın olması nedeniyle, köprü görevi üstlenerek yapabileceğini anlattı. Körfez temizlik konusu gündeme geldiğinde de “Haliç’i İstanbul Büyükşehir Belediyesinin temizlediğini belirterek, Fethiye Körfezinin temizlenmesi konusunda yetkisinin olmadığını, Muğla Büyükşehir Belediyesi bir adım atarsa destek olacağını dile getirdi.

Fethiye Tv ziyaretinde de körfez temizliği gündeme gelmiş ve arkadaşlar açıklama almış, çok da iyi olmuş. Açıklamada da benzer cümleleri kullandığı görülüyor.
SİYASETÇİLER SEÇİM BÖLGELERİNDE
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKI SAĞLAMAK İSTER
Bugüne kadar birçok siyasetçi, seçimi kazansın ya da kaybetsin seçim bölgelerini ziyaret edip sorunların çözümüne katkı sağlayacağını söyler. Bu eleştirilmenin dışında takdir edilecek bir durum olarak değerlendirilir. Bu noktadan bakıldığında, CHP’li yöneticilerin bölgesel sorunları Ak Partili milletvekillerinin yerine Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın takip etmesini dert edinmiş gibi bir algı oluşmuş. CHP İl ve İlçe Başkanlarının Aydın Ayaydın’ın açıklamasını tehdit olarak algılamalarına da şaşırdım. Zekican Balcı’nın, siyasi şantaj diliyle CHP’li belediyelere baskı kurmaya çalışıldığını iddiası, Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın açıklamasına bakınca biraz havada kalmış gibi görünüyor.
Gerek parti içi muhalefetin tepkisi gerek CHP’lilerin tepkisine bakıldığında Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın, Muğla siyasetinde önemli bir figür haline geldiğini görmek mümkün.
ASIL SORUN GELENEKSELLEŞEN
KAVGA SİYASETİNDEN UZAKLAŞMA GİRİŞİMİ
Bence, Aydın Ayaydın’ın gördüğü tepkinin asıl nedeni, Muğla’da gelenekselleşen “Bağır, çağır, kavga et, açıklama yap, otur” siyaset anlayışını değiştirmeye çalışmasıdır. Yıllardır Ak Partililer ile CHP’liler, “Haydi gelin Muğla için birlikte çalışalım” demedi. Dedilerse de harekete geçmediler. Belki kavga etmediler ama birlikte de çalışmadılar. Birlikte çözüme ulaştırdıkları bir sorun var mı bilmiyorum?
Prof. Dr. Aydın Ayaydın, Fethiye Körfezinin temizlenmesi konusunda Büyükşehir Belediyesi bir çalışma başlatsın ben elimden gelen desteği vereyim diyor. Seçim bitti ben gidiyorum dememiş, seçim öncesi konuştuğu konularda destek vermeye çalışıyor. Bunu değerlendirmek yerine savaş açılması doğru bir yaklaşım değil.
KAVGALARINIZ SORUNLARIMIZI ÇÖZMÜYOR
Kavga etmeniz bizim sorunumuzu çözmüyor. Ak Parti iktidarının halkla bağının koptuğunu söylüyorsunuz. Bu bağı Aydın Ayaydın kuracaksa neden faydalanmayalım? Halkın sorunu, sorunları kimin takip ettiği değil, takip edilmemesidir. Seçilmişler bunu yapamıyorsa, bir başka siyasetçi bu boşluğu dolduracaktır. Fethiye Körfezinin temizliği senin görevindi benim görevimdi diye kavga etmeniz körfezi temizlemiyor. Halkın beklentisi, bir araya gelip, Fethiye Körfezinin temizlenmesi için birlikte hareket edilmesidir.
MUHALİFLER SAATCI’NIN ZİYARET EDİLMESİNE TEPKİ GÖSTERDİLER
Ak Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan eski milletvekili Aydın Ayaydın’ın Fethiye ziyaretinin ardından Fethiyeli muhaliflerin eleştirisi de başladı. Kadir Sarıhan’ın İlçe Başkanı atanmasının ardından Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ı hedef alan grup içinde yer alan geçen dönem Cumhur İttifakı Fethiye Belediye Başkanı Adayı olan Muhammet Kökten ile 2019 yerel seçimlerinin adayı Muhittin Kayabaş, iftar yemeğine davet edilmediklerini belirterek Behçet Saatcı’nın ziyaret edilmesine de tepki gösterdiler.
Muhammet Kökten, Aydın Ayaydın’ı işaret ederek, Muğla’yı tanımayan insanların Muğla’yı dizayn etmesinin yanlış olduğunu ileri sürdü. Aydın Ayaydın’ın Behçet Saatçi’yi ziyaret etmesini de gündeme getirerek “hayırlı olsun” dedi.
Muhittin Kayabaş, kendisi gibi birçok AK Parti’ye gönül vermiş ismin de iftar yemeğine çağrılmadığından yakındı. Kayabaş, 2024 yerel seçimlerinde İyi Partinin adayı Behçet Saatcı’nın ziyaret edilmesini de eleştirdi.
OKUMAYANLAR İÇİN AÇIKLAMA VE SUÇLAMALARI TEKRAR YAYINLIYORUZ:
Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın körfezle ilgili açıklaması şöyle:
"BÜYÜKŞEHİR ADIM ATARSA, BEN DE ÜÇ ADIM ATARIM"
“Muğla’nın en güzel ilçelerinden biri olan Fethiye, seçim kampanyamın merkez noktalarından biri oldu. Burada vatandaşlarımızın sıkıntılarını, taleplerini dinledim ve çözüm önerilerimi paylaştım. Seçim sonuçları da gösterdi ki, en fazla oyu buradan aldım. Bu, halkın bana duyduğu güvenin bir göstergesidir ve benim için çok kıymetlidir. Seçim bitti diye bu sorunları görmezden gelmek olmaz. Halk, yöneticileri sadece makamlarında oturmaları için değil, hizmet etmeleri için seçti. Körfezin temizlenmesi için öncelikle Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Eğer onlar bir adım atarsa, ben hükümet nezdinde üç adım atmaya hazırım. Ama hiçbir şey yapmadan beklemek doğru değil” diyerek yerel yöneticilere çağrıda bulundu.
Bu çağrıdan bir tehdit, şantaj ve baskı çıkaran Mustafa Koyuncu ve Zekican Balcı’nın iddialarını derledik.
NASIL BİR ADIM ATMAMIZI BEKLİYOR?
Mustafa Koyuncu’nun, Aydın Ayaydın’ın resmi bir görevi olmadığını iddia ederek yaptığı eleştiriler şunlar:
-"Fethiye’ye geldiğinde meşhur gemilerle gelmişti, seçim kaybedince de aynı gemilerle geri gitmişti. Körfez temizliği sadece Büyükşehir Belediyelerinin asli görevi değildir, hükümetin de asli görevidir. Bu konuda bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum".
-Yani kendisinin resmi bir görevi varsa, nasıl bir resmi şekilde yaklaşacaksak lütfen bildirsin. “Bir adım gelsin, 3 adım gelelim” dediği söylemde de nasıl bir adım beklediğini kendisinden merak ediyorum. Bizim ona bir adım nasıl yaklaşmamızı bekliyor? Veya kendi bütçesinden mi yapacak? Hükümetin bütçesinden mi yaptıracak? Hükümetin bütçesi bu şekilde mi olacak?
-Daha önce başka yerlerde de seçim zamanlarında gördüğümüz şeylerin aynısı yaşanıyor. "Bana oy verin, para var. Oy vermezseniz para yok. Bana oy verin, hizmet var. Oy vermezseniz hizmet yok." vurgusunu bir kez daha Sayın Aydın Ayaydın'dan talihsiz bir açıklama olarak görüyoruz.
Gemilerin geri gitmesi konusunda serzenişi haklıdır. Buna cevap vermesi gereken de Aydın Ayaydın’dır.
“MUĞLALILAR VE SEÇİLMİŞLER DAHA FAZLA YOK SAYILAMAZ!”
Zekican Balcı, Aydın Ayaydın’ın, açıklamasından çok sorunları çözme girişimini eleştirmiş. Ve Fethiye ziyaretini vesayet olarak nitelendirmiş.
Zekican Balcı’nın iddiaları şu şekilde:
- AKP’nin yerel seçimleri kaybetmiş Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı, "hiçbir resmi sıfatı olmadığı halde" kendisini kurumlar üstü bir noktaya yerleştirmeye çalışmaktadır. Partisinin seçilmiş milletvekillerini, seçilmiş il ve ilçe yöneticilerini yok sayarak, adeta siyasi şantaj diliyle “Bana bir adım atarsanız, devletin imkânlarını seferber ederim” anlayışıyla CHP’li belediyelere baskı kurmaya çalışmaktadır. Devletin tarafsız ve bağımsız işleyişine zarar veren bu anlayış, demokrasinin temel ilkelerini de hiçe saymaktır.
- 23 senelik AKP döneminde Muğla'dan bir tek Bakan dahi atanmamışken, Muğla’nın acil ihtiyaçları olan Göcek Tüneli’nden geçiş ücretinin kaldırılması, yılan hikâyesine dönen Karabel Tüneli’nin tamamlanması gibi temel meseleler sahipsiz bırakılırken, seçilmiş yetkililerin takip etmesi gereken işler, AKP'nin kaybetmiş adayı tarafından yürütülmeye çalışılmaktadır.
-Bu, yalnızca Muğlalılara değil, aynı zamanda AKP’nin seçilmiş milletvekillerine de bir hakarettir. Muğlalılar, yıllardır AKP hükümetleri tarafından yönetimde yok sayılmış, şimdi ise hiçbir resmi görevi olmayan bir kişinin vesayeti altına alınmaya çalışılmaktadır.
-Muğla’nın kaderi, Muğlalıların iradesiyle belirlenir! Hiçbir atanmış ya da atanması bile gerçekleş(e)memiş bir şahıs, Muğlalıların demokratik tercihlerini baskı altına alamaz. Muğla’nın hak ettiği yatırımları alması için Muğlalılar bir şantaj aracı olarak değil, anayasal hakları çerçevesinde muhatap alınmalıdır.