Bir çocuğun gözlerindeki korku, bir toplumun aynasıdır. O korku varsa, bir yerde ihmal vardır.
Bir yerde suskunluk vardır. Ve çoğu zaman o suskunluk, suça ortak olur. Pedofili ve çocuk istismarı,
yalnızca bireysel bir sapkınlık değil; toplumsal bir sınavdır. Bu sınavda tarafsızlık yoktur.
Çocuk, insan olduğu için değerlidir. Hak sahibidir. Dokunulmazdır. Onun bedeni ve ruhu,
hukukla ve toplumsal kararlılıkla korunması gereken bir emanettir.
Modern çağda istismar yalnızca fiziksel değil; dijital ortamlarda da gerçekleşmektedir.
Sosyal medya, oyun platformları ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden kurulan manipülatif ilişkiler,
çocukları görünmez bir tehditle karşı karşıya bırakmaktadır.
En acı gerçek ise istismarın çoğu zaman tanıdık çevrelerden gelmesidir.
Bu nedenle “Bizim çevremizde olmaz” düşüncesi en tehlikeli yanılgıdır.
Aileler çocuklarına mahremiyet bilincini öğretmeli, “hayır” deme hakkını güçlendirmelidir.
Okullar ve dini kurumlar bilinçlendirme çalışmalarını artırmalıdır.
Şüphe durumunda yetkili mercilere bildirim yapmak bir insanlık görevidir.
“Masuma dokunma, arşı titretirsin” sözü vicdanın sesidir.
Çocuğa uzanan her kirli el, toplumun temelini sarsar.
Geleceği korumak istiyorsak çocukları korumalıyız.
Çocuğa dokunma.
Sessiz kalma.
Suçu meşrulaştırma..


