14 Şubat Sevgililer Günü’nde, şampiyonluk yolunda belki de sezonun en kritik deplasmanlarından biri oynandı. Fenerbahçe, Trabzon deplasmanından 3-2’lik galibiyetle çıkarak “ben buradayım” dedi.
Sağanak yağmur altında oynanan karşılaşmada futbolcular yalnızca rakipleriyle değil, ağırlaşan zeminle de mücadele etti. İki takım oyuncularını da ortaya koydukları direnç ve mücadele nedeniyle kutlamak gerekir.
Trabzonspor yaş ortalaması 23 olan, genç ve dinamik bir ekipti. Fenerbahçe ise yaş ortalaması 29 ile daha tecrübeli, ne yaptığını bilen bir takım görüntüsü verdi. Uzun süredir derbi galibiyetine hasret olan Trabzonspor, 6. dakikada Muçi’nin golüyle öne geçti. Bu gol, bordo-mavililerin bu sezon iç sahada attığı en erken goldü. Ancak bu pozisyonda Ederson’un kalesinden açılmaması gerekiyordu. Pina ve Lovik ise maç boyunca vasatın altında kaldı.
Trabzonspor klasik iç saha refleksiyle oynadı: Agresif ön alan baskısı, hızlı geçişler ve ikinci toplara sert reaksiyon… Fenerbahçe savunması bu geçişlerde ciddi problemler yaşadı. Yenilen iki gol, savunma yerleşiminin ne kadar kırılgan olduğunu açıkça gösterdi.
Buna rağmen Fenerbahçeli futbolcular son derece motiveydi. Sahadaki duruşları, şampiyonluğu sonuna kadar kovalayacaklarının net bir göstergesiydi.
İlk yarı karşılıklı gollerle geçti. Bireysel hatalar kadar, kaliteli ayakların skora etkisi de belirleyici oldu. Fenerbahçe savunma hatalarıyla gol yedi, hücumdaki kalitesiyle skor üretti.
Bu sezon ilk kez 4-3-1-2 dizilişiyle, baklava dilimli orta sahayla sahaya çıkan Fenerbahçe; İsmail, Guendouzi ve Kante ile oyunun kontrolünü ele aldı. İlk yarıda yüksek şiddetli pres dikkat çekti. İsmail sol içte çok etkiliydi. Sağ içte Kante rakibi tedirgin etti ancak Arabistan’dan gelen Kante’nin kondisyon eksiği net biçimde hissedildi; hücuma yönelik etkili pas katkısı sınırlıydı. Guendouzi ise stoperlerin önünde ön libero rolünü başarıyla üstlendi.
Orta sahada Domenico Tedesco’nun planı tuttu. Fenerbahçe pas yaptığında gerçekten çok etkili bir takım hâline geliyor. Ancak Kante ile Guendouzi’nin birlikte oynaması soru işareti. Sol stoperi olmayan Fenerbahçe’de Skriniar ile Onuachu arasındaki mücadele ise izlemeye değerdi. İkinci yarıda Onuachu’nun hava toplarındaki üstünlüğüne önlem alınması doğruydu.
Hücum hattında Kerem, Asensio ve Talisca topu organize kullandığında pozisyona giremeyecekleri, gol atamayacakları takım yok. 1 gol, 1 asistle oynayan Kerem “geri döndüm” dedi.
İkinci yarıda Talisca oyundan çıkana kadar maç tamamen Fenerbahçe’nin kontrolündeydi. Talisca’nın oyundan alınması çok büyük bir hataydı. Asla çıkmamalıydı. Kerem de yanlış dakikada kenara geldi. Sidiki Cherif’in girişi doğruydu ancak Musaba ve Nene değişiklikleri bu maçın hamleleri değildi. Bu tercihlerle Fenerbahçe oyunu rakibine verdi ve ciddi baskı yedi. Yanlış kararların yanında Tedesco’nun doğru hamleleri de vardı ama bu maçta riskli tercihler ön plandaydı.
Pres, sanıldığı gibi sadece enerjiyle yapılmaz. Presi enerji değil, akıl yapar. Maçların sonunu yüksek enerjili oyuncular değil; akıllı, sakin, soğukkanlı, topu bilen futbolcular getirir. Tedesco akıllı oyuncuları çıkardı, enerjik oyuncuları oyuna soktu. Enerjik oyuncular topa dokunamadan maç bitti.
Yapılan hatalara rağmen Fenerbahçe, kaliteli ayaklarıyla maçı kazanmayı bildi.
Fenerbahçe zor fikstürü yalnızca Göztepe beraberliğiyle kapattı.
Bu yarış son haftaya kadar devam edecek.
M. Ali Kara


