Ramazan, takvimin bir yaprağı değil; insanın içine açılan bir mevsimdir.
Gün boyu susan mide, aslında konuşan bir vicdandır. Açlık, bedene değil;
ölçüsüzlüğe tutulmuş bir aynadır. Ve her iftar vakti, o aynada kendimizi yeniden görürüz.

Kutsal metinler asırlardır aynı hakikati fısıldar: “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz.”
Bu ilahi çağrı; sadece çöpe atılan nimete değil, taşan tabaklara ve taşkın arzulara da yöneliktir.
İnsan yalnız ekmekle yaşamaz; mana ile, denge ile, hikmet ile yaşar. Ölçüyü kaybeden insan,
yükünü yine kendisi taşır. Demek ki çağlar değişse de hakikat değişmiyor:
Denge, insanın omurgasıdır.

Bugün iftar sofralarına baktığımızda ise çoğu zaman sabrın yerini acele,
kanaatin yerini taşkınlık alıyor. Gün boyu arınan beden, akşam şekerle sınanıyor.
Şerbetli tatlıların cazibesi, beyaz ekmeğin alışkanlığı, gazlı içeceklerin geçici serinliği…
Oysa aşırı şeker, tatlı bir yanılsamadır; önce yükseltir, sonra yorar.
Beyaz ekmek doyurur gibi yapar ama çabuk unutturur.
Fazla ve ölçüsüz olan her şey, ruhun inceliğini ağırlaştırır.

Ramazan, mideyi doldurma değil; nefsi terbiye etme mevsimidir.
Sofrada sadelik, kalpte berraklık doğurur. Bir hurmanın vakarı,
bir tas çorbanın huzuru; çoğu zaman gösterişli sofralardan daha derindir.
Çünkü bereket, çoklukta değil; şükürdedir.

Bir de geceler var… Sahurdan sonra ışığı sönmeyen ekranlar,
dinlenmeyen zihinler, ertesi güne yorgun başlayan bedenler…
Oysa uyku da bir emanettir. Dinlenmeyen beden, sabrı taşımakta zorlanır.
Sabır zayıfladığında ise oruç, ruhu beslemek yerine bedeni yorar.

Ramazan bize şunu öğretir: İnsan, yediğiyle de inşa olur; vazgeçtiğiyle de.
Şekerden biraz uzaklaşmak, beyaz ekmeği azaltmak, uykuyu düzene koymak…
Bunlar yalnızca sağlık tavsiyesi değil; irade terbiyesidir.
Çünkü ölçü, sadece sofrada değil; hayatta da gereklidir.

Öyleyse bu Ramazan’da kendimize şu sözü verelim:
Soframız sade, kalbimiz zengin olsun.
Azla yetinmeyi öğrenelim.
Dengeli beslenelim ki dengeli düşünelim.

Zira Ramazan, açlığın değil; hikmetin adıdır.
Ve hikmet, ancak dengeyle büyür.