Manşet

57 Yıldır Fethiye’nin saatlerini tamir ediyor: Ustalığı abisinden devraldı, şimdi oğluna bıraktı

“Abim gitti, ben Fethiye’de kaldım” 1956 doğumlu Yakup Gökhan, saat tamirciliğine henüz genç yaşlarda başladı. O yıllarda Adana’nın ilçesi olan Kadirli’de mesleğe adım atan Gökhan, 1970’li yıllarda Adana’da kalfa olarak çalışmaya başladı. Ardından Fethiye’de dükkân açan ağabeyinin yanına gelen Gökhan, 16-17 yaşlarında ilçeye yerleşti.

O günden bu yana Fethiye’de saat tamirciliği yapan Gökhan, yaklaşık 57-58 yıldır mesleğini sürdürüyor. Genç yaşta ağabeyini kaybeden Gökhan, hayatının o dönemini, “18-19 yaşlarında abimi kaybettim. Abim gitti, ben kaldım Fethiye’de” sözleriyle anlatıyor.

“O zamanlar Fethiye bir başkaydı”

Gökhan, yıllar içerisinde Fethiye’nin geçirdiği değişime de yakından tanıklık etti. İlk geldiği yıllarda Fethiye’nin küçük ve sakin bir kasaba olduğunu belirten Gökhan, o günleri özlemle hatırlıyor.

“İlk geldiğim zamanlardaki Fethiye bir başkaydı. Her şey güzeldi. Fethiye ufak bir kasabaydı, daha da güzeldi. Dükkânın önüne sandalye koyardık. Nereye giderseniz gidin hiçbir şey olmazdı. Ama şimdi çok doldu, çok göç aldı. Fethiye’de tanıdığımız 100 kişiden ancak bir-ikisini, üçünü tanıyoruz. Çok göç aldı, Fethiye hazırlıksız kaldı.”

“Bu mesleği severek yaptım”

Saat tamirciliğini ağabeyinin yanında öğrenen Gökhan, yıllar boyunca mesleğini severek yaptığını ifade ediyor. Mesleği ağabeyinden devralan Gökhan, bugün ise ustalığını kendi oğluna devretmiş durumda.

Meslek hayatının ilk yıllarında Nacar, Seiko ve Casio gibi markaların saatlerinin tamirini yapan Gökhan, teknolojinin gelişmesiyle birlikte saat sektörünün de büyük bir değişim geçirdiğini söylüyor.

Özellikle dijital saatlerin yaygınlaşmasıyla birlikte saatlerin elektronik yapıya dönüştüğünü belirten Gökhan, her saatin kaliteli olmadığını vurgulayarak vatandaşları imitasyon ve kalitesiz ürünler konusunda uyarıyor.

“Her saatin kalitelisi var ama özellikle imitasyon ve kalitesiz saatleri tavsiye etmiyorum. Çin malları var, tamamen çakma olanlar var. İmitasyon saatleri kimseye tavsiye etmiyorum.”

Saat tamirinde en önemli sorun: Parça

Saat tamirciliğinde en büyük sorunlardan birinin yedek parça bulmak olduğunu belirten Gökhan, parçası bulunmayan saatlerin tamirinin mümkün olmadığını söylüyor.

Gökhan’ın dükkânına yıllar içerisinde çok sayıda eski ve değerli saat geldi. Bunlardan en dikkat çekenlerinden biri ise 17. veya 18. yüzyıldan kaldığı belirtilen bir cep saati oldu. Ancak saatin gerekli parçalarının bulunamaması nedeniyle bu tarihi saat tamir edilemedi.

“Eskiden saatlerin bir anlamı vardı”

Saatlerin geçmişte yalnızca zamanı gösteren bir eşya olmadığını belirten Gökhan, özellikle aile yadigârı saatlerin kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu anlatıyor.

“Eskiden saatler daha anlamlıydı. Herkesin bir saati vardı. Yadigâr olarak kullanılıyordu. Babasından, dedesinden kalan saatleri getirip tamir ettiriyorlardı. Şimdi ise sadece şov için alanlar var.”

Gökhan, yıllardır aynı ailelerin farklı kuşaklarına hizmet verdiğini de belirterek, “Benim yıllardır babadan oğula çok müşterim var. Çoğunun babası benim müşterimdir. Çocukları geliyor, babasının tavsiyesiyle beni buluyor” diyor.

Ustalığı oğluna devretti

Yıllarca saat tamirciliği yapan Yakup Gökhan, artık emekli olduğunu ve dükkânı en büyük oğluna devrettiğini söylüyor. Ancak mesleğinden ve dükkânından tamamen kopmuş değil.

“Ben emekli oldum, oğluma devrettim burayı. Ama hâlâ gelirim, otururum. Hem sosyalleşirim hem de yardımcı olurum. En çok da eski müşterilerim, arkadaşlarım ziyarete geldiğinde mutlu olurum.”

“Sanatkâr ölene kadar aç, öldükten sonra tok olur”

Gökhan’ın meslek hayatında unutamadığı anılardan biri ise Adana’daki ustasının kendisine söylediği söz.

Ustasını rahmetle anan Gökhan, yıllar önce kendisine söylenen şu sözün hafızasında kaldığını belirtiyor:

“Benim bir ustam vardı, Allah rahmet eylesin. Adana’dan… Bana, ‘Oğlum, sanatkâr ölene kadar aç, öldükten sonra tok olur’ derdi.”

Bu sözün, mesleğin değerini ve ustalığın yıllar içerisinde nasıl bir mirasa dönüştüğünü anlattığını belirten Gökhan, saatçiliğin yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda sabır ve emek isteyen bir sanat olduğunu ifade ediyor.

“Müşteri arasında ayrım yapılmaz”

Yakup Gökhan, yıllar boyunca müşterileri arasında hiçbir zaman ayrım yapmadığını ve esnafın da müşteriler arasında ayrım yapmaması gerektiğini söylüyor.

Fethiye’de yerli müşterilerin yanı sıra yabancı müşterilerinin de bulunduğunu belirten Gökhan, Almanya ve İngiltere başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen müşterilerinin olduğunu anlatıyor.

Özellikle Almanya’dan gelen bir müşterisinin yıllar içerisinde kendisiyle kurduğu bağın unutulmaz olduğunu söyleyen Gökhan, “Her geldiğinde selam verir, öyle gider” diyerek yıllar içerisinde oluşan dostlukların mesleğinin en güzel taraflarından biri olduğunu ifade ediyor.

Yaklaşık 57-58 yıllık meslek hayatıyla Fethiye’nin değişimine, teknolojinin saat sektörüne etkisine ve kuşaklar boyunca devam eden müşteri ilişkilerine tanıklık eden Yakup Gökhan, bugün ustalığını oğluna devretmiş olsa da yıllarını verdiği dükkânından ve saatlerden kopmıyor. Onun için saat tamirciliği, yalnızca bir meslek değil; Fethiye’de geçen bir ömrün ve nesilden nesile aktarılan bir ustalık hikâyesinin adı.