Politika

ÇED verileri tartışma yarattı: “Çevreyi koruyan sistem mi, ranta açılan kapı mı?”

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerini paylaşarak sistemin işleyişine yönelik eleştirilerde bulundu.

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun: “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre 1993-2025 yılları arasında verilen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) kararları, ülkemizde çevre politikalarının nasıl işlediğini tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Son 32 yılda yalnızca 96 projeye ÇED Olumsuz Kararı verilmiştir.

Aynı dönemde 8.794 projeye ÇED Olumlu Kararı verilmiştir.

En dikkat çekici veri ise tam 83.925 projeye “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiş olmasıdır.

Ayrıca 1.467 proje için “ÇED Gereklidir / ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı alınmıştır.

Toplamda değerlendirilen yaklaşık 94 bin 282 projenin sadece binde 1’i (%0,10) reddedilmiştir.

Başka bir ifadeyle, her 1.000 projeden yalnızca 1’i çevre açısından uygun bulunmayarak durdurulmuştur.

Buna karşılık verilen 83.925 “ÇED Gerekli Değildir” kararı, toplam kararların yaklaşık %89’una karşılık gelmektedir.

Yani Türkiye’de çevreye etkisi olabilecek projelerin neredeyse 10’da 9’u, kapsamlı bir çevresel değerlendirmeye tabi tutulmadan hayata geçirilmiştir.

Bugün Muğla’dan Artvin’e, Kaz Dağları’ndan Akbelen’e kadar yaşanan çevre mücadelelerinin temelinde işte bu anlayış yatmaktadır.

Maden sahaları genişliyor…

Ormanlar kesiliyor…

Tarım arazileri yapılaşmaya açılıyor…

Su kaynakları tehdit altına giriyor…

Ama bütün bunlara rağmen devletin çevresel denetim mekanizmasının sadece 96 kez “dur” diyebilmiş olması düşündürücüdür.

ÇED süreçleri, çevreyi korumanın değil yatırım projelerine hukuki meşruiyet sağlamanın aracına dönüştürülmüştür.

Çevreyi koruması gereken sistem, çoğu zaman şirketlerin önünü açan bir formaliteye dönüşmüştür.

ÇED süreçleri bağımsız bilim insanlarının ve yerel halkın etkin katılımıyla yeniden düzenlenmelidir.

“ÇED Gerekli Değildir” kararları istisna olmalı, kural haline getirilmemelidir.

Ormanları, meraları, zeytinlikleri ve su havzalarını tehdit eden projelerde çok daha sıkı çevresel denetim uygulanmalıdır.

Kalkınma ile çevre koruma arasında gerçek bir denge kurulmalıdır.

Çünkü kalkınma; ormanları, zeytinlikleri, dereleri ve yaşam alanlarını feda ederek değil, gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakarak sağlanır.

Çevreyi koruyamayan bir anlayışın sürdürülebilir kalkınmadan söz etmesi mümkün değildir.” Dedi.