Ne de çabuk inanırdı insanlar Uydur  ,uydur söyle ister dün  ister  bugün Hiç fark etmiyor  çünkü  inanıyor, Sorgulamıyor   ve  okumuyor  öylesine saf insanlarımız!..   Hayatta  hiç sevmediğim  bir şey varsa   o da  yalan söylemek ve yalan söyleyenlere  kıymet vermek . Nasıl kıymet verebilirsiniz ki, nasıl alkış turta bilirsiniz ki. Sizin  aklınız  hiç mi basmıyor? Bir gün olsun  acaba  bu sefer  söylediği dünü unutturuyor mu? daha  dün kardeşim  böyle dememişti   bugün tam tersini söylüyor diye düşündüğünüz olmuyor mu? Yoksa aldırmıyor musunuz? Böyle gelmiş , böyle gidecek diyenlerden mi   oldunuz?   Hayat  yaşadığımız sürece  yarınların umuduyla devam ediyor.  Eğer yarınları  düşlemesek  ,yarınlar için hayallerimiz olmasa ,yaşamanın hiçbir anlamı kalmayacak .Ama  hiç aklımıza gelmeyen bir şey var uyudun uyanamadın  ve daha dün buradaydı dediklerimiz bile  çoktan aramızda olmayabiliyor değil mi?  Çok tuhaf bir dünya da  yaşıyoruz  , aslı yol astarı da yok işte . pamuk ipliğiyle bağlıyız hayata Tarihimize bir göz atıyoruz  ve  büyüklerimiz hakkında uydurulan yalanları da  okuyunca   vay be  hala bunu böyle kabul edenler inananlar var diye  kahroluyoruz. Dilin kemiği yok ki söyler  diyorduk ama, ilim dilinde kemiği olduğunu  ispat  ediverdi !.. Rahmetle andığımız   İkinci  Cumhur  Bakanımız  İsmet İnönü İçin söylenen en büyük yalan hiç unutulmuyor. İsmet İnönü için Camileri Kapattı. Önüne  jandarma dikti  ibadet yaptırmadı o bir dinsizin tekiydi  denen yalanla yıllarca oy  avcılığı için söylediler,yazdılar. Nerdeyse İnönü’yü  bir din düşman haline getirdiler.. Oysa  bu yalanın  hiç aslı yoktu. Gerçekten İsmet İnönü Camiler   kapattırmış ve kapısına  da asker  nöbetçi    dikilmişti .AMA BİR KERE OLSUN ARAŞTIRILIP GERÇEK SÖYLENMEDİ   HEP YALANA DEVAM  EDİLDİ. Meydanı boş bulan Atatürk ve  Cumhuriyet düşmanları   yıllardır bu yalanı söylemeyi  sürdürdüler  Evet İsmet Paşa NİĞDE  ve ULUKIŞLA’da  Camiler kapattırdı ve kapısına  Jandarma dikti içeri kimseyi sokmadı NEDEN? Şimdi yazacağımız  gerçeği bilmeyen ve gerçek bilgiyi aramayan sormayan  halkımızın büyük bölümü  için yazıyorum.   Bu yalana halkın çoğu inandı.. Hatta   bu yalancı madrabazlar o kadar ileri gitmişler ki !..   Atatürk’ümüze dil uzatan utanmaz hayasızlar ATATÜRK DÖNEMİNDE GENELEV YAPILAN CAMİLER VARDI  diyebildiler. Ve bu yalanları bazı yayın yoluyla hatta Tv lerle sürdürdüler. Gelin Camilerimiz neden kapatıldı?  kapısına jandarma dikilip neden içeri kimse  sokulmadı ?   yazalım  :.” Atamız ölmüş  İKİNCİ  DÜMYA  SAVAŞI BAŞLAMIŞ  Alman tankları geçilemez denilen Fransızların  MAGİNOT  hattını geçmişti. Alman ordularının göz bebeğimiz İstanbul’a girişini önlemek için Çatalca-Büyükçekmece hattına  Fransızların Maginot  hattına benzer ÇAKMAK HATTI inşa edilmişti. Daha  1941 yılında  13 ülke teslim bayrağını çekmişti. Alman orduları Türkiye sınırlarına dayanmıştı. Alman uçakları İstanbul’u bombalarsa   kutsal emanetler ne olacaktı? Kutsal emanetlerin menzil dışına çıkarılması gerekiyordu. Almanların kutsal mekanları bombalamayacağı düşüncesiyle Bu kutsal emanetlerin Anadolu ortasında  Niğde ve Ulukışla’daki  mabetlerde  saklanmasına karar verildi. Dolmabahçe sarayı ve  İstanbul   Arkeoloji  müzesindeki kutsal emanetler Hz Muhammed’in hırkası, Mühürü, Kılıcı , oku, yayı , Kabe’nin anahtarı  Hz Osman’ın Kanlı Kuran’ı ı Kerimi   Padişahların Tahtları ,eşyaları,Hazine,silah tablo,  Porselen paha biçilmez el yazması eserler için  büyük bir gizlilik içinde  Çinko ,özel bölmeli sandıklar yaptırıldı ve   büyük bir ihtimamla sandıklara  yerleştirildi. Alman ordularının 1942 yılında  Trakya sınırımıza dayandığı o günlerde İşte büyük bir titizlikle  hazırlanan   o 391 SANDIK  48   TREN VAGONUNA  KONULUP Anadolu’ya  hareket etti. Nigde de  Ak Medrese  ve Sarıhan  camilerine ,  Ulukışla’da ise bir Camiye  yerleştirildi.  Her şey büyük bir gizlilik içinde yapılmış ve  camiler kapatılıp kapısına  jandarmalar dikilmişti. Ve bu ibadet yerlerine  kimse yanaştırılmadı. 1943  yılında İnönü  ,Churchill  ile  görüşmek üzere  Adana’ya giderken  treni Ulukışla’da durdurdu.. Kutsal emanetlerin saklandığı  3 binayı teftiş etti .Kendisi bile içeri girmedi.. Birlik komutanından bilgi aldı . Ayrılırken de komutana  :”-Bize   emanet , Size  emanet  gözüm arkada kalmasın “ dedi..   Dört sene geçer İkinci Dünya Savaşı biter. Sükunet  hasıl olur ve 1947 yılında  kutsal emanetler  geri getirilip   Dolma bahçe  Sarayı  ve İstanbul Arkeoloji  Müzesindeki  yerlerine  yerleştirilir İşte  gerçek budur  madrabaz  yalancılar  Cami  çevresinde koruma askerlerinin  atlarını bahane edip :” İnönü Camileri ahır yaptı” demekten de utanmadılar. Sevgili okurlarım can arkadaşlarım Kemal Arı’dan  alıntılarla  yazdığım  bu gerçeği  herkesin  bilmesini  istedim . Yalanlardan  uzak , yalansız  yaşayacağımız  mutlu günler sizlerin olsun , en içten sevgilerinle   , Kalın sağlıcakla !..