Bazı cümleler vardır… insanın içine düşer ve orada büyür.
“Hayatı Ramazan kılmak, bayramlarla kalpten kalbe köprü kurmaktır.”
İlk duyduğumda bir söz gibiydi; sonra fark ettim ki bir hayat çağrısıymış.
Bir kasabanın dar sokaklarında başlamıştı hikâye…
Ramazan’ın son günleriydi. Akşam ezanına yakın, fırın önünde uzun bir kuyruk vardı. Herkes iftara yetişme telaşında… Ama kuyruğun en sonunda duran bir adam vardı ki, elindeki ekmeği sıkıca tutuyor, bir o yana bir bu yana bakıyordu.
Yanına yaklaştım.
“Bir sıkıntı mı var?” diye sordum.
Gözlerini kaçırarak, “Evde üç çocuk var,” dedi. “Bu ekmek yetmez ama… başka da imkân yok.”
O an, içimde bir şey sızladı. Cebimdeki son parayı uzattım. “Bugün iftarı birlikte çoğaltalım,” dedim.
Adamın gözleri doldu. O an hiçbirimiz konuşmadık. Çünkü bazen iyilik, kelimeleri aşar.
İftar vakti geldiğinde o evdeydim. Küçük bir sofra… ama büyük bir bereket. Çocukların gözlerinde ışık, annenin yüzünde şükür, babanın sesinde mahcubiyetle karışık bir huzur vardı.
O gece anladım:
Ramazan, sofrayı değil kalbi büyütür.
Aradan zaman geçti… Bayram sabahı geldi.
Aynı kasabada, aynı sokaklarda bu kez başka bir telaş vardı. Kapılar çalınıyor, eller öpülüyor, kalpler birbirine dokunuyordu.
Bir kapı çaldım.
Kapıyı açan çocuk, o Ramazan’daki evin en küçüğüydü. Beni görünce bir an durdu, sonra yüzü aydınlandı. “Anne!” diye bağırdı, “Bak, iftardaki abi gelmiş!”
İçeri davet edildim. Bu kez sofrada şekerler vardı, ama asıl tatlı olan şey hatırlanmaktı. Baba yanıma geldi, elimi tuttu:
“Sen o gün sadece ekmek getirmedin,” dedi. “Bizim kalbimize umut getirdin. Bugün biz de komşulara gidiyoruz… çünkü öğrendik ki bayram, paylaştıkça çoğalır.”
İşte o an, köprü kurulduğunu gördüm.
M Ramazan’da kurulan merhamet, bayramda kardeşliğe dönüşmüştü.
Bir iyilik, başka iyilikleri doğurmuştu.
Bir dokunuş, bir mahallenin kalbini değiştirmişti.
Ve anladım ki…
Hayatı Ramazan kılmak; sadece aç kalmak değil, kalbi tok tutmaktır.
Öfkeye oruç tutmak, kibri susturmak, merhameti büyütmektir.
Bayram ise…
O biriktirdiğin iyilikleri dağıtmaktır.
Kapıları çalmak, gönüllere girmektir.
Yalnızları çoğaltmak değil, yalnızlığı azaltmaktır.
Çünkü…
Ramazan içe doğru bir yolculuktur,
Bayram ise o yolculuğun insanlara ulaşan halidir.
“Ramazan, insanı kendine yaklaştırır…
Bayram ise insanı insana yaklaştırır.”
Ve belki de bütün mesele şudur:
Kendine yaklaşan, sonunda kardeşine ulaşır.
Hayatı Ramazan kılanlar, dünyayı ve ahiretini
Bayram’a çevirir.
Sevdiklerimize daha sağlıklı kavuşabilmek için; Bayram dolayısıyla karayollarında yaşanan yoğun Trafik akışı nedeniyle yorgun ve uykusuz araç kullanılmaması, araç kullanırken cep telefonu ile meşgul olunmaması, trafikte aşırı hız yapılmaması, sürüş esnasında emniyet kemerlerimizin takılı olması önem arz etmekdetir.
YOLLARIN KIRALI DEĞİL KURALLARIN KRALI Ol !
Başta Şehit ve Gazi ailelerimiz olmak üzere iyi Bayramlar.