Asırlar geçse de insanlığın vicdanında yaşamaya devam eder. Kerbelâ işte böylesine büyük bir hakikat aynasıdır. Her Muharrem ayında gözlerimiz hüzünle Kerbelâ çölüne çevrilirken aslında geçmişe değil, kendimize bakarız.
Çünkü Kerbelâ yalnızca 680 yılında yaşanmış bir tarihî hadise değildir. Kerbelâ, hak ile batılın, adalet ile zulmün, vicdan ile çıkarın karşı karşıya geldiği her yerde yeniden yaşanan evrensel bir insanlık dersidir.
Bugün çöl aynı çöl değildir.
Fakat insanın imtihanı aynıdır.
Teknoloji değişti, şehirler büyüdü, iletişim hızlandı. İnsanlık yapay zekâdan uzay araştırmalarına kadar büyük mesafeler kat etti. Ancak kalbin, vicdanın ve ahlakın sınavı değişmedi.
Kerbelâ'yı yeniden okumak işte tam da burada başlıyor.
Hz. Hüseyin'in şehadeti bize sadece bir acıyı değil, bir sorumluluğu da hatırlatıyor. O sorumluluk; haksızlık karşısında susmamak, adaletten ayrılmamak ve insan onurunu her şeyin üstünde tutmaktır.
Bugün modern dünyanın Kerbelâları bazen savaş meydanlarında karşımıza çıkıyor.
Bazen mazlum çocukların gözyaşlarında...
Bazen yoksulluğun pençesindeki insanların sessiz çığlıklarında...
Bazen de hakikatin çıkar uğruna feda edildiği ortamlarda...
Daha da önemlisi, çağımızın Kerbelâları artık zihinlerimizde yaşanıyor.
Algoritmaların yönlendirdiği bir dünyada hakikati korumak...
Tüketim çılgınlığı içinde insan kalabilmek...
Dijital bağımlılıkların kuşatması altında özgür iradeyi muhafaza etmek...
İşte bunlar da modern zamanların görünmeyen mücadele alanlarıdır.
Kerbelâ bize şunu öğretir:
İnsan bazen kalabalıkların içinde yalnız kalabilir; fakat hakikatin yanında ise aslında yalnız değildir.
Hz. Hüseyin Hüseyni duruşu ile Tarih bize bir kez daha gösterdi kihakikatin yanında olmak her zaman güçlü görünmekten daha değerlidir.
Bugün Kerbelâ'yı anmak, sadece matem tutmak değildir.
Asıl mesele Kerbelâ'nın mesajını hayatımıza taşıyabilmektir.
Hayatın her alanında adaletli olmak...
İş hayatında dürüst olmak...
Toplumda vicdanı savunmak...
Mazlumun yanında yer almak...
Hakikati menfaatlere kurban etmemek...
İşte Kerbelâ'yı yeniden okumak budur.
Muharrem ayı vesilesiyle geliniz, Kerbelâ'yı sadece gözyaşlarıyla değil, bilinçle de analım.
Çünkü insanlık her çağda yeni batıllar Hüseyni hakikatler arasında tercih yapmak zorunda kalacaktır.
Ve unutmayalım ki Kerbelâ'nın bize bıraktığı en büyük miras, zulme karşı direnen bir vicdanın asla yenilmeyeceğidir.
Çölün ortasında susuz bırakılan bedenler toprağa düştü; fakat onların savunduğu hakikat bugün hâlâ milyonlarca insanın gönlünde yaşamaya devam ediyor.
Kerbelâ'yı yeniden okumak; tarihe bakmak değil, vicdanımızı yeniden uyandırmaktır.