NEBEVÎ EĞİTİM MODELİ MODERN PEDAGOJİK FORMASYON IŞIĞINDA

Bilgiden şahsiyete, iletişimden ahlaka uzanan bir eğitim anlayışı

Eğitim, insanın zihnine bilgi yerleştirmekten ibaret değildir.

Asıl mesele, bilginin insanın davranışına, davranışın karakterine, karakterin ise ahlaka dönüşmesidir. Modern pedagojik formasyon öğretmene; gelişim psikolojisini, öğrenme süreçlerini, bireysel farklılıkları, sınıf yönetimini, iletişim tekniklerini ve ölçme-değerlendirmeyi öğretir. Nebevî eğitim modeli ise bütün bunların üzerinde başka bir soru sorar: “Bu bilgiyi öğrenen insan, nasıl bir insan olacak?” İşte iki yaklaşımın kesiştiği en önemli nokta burasıdır.

1. Önce muhatabı tanımak

Modern pedagojinin temel kabullerinden biri, her öğrencinin aynı olmadığıdır. Her çocuğun gelişim düzeyi, öğrenme hızı, ilgisi, yeteneği ve psikolojik dünyası farklıdır. Hz. Peygamber’in (sav) eğitim pratiğinde de muhatabın durumunu dikkate alan bir yaklaşım görülür. Her soruya aynı uzunlukta, aynı üslupla ve aynı yöntemle cevap verilmez.

“Önce öğrenciyi tanı, sonra dersi anlat.” Çünkü öğrenciyi tanımadan yapılan öğretim, bazen bilgi aktarımıdır; fakat henüz eğitim değildir.

2. Öğreticianlatıcı değil, rehberdir

Modern eğitimde öğretmen merkezli modelden öğrenci merkezli öğrenmeye geçiş önem kazanmıştır. Öğrencinin soru sorması, araştırması, keşfetmesi ve düşünmesi beklenir. Nebevî öğretimde de soru sorma ve düşündürme önemli iletişim yollarındandır. Peygamberimiz (sav) bazen doğrudan cevap vermek yerine soru sorarak muhatabının zihnini harekete geçirir.

Hazır cevap unutulabilir. Kendisi keşfedilen cevap ise zihinde daha derin yer eder.

3. Eğitimde model olma

Modern psikoloji, öğrenmede gözlem ve model almanın önemini ortaya koymuştur. Nebevî eğitim anlayışında ise öğretmenin şahsiyeti, eğitimin kendisinin bir parçasıdır.

Kur’an, “Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 33/21) buyurur.

Buradan eğitimci açısından çok güçlü birsonuççıkar: Öğretici

, anlattığıdeğerlerin yaşayan örneği olmalıdır. Adaleti anlatıpadaletsizdavrananöğretici, adaletiöğretemez. Saygıyı anlatıpöğrencisiniküçümseyenöğretici, saygıyıyaşatamaz. Sabırdan söz edip öfkesini yönetemeyen öğretmenin verdiği mesaj, tahtadaki yazıdan daha güçlüdür.

Çünkü çocuk bazenöğreticininsözünü değil, hayatını okur.

4. Hata karşısında pedagojik merhamet

Modern pedagojide öğrencinin hata yapması öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Nebevî eğitimde de insanı hatasıyla özdeşleştirmeyen, hatayı düzeltmeye yönelten bir yaklaşım görülür.

Kur’an’ın şu uyarısı eğitimciler için de düşündürücüdür: “Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılıp giderlerdi.” (Âl-i İmrân, 3/159)

Demekkiöğreticilikyalnızca sınıf yönetmek değildir. Gönül yönetmektir. Korkutarak susturulan öğrenci sessiz olabilir; fakat öğrenmeye açık olmayabilir. Güven verilen öğrenci ise soru sorar, hata yapar, yeniden dener.

5. Bilgiden ahlaka

Modern eğitim çoğu zaman öğrenme çıktıları üzerinden başarıyı ölçer. Nebevî eğitim ise insanın hayatındaki dönüşümü merkeze alır.

Bilgi → anlayış → davranış → alışkanlık → karakter → ahlak… Asıl hedef bu zincirin tamamlanmasıdır.

Kur’an’ın, “Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem, 68/4) buyruğu, Hz. Peygamber’in (sav) şahsında eğitimin ahlaki boyutunu da hatırlatır.

Bu nedenle eğitim sisteminin başarısı yalnızca sınav puanlarıyla ölçülmemelidir. Bir öğrenci çok şey biliyor olabilir. Fakat bildiğini adalete, merhamete, doğruluğa ve sorumluluğa dönüştüremiyorsa eğitimde eksik kalan bir halka vardır.

6. İletişim eğitimin kalbidir

Bir iletişimci açısından mesele daha da açık: İletişim kurulmadan eğitim kurulamaz. Öğreticikonuşacak, öğrencidinleyecekanlayışı artık yeterli değildir. Öğreticiöğrenciyi de dinlemelidir. Öğrencinin sadece cevabını değil, sorusunun arkasındaki ihtiyacı da anlamalıdır.

Bazen öğrencinin “Bilmiyorum.” demesinin arkasında bilgisizlik değil, başarısız olma korkusu vardır. Bazen yaramazlık olarak gördüğümüz davranışın arkasında dikkat çekme ihtiyacı vardır. Bazen sessizliğin arkasında özgüven problemi bulunabilir.

İşte pedagojik formasyon burada devreye girer. Davranışı görmek başka, davranışın sebebini görmek başkadır.

Nebevî iletişim bize insanı yalnızca davranışıyla değil, insanoluşuylagörmeyiöğretir.

Yeni eğitim-öğretim yılı başlarkenbelki de öğreticilikkavramınıyenidendüşünmeliyiz. Formasyon önemlidir. Pedagoji önemlidir. Psikoloji önemlidir. İletişim önemlidir. Teknoloji önemlidir. Ama bütün bunların üzerinde bir kavram daha vardır: Ahlak.

Çünküöğreticininelindesadecebir ders kitabı yoktur. Bir insanın geleceği vardır.

Hz. Peygamber’in (sav) nebevî eğitim modelini modern pedagojik formasyon ışığında yeniden düşündüğümüzde karşımıza şu tablo çıkar:

Muhatabı tanı. Dinle. Sor. Düşündür. Örnek ol. Hata karşısında merhametli davran. Bireysel farklılıkları gözet. Bilgiyi davranışa dönüştür. Davranışı karakterle buluştur. Karakteri ahlakla tamamla.

Ve belki de eğitimin bütün hikâyesini tek cümlede özetlemek mümkündür:

“İyi eğitim, çocuğun zihnini bilgiyle; kalbini değerle; davranışını ahlakla buluşturabilmektir.”