Bir çağdayız ki insan nefes alıyor ama nefesinin farkında değil.
Bir çağdayız ki bedenler hareket ediyor ama ruhlar donmuş halde.
Yoga, modern insanın yeniden nefesini duymaya çalıştığı bir çağın kelimesi olarak karşımıza çıktı.
Kimine göre bir spor, kimine göre bir mistik öğreti, kimine göre ise yeni bir hayat felsefesi…
Peki gerçekten yoga nedir, ne değildir?
Yoga, kökeni binlerce yıl öncesine dayanan bir disiplin.
Beden duruşlarıyla kasları güçlendirir, nefes teknikleriyle zihni sakinleştirir, dikkat pratikleriyle insanı kendine döndürür.
Modern insanın hızla tükettiği bedenini ve zihnini yeniden uyumlu hale getirme çabasıdır.
Aslında yoga, insanın kendine “Ben buradayım” deme biçimidir.
Ama yoga bir din değildir.
Yoga, insanı ilahlaştıran bir kurtuluş öğretisi de değildir.
Yoga, tek başına insanı hakikate ulaştıran bir vahiy değildir.
Burada kritik soru şudur: İnsan nefesini öğrenirken, nefesin sahibini unutabilir mi?
Kur’an, insana ruhun üflenmesini hatırlatır: “Ona ruhumdan üfledim.”
Bu ifade, nefesin sıradan bir biyolojik refleks olmadığını, insanı insan yapan ilahi bir emanet olduğunu hatırlatır.
Nefes, insanın içindeki ilahi sırdır.
Nefes almak, sadece akciğerlerin değil, varlığın konuşmasıdır.
Platon’un mağara alegorisinde insanlar gölgeleri gerçek sanır.
Bugün modern insan da nefes egzersizlerini, bedensel farkındalığı ve sakinliği hakikatin kendisi sanma riskini taşır.
Oysa nefes bir kapıdır; kapının kendisi hakikat değildir. Kapıdan geçmek gerekir.
Gazali’nin dediği gibi: “Bilgi kalpte bir nurdur.”
Yoga bedeni ve zihni arındırabilir ama kalpteki nuru tek başına yakamaz.
Farabi insanın mutluluğunu akıl, erdem ve düzenli yaşamda arar; yoga bu düzenin bir parçası olabilir ama merkez olamaz.
Kant ise insanın kendi içinde bir yasa taşıdığını söyler; nefes de o iç yasaya kulak vermenin yollarından biridir.
Müslüman için mesele basittir: Beden emanettir, nefes emanettir, bilinç emanettir.
Bu emanetlere iyi bakmak kulluk bilincinin bir parçasıdır.
Nefes egzersizi yapmak, bedeni esnetmek, zihni sakinleştirmek sakıncalı değil; aksine hikmetli bir tedbirdir.
Sakıncalı olan, nefesi ilahlaştırmak, bedeni merkeze koymak, insanı kendisinin tanrısı sanmaktır.
Modern insan yogada sessizlik arıyor. Oysa vahiy, sessizliğin içindeki sesi işaret ediyor.
İnsan nefes aldığında aslında varlığa “Ben kulum” demelidir.
Çünkü nefes, ona emanet edilen bir sırdır.
Yoga nefes ise, Sahibini bilmek hakikattir.
Nefesine sahip çık; ama nefesinin sahibini unutma.
Nefesine sahip çık; ama nefesinin sahibini unutma
Bir çağdayız ki insan nefes alıyor ama nefesinin farkında değil
Bunlar da ilginizi çekebilir