Sevmeseydim , sever miydin gene beni?
Seviyorum derken yalan söyler mi dilin?
İçten değilse sevgi, söylemez di dilin?
İşte sevgi bu , gerçekti anladın
Bu günkü yazımıza İspanyolların bir deyişiyle başlıyorum : " Mavi gözler , beni sev, yoksa seni öldürürüm. Kara gözler beni sev , yoksa seni öldürürüm " diyor. Oysa sevgi olunca gözün renginin ne önemi var değil mi? Biz de neden aşkın gözü kördür diyoruz ? Çünkü aşk olunca kafada akıl kalır mı? Mecnun neden çöllere düşmüş? Kamber neden dağları delmeyue kalkmış ? hep aşk yüzünden değil mi? yazar JASHUO COOKE :" Akıllılara bakın ,aşık olunca nasılda aptallaşıyorlar " diye bunları anlatmıyor mu? Aslında var ya , İnsan oğlu ille bir şeylere aşık oluyor . Bu sanki, insanın doğasının bir gereği. Nedense yalnızlığa hiç tahammülü yok. Nereye baksa , ne tarafa yönelse mutlaka bir şeylere bağlanmak istiyor. Sevdalanıyor seviyor ve bir de seviliyorsa mutluluktan başı dönüyor. oysa sevmenin ,sevginin bir sınırı yok ki!
Hepimiz çoğu zaman hislerimize kapılıp gördüğümüz bir bakışa kanıp, seviyor hülyasına kapılıp, birisinin peşine takılıveriyoruz .Birden gönlümüz kayıveriyor. Bunun bize nelere mal olduğunu anladığımız da iş işten çoktan geçmiş oluyor. Bir de bakıyorsunuz dünyanın en güzeli gördüğünüz kişi birden çirkinleşiyor , sanki bir ucubeye dönüveriyor. işte o an her şeyin geçici olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Onulmaz acılar içinde kıvranıyorsunuz, ve güzellikler izafi imiş meğer diyorsunuz ve kendinize düşman oluyorsunuz. Bunu ben mi yaptım ?, bunu ben mi böyle yücelttim ? diye kendinize kızıyorsunuz.
Hayatımız da her şey huzur ve güven içinde akıp giderken her baktığımız , her gördüğümüz şey güzeldir. Yaşam güzeldir, sevmek, sevilmek güzeldir ; ama bir şeyler ters gitmeye başlamaya görsün. Her şey birden değişmeye başlar .Gerçekler ortaya çıktıkça acı biraz daha acıtır olur. İşte o zaman neden bunları kendimize sormadığımızı , kendimizi sorgulamadığımızı anlarız. Şimdi ne yapmalıyım? sorusuna bir cevap bulmamız gerekir.Suçlanacak yerde , gene kendimizi haklı çıkarmaya çalışırsak hep kaybetmeye mahkum oluruz. Bazı ilişkilerin değiştirilmesi , zorlukların aşılması kolaydır. Bildiğimiz tek şey eninde sonun da her şeyin yok olacağıdır .çünkü canlı olan her şey fanidir. Bir üzüntümüz varsa, hemen geçmesini isteriz. Ama hiçbir zaman üzüntülerin geçmesi kolay değidir. Keyfimiz yerindeyken hiç bir üzüntümüz yoktur, hiç de üzüntü aklımıza gelmez. ama bir küçücük alaycı bir söz, bir sitem tüm düşüncelerimizi tüm keyfimizi bir anda yerlere batırır. Birden dünyanın en mutsuz insanına dönüşürüz. Bazan her şeyden elimizi çekımek ,uzaklara, alıp başımızı gitmek isteriz. Bazan da hatırlamak gerekir her şeyi ,eğer biz de hatırlanacaksak !. Bazan da ağlarız, durup dururken bir yağmur gibi boşalıveririz.Eğer göz yaşlarımızı herkesten saklamak istiyorsak, içimize akıtırız hep. Dudaklarımız kasılır hiç belli etmeyiz ağladığımızı. İşte o zaman için, için ağlarız. İçimizdeki koca bir yangını söndürürüz. Bazan susarız ,hiç kimseyle konuşmak gelmez içimizden, adeta dudaklarımız kilitlenir, dilimiz feryat eder ama anahtarı olmayınca kilitlenen dili açamayız bir türlü. Oysa ağzımızdaki dilimiz bir harika yüklü ambar gibidir. İçinde neler saklıdır , neler. kimseler bilemez. Susmak bir akıllılıktır, hem de erdemlilktir. bunu da ancak suskunken anlarız. Yazımızı ALBERT EİNSTEİN yn bir deyişiyle bitireyim : " Hayatı yaşamanın iki yolu vardır birisi hiç bir şey mucize değilmiş gibi yaşamak ,diğeri ise her şey mucizeymiş gibi yaşamak " çünkü bir taş yolumuza çıkmadığı müddetçe , bizi asla rahatsız etmez değil mi? sevgiyle kalın mucizeleri yaşayın. Değerli okurlqarım can arkadaşlarım .Dünya Sevgililer günüz kytlu olsun nicelerine inşallah hep sevgiyle bir bütün olun .en içten sevgilerimle ,Kalın sağlıcakla !..