Bir gazetede ya da sosyal medyada köşe yazarlığı yapmak büyük bir sorumluluk da yükler yazana. Yazar, okuyucularını doğru bilgilendirecek, mahalle dedikodularından uzak; en önemlisi de kalemini kiraya vermeyecek.
Değerli dostum Osman Baykuş bir gün beni arayıp ofisine davet etti. Kahve eşliğinde sohbetimiz devam ederken söz yazı yazmaya, köşe yazarlığına geldi. “Bak rakamlar bu, bundan sonra da yazmazsan ben karışmam” demeyi de ihmal etmedi. “Bu bir tehdit değil teklif” dedi.
Sohbet esnasında masanın üzerindeki bir kerpeten de dikkatimi çekti. Bu bir mesaj mı dedim; beraberce gülüştük.
Yukarıda belirttiğim gibi yazmak aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da yüklenmek anlamına gelir. Okuyucuyu yanıltmadan, doğru zamanda doğru bilgileri ve kanaatleri paylaşmak. Bu söylediklerinizi köşe yazarlığı yapanlar mı yapacak dediğinizi duyar gibiyim.
Yazacak konular o kadar birikti ki!
Katil İsrail’in Filistin’de katliamlarına devam etmesi; Gazze soykırımı, Batı Şeria’daki zulüm ve işkenceler, Suriye’de olup bitenler, ABD - VENEZUALLE hattındaki gelişmeler. İran’da neler oluyor? Ülkemizin içindeki gelişmeler, iktidar ile ana muhalefet partisi arasındaki karşılı salvolar… yerel ölçekte Muğla ve Fethiye’de olup bitenler… Fethiye oda seçimleri.
Ortaokul yıllarında okuduğum bir gazetenin logosunun sol üst köşesinde şöyle bir slogan vardı: “Her sabah dünya yeniden kurulur.” Gerçekten de akşam yattığımızda bıraktığımız dünya ile sabah kalktığımızda bulduğumuz dünya arasında epeyce farklar olabiliyor.
Köşe yazarlığı yapanlar ya da yapacak olanlar için Türkiye çok bol malzemeli bir ülke.
Hayırlısı ile şimdilik haftada üç bu köşede sizlerle hasbihal edeceğiz. Doğru ve yapıcı eleştirilere hep hoş görü ile bakacağız ve aynı zamanda bu eleştiriler bizim için bir nevi ışık kaynağı olacaktır.
Gayret bizden yardım Allah’tandır.
Haydi bismillah.