Manşet

Akbelen için Danıştay’dan kritik karar

Milas’taki Acele Kamulaştırmaların Yürütmesi Durduruldu, Gözler Şimdi Yeni Süreçte

Muğla’nın Milas ilçesinde yıllardır Türkiye’nin en önemli çevre mücadelelerinden biri olarak gündemde yer alan Akbelen Ormanı için kritik bir yargı kararı çıktı. Akbelen Ormanı çevresindeki acele kamulaştırma işlemlerine ilişkin açılan davalarda, Danıştay 6. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın 5 Mayıs tarihinde taraflara tebliğ edildiği öğrenilirken, bölgedeki yurttaşlar ve çevre hukukçuları gelişmeyi “hukuk ve doğa adına tarihi bir kazanım” olarak değerlendirdi.

 

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy başta olmak üzere çevredeki köylerde yaşayan vatandaşların açtığı toplam 93 ayrı davada verilen karar, Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe konulan acele kamulaştırma uygulamasını şimdilik durdurmuş oldu. Karar, yalnızca Akbelen’deki ağaçların değil, bölgedeki zeytinliklerin, tarım arazilerinin ve yaşam alanlarının geleceği açısından da büyük önem taşıyor.

 

Yıllardır Süren Direnişin Simgesi Oldu

Akbelen’deki çevre mücadelesi, yalnızca Muğla’nın değil Türkiye’nin en çok konuşulan çevre direnişlerinden biri haline gelmişti. Bölgede maden sahasının genişletilmesi amacıyla yapılmak istenen çalışmalar nedeniyle yüzlerce dönümlük ormanlık alanın kesilmesine karşı çıkan köylüler, çevreciler ve yaşam savunucuları yıllardır bölgede nöbet tutuyordu.

 

Özellikle 2023 yılında başlayan yoğun ağaç kesimleri sırasında yaşanan gelişmeler Türkiye gündemine oturmuş, bölgeye çok sayıda çevik kuvvet ve jandarma ekibi sevk edilmişti. Ağaçların kesimini engellemek isteyen yurttaşlarla güvenlik güçleri arasında zaman zaman sert müdahalelerin yaşandığı görüntüler kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.

 

Bölgedeki protestolarda çok sayıda kişi gözaltına alınırken, çevre örgütleri ve hukukçular müdahalelerin orantısız olduğunu savunmuştu. Günlerce süren protestolar sırasında Türkiye’nin farklı illerinden gelen çevreciler, siyasi parti temsilcileri, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşları Akbelen’de nöbet tutarak direnişe destek vermişti.

Köylüler ise yıllardır verdikleri mücadelede yalnızca ağaçları değil, geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını korumaya çalıştıklarını dile getiriyordu. Bölgede yaşayan yurttaşlar, zeytinliklerin ve tarım alanlarının yok olmasının hem doğayı hem de kırsal yaşamı geri dönülmez biçimde etkileyeceğini savunuyordu.

 “Acelelik Hali Yok” Vurgusu

Akbelen’deki hukuki süreci takip eden avukatlar Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca tarafından yapılan açıklamada, Danıştay’ın kararında acele kamulaştırmayı gerektirecek olağanüstü bir durumun bulunmadığının ortaya konduğu belirtildi.

Hukukçular, enerji üretim hedefleri ya da ekonomik gerekçelerin tek başına acele kamulaştırma için yeterli sayılamayacağını ifade ederek, uygulamanın kamu yararından çok şirket faaliyetlerinin devamlılığı amacı taşıdığı görüşünü dile getirdi. Açıklamada, Limak ve İçtaş ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Enerji şirketi lehine yürütüldüğü öne sürülen sürecin hukuki temelinin ciddi şekilde tartışmalı hale geldiği kaydedildi.

 

 “Tüm İşlemler Hukuken Geçersiz Hale Geldi”

Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte acele kamulaştırmaya dayanak gösterilen birçok işlemin de hukuken tartışmalı hale geldiği belirtildi. Hukukçular, el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri, keşif işlemleri ve bedel tespiti uygulamalarının artık uygulanamayacağını savundu.

 

Açıklamada ayrıca, acele kamulaştırma kararına dayanılarak açılan yüzlerce davanın da hukuki dayanağını kaybettiği ifade edildi. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden 649 el koyma dosyasının geleceği ise şimdi merak konusu oldu.

 

 Esra Işık İçin Serbest Bırakılma Çağrısı

Akbelen direnişi sırasında tutuklanan Esra Işık’ın durumuna da dikkat çekilen açıklamada, tutuklamaya gerekçe gösterilen keşif işlemlerinin artık hukuken geçersiz hale geldiği savunuldu. Hukukçular, Esra Işık’ın özgürlüğünden mahrum bırakılmasının hukuki dayanağının ortadan kalktığını belirterek derhal tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

 

 7 Köyü Kapsayan Süreç

10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararının Milas’taki 7 köyde bulunan toplam 679 parseli kapsadığı belirtilirken, Danıştay kararının ardından acele kamulaştırma uygulamasından tamamen vazgeçilmesi gerektiği ifade edildi.

 

Hukukçular, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi ile mahkeme kararlarının bağlayıcılığına ilişkin hükümlerine dikkat çekerek, yürütmeyi durdurma kararının gecikmeksizin uygulanmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

 Gözler Şimdi Anayasa Mahkemesi’nde

Sürecin bir diğer önemli ayağını ise acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı Kanun hakkında Anayasa Mahkemesi’nde açılan iptal davası oluşturuyor. Çevre hukukçuları, söz konusu düzenlemenin çevre hakkı, mülkiyet hakkı ve yurttaşların yargı yoluyla hak arama özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıdığını savunuyor.

 

Akbelen’de yaşananların, çevre ve yaşam alanları üzerindeki baskının somut bir örneği olduğunu belirten hukukçular, Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararın Türkiye’deki diğer çevre mücadeleleri açısından da belirleyici olacağını ifade ediyor.

 

 “Haklı Direniş Kazandı”

Akbelen’de yıllardır süren mücadelede elde edilen karar, bölge halkı tarafından “doğa ve hukuk adına önemli bir zafer” olarak değerlendirildi. Köylüler ve çevreciler, verilen kararın yalnızca Akbelen’i değil, Türkiye genelindeki tüm çevre mücadelelerini yakından ilgilendirdiğini belirtiyor.

 

Uzun süredir nöbet alanlarında, mahkeme salonlarında ve protestolarda sürdürülen direnişin ardından gelen bu kararın, çevre hakkı konusunda emsal oluşturabileceği ifade edilirken, Akbelen’deki mücadelenin ise henüz tamamen sona ermediği vurgulanıyor. (Kenan Gürbüz)