Bir şehri özel kılan gelenek haline gelmiş, zaman içinde hikayeleşmiş ritüelleri vardır ve şehirlerin en değerlileri de onlardır. “ Kaç para bu? “ önceliği içindeki paralı Vandallar son otuz yıl içinde her yerde olduğu gibi Fethiye’de de ayrık otu gibi çoğaldılar, yerel siyasetin finansmanının da içinden çıkarıldığı imar rantının yağma düzeni içinde semire semire servetlerine servet kattılar ve gözümüzün önünde yaşadığımız şehirdeki “ hemşehri olma hakkımızı “parmaklarını sallayarak söke söke elimizden aldılar. Bu yağma sürecinin içinde, planlı büyüme ve kentin gelişiminden doğan rantı adil dağıtma görevi olan bütün yerel yöneticiler bu yetkilerini daha seçilmeden bu vandallara ipotek ettiler ve iktidarlarını ellerinde tutmak adına da bu yetkilerini kent yağmacısı Vandalların lehine kullandılar. Evet….Tekrar tekrar iktidarda kalmayı bu yolla başardılar ama ödenen bedel bizden sonra bu şehirde yaşayacak olanların hemşehri olma haklarının tümünden vazgeçmek oldu. Bu gün; Kaçak yapılaşma, kamusal alan işgalleri, kamu mallarının kullanım hakkının hemşehrilerin kullanımından uzaklaştırılması diye neredeyse olağanlaştırılmış “ taksirli gasp eyleminin “ kaç kişi farkında? Ya da kaç kişi dert ediniyor? Fethiye’nin yaz aylarında neredeyse tamamının büyük bir aile kucağı gibi buluştuğu Şövalye Adası plajı, ada gazinosu, ada iskelesi, Fethiyelileri adaya götürüp getiren Nevzat Kaptanın, Hayati Kaptanın, Durmuş Kaptanın pat pat pat sesi ile arkalarında ince bir köpük bırakan motorları artık sadece anılarda kaldı. Şehir şebekesinden elektrik enerjisi alamadığı için adanın Fethiye Limanına bakan plajının doğu yönünde küçük bir santral oluşturulmuş ve içine yerleştirilen dizel motor ile ada evleri ve sokakları aydınlatılmıştı. Ada gazinosu, plajı ışıklı kolyeler gibi sıralanmış ampullerle aydınlatılıyordu.   1960’lı yılların ortalarından itibaren 1970’li yıllara kadar dönemin belediye başkanı rahmetli Muzaffer Dontlu ve ailesi de yaz aylarını Şövalye Adasındaki evlerinde geçiriyorlardı ve ada en güzel günlerini o yıllarda yaşadı. Bütün gün Fethiyelileri adaya getirip götüren yolcu motorları son seferlerini de yaptıktan sonra plaj ve gazino ada sakinlerine kalırdı. Gün batımlarında gazinoda buluşanlar sohbetlerini koyulturken, gençler de plaj da yaktıkları ateşin başında şarkılar söyleyip eğlenirler, iskeleden saat 23:00 de demir alan yolcu gemisini ellerindeki meşalelerle ada feneri ile Paçarız Burnu arasından süzülüp çıkana kadar uğurlarlardı. 1990’lı yıllarla birlikte Şövalye Adası büyük bir kısmı ARKEOLİJİK SİT Alanı içinde kalmasına rağmen kaçak yapılaşmaya tümden teslim oldu. Fethiye Belediyesi mülkiyetinde olan bekçi evi ve şehir şebekesinden elektrik enerjisi bağlanınca atıl kalan belediyenin santral binası Fethiyelilerin ruhu bile duymadan iki binli yıllarda elden çıkarıldı. Bir tek ada gazinosu vardı Fethiye Belediyesinin elinde kalan. İki yıl kadar önce, Belediye şirketi eli ile kiralanacağı haberi duyulunca, defalarca yazdım, paylaştım. Gelin, bu son hatayı da yapmayın. Ada gazinosu belediye şirketi eli ile işletilsin, ada günlerini hatırlatan modellerde birkaç deniz motoru ile de Fethiyeliler yine adaya taşınsın, ada keyfinden Fethiyelileri mahrum etmeyin. Önerim elbette diğerleri gibi para kazanılan ve birilerine para kazandırılan belediyecilik anlayışı içinde itibar görmedi. Bu gün; Şövalye adasındaki özel iskelelerine özel sürat tekneleri ile gidip gelen beyzadelerin dışında sıradan Fethiyelilerin Şövalye adasına ulaşmaları pek mümkün değil. Kendi hemşehrilerini, kendi mülkiyetindeki kamusal alanlara ulaştıramayan ilçe ve büyükşehir belediyesi geçen yıl başlattığı ve zararla sezon ortasında noktaladığı İDO&MUTTAŞ işbirliğindeki deniz otobüsü kiralama işine bu yıl yine İDO&MUTTAŞ işbirliği ile kiralanan deniz otobüsleri ile Fethiye&Rodos Mavi yolculuk seferleri ile 31 Mayıs da başlayacağını duyurdu. Bu arada; Bütün bu kararlar MBŞB’si iştiraki olan MUTTAŞ DENİZ HİZMETLERİ A.Ş. Yönetim kurulunda alınıyor ve burada Fethiye’nin hakkını savunmak üzere iki üyemiz ve bir de iyi bir yönetim kurulu huzur hakkı ücretleri var. Fethiyeli’nin Şövalye Adasından mahrum bırakılmaları da hiç umurlarında değil.