Futbol, yalnızca futbol değildir.
Bir topun peşinden koşan 11 adam değil sadece…
Muğla’nın yeşiliyle Mardin’in taş sokakları aynı duyguda birleşti o akşam. Bir tarafta Ege’nin serin rüzgârı, diğer tarafta Mezopotamya’nın kadim sesi… Ama tribünlerde aynı cümle yankılandı:
“Başardık…”
İnsan hayatı da biraz böyledir aslında.
90 dakikalık bir maç gibi başlar ömür.
İlk düdük doğumdur.
Son düdük ise ölüm…
Kimi insan dünya sahasında çok gol attığını sanır; makamlar kazanır, paralar biriktirir, alkışlar toplar. Ama maç bitince tabelaya dünya değil, vicdan yazılır.
Asıl soru şudur:
Yaradan’ın katında hangi ligdesin?
Kalbimizi kibirden arındırarak kullukta Süper Lig’de olabildik mi?
Kupalar kaldırmak kadar değerli bir yetimin başını okşadık mı?
Tribünleri coşturduğumuz gibi yürekleri coşturabildik mi?
Hayatın görünmeyen puan cetveli vardır.
Orada averaj; merhamettir.
Gol krallığı; iyiliktir.
Kırmızı kart; kul hakkıdır.
Şampiyonluk ise temiz bir kalple huzura çıkabilmektir.
Bu hafta aynı zamanda Engelliler Haftası…
Belki de hayatın en büyük dersi burada gizli.
Çünkü gerçek engel bazen ayakta yürüyememek değil;
Vicdanla yürüyememektir.
Gerçek engel bazen gözlerin görmemesi değil;
Kalbin merhameti görememesidir.
Ve bazen insanın önündeki en büyük duvar, kendi zihnidir.
“Engeller zihindedir” sözü sadece bir slogan değildir.
Toplumun aynasıdır.
Bir insanın bedeni eksik olabilir ama umudu tamdır.
Bir insanın adımları yavaş olabilir ama kalbi herkesten hızlı koşabilir.
Nice insanlar vardır; bedensel engeli vardır ama ruhu dağlar kadar güçlüdür.
Nice insanlar da vardır; bedeni sağlamdır ama sevgiyi, empatiyi ve insanlığı kaybetmiştir.
Bugün tribünlerde coşuyoruz…
Ama keşke hayatın tribünlerinde de birbirimizi alkışlamayı öğrenebilsek.
Bir engelli bireyin önüne kaldırım değil umut koyabilsek.
Onları acınacak insanlar gibi değil, hayatın gerçek mücadele kahramanları olarak görebilsek…
Belki de asıl şampiyonluk budur.
Bir insanın başka bir insanın hayatını kolaylaştırabilmesi…
Belki de bu yüzden futbolu seviyoruz.
Çünkü içinde hayatın özü saklı…
Düşmek var.
Ayağa kalkmak var.
Sabretmek var.
İnanmak var.
Ve son dakikaya kadar mücadele etmek var…
Şimdi Muğla’da da Mardin’de de çocuklar top oynarken başka hayaller kuracak. Belki bir gün formalarını giyip sahaya çıkacaklar. Kardeşlik köprüleri kurulacak. Keşke onlara sadece maç kazanmayı değil, centilmenliği, Kardeşliği, insane kalabilmeyi de öğretebilsek.
Çünkü ömür dediğimiz karşılaşmada herkes bir gün soyunma odasına dönecek.
Ve o gün sorulacak tek soru belki de şu olacak:
“Dünya sahasında oynadın…
gönül liginde kaç puanın vardı?
Peki Rahman’ın kulluk liginde süper ligdemisin?
Hayeller engelsizdir. Engelsiz yarınlara…
Muammer GÖKMEN
Uzman Vaiz