Başkan Aras: "Kırsalda üretim varsa, kentte bereket vardır"
Başkan Aras: "Kırsalda üretim varsa, kentte bereket vardır"
İçeriği Görüntüle

Ak Parti İl Başkanı Haluk Laçin, İl Yürütme Kurulunda yaşanan görev değişimi hakkında bilgi verirken, çalışmalarından rahatsız olan bir kesimin varlığını da açıklamıştı. Bu kadar köklü bir değişimden sonra rahat rahat çalışabileceklerini düşündülerse, hata ettiklerini şimdi anlamışlardır. İnsanların elindeki gücü alıyorsunuz. Sadece gücü almakla kalmıyor, gelecek hayallerini de alıyorsunuz. Bu insanların sizi rahat bırakması mümkün mü?

Bir de Prof. Dr. Aydın Ayaydın faktörü var. Maşallah Ak partide düşmanları barıştırıp, hepsini bir araya toplamayı başardı. Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın kararlı tavrı ve Ak Parti Genel Merkezindeki gücü, muhalefeti bir araya gelmeye zorladı. Birbirine selam vermeyen insanlar artık yan yana oturabiliyor. Ayaydın’ı etkisizleştirebilirlerse, eskiden olduğu gibi selam vermez selam almaz günlerine yine döneceklerdir.

Bunu sadece rahmetli Özer (Olgun) abi yapabiliyor zannediyordum. Özer abi bir yere aday olduğunda bütün guruplar bir araya toplanı veriyordu. Hiç unutamam, Özer Abinin adaylığını engellemek için olmadık ayak oyunlarını yapan bazıları, 2019 seçimlerinde CHP’nin seçim ofisinde Özer Abinin fotoğrafının altında poz veriyordu. Neyse bu başka bir yazının konusu Ak Partiden devam edelim.



TARTIŞMALARDA SEVİYE DÜŞÜK

Ak partili gruplar arasında sosyal medya üzerinden tartışma yaşanıyor. Tartışmaların seviyesi düşük. Muhalefetin yönetim kadrosunu kavganın içine çekmeye çalışması bir strateji olabilir. Tahriklere kapılıp kavga edilirse bu yönetim gücünü elinde bulunduranların zafiyeti olarak değerlendiriliyor.

Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla, kavga yapanların vekalet savaşı yaptığı gözden kaçmıyor. Birileri mi öne sürüyor, kendileri durumdan görev mi çıkarıyor bilinmez. Kavga edenlerin sayısı fazla değil ancak, ortada ideolojik bir ayrılık olmayınca kavga da kişisel suçlamalarla sürdürülüyor. Kavgadan çok, inatlaşmayla karışık birbirinin ayıplarını, günahlarını, suçlarını ayan beyan çevresindekilere gösterme çabası demek daha doğru olur.

Tarafların saldırısında hep bir riyakarlık suçlaması var. Herkes kendini parti için (Hak yolunda) savaş verdiğini iddia ediyor. Diğerlerini de Partiye zarar veren, parti aleyhine çalışan (din düşmanı ya da dine zarar veren) münafık olarak görüyor. Zındık bile olabilir. Neyse.

Ara sıra CHP’ye, CHP’lilere saldırmak için ara verilip sonra kaldıkları yerden devam ediyorlar.



NE REİS NE DAVA TEK GERÇEK GELECEK KAYGISI

Biat kültüründen geliyorlar. Reis’e bağlılar. Ama Reis’in görevlendirdiği insanların aldığı kararları tartışmaya açıp karşı da çıkıyorlar. Karşı çıkarken de Reis ile davanın zarar göreceğini savunuyorlar. Yıllardır seçimler kaybedilirken, ne Reis’in ne de davanın zarar göreceği konusunda tek laf duyulmadı. Kaybedilen her seçimin ardından “halkın kendilerine muhalefet görevi verdiğini” dile getirdiler ama muhalefet te etmediler. Bu seçimden sonra güç dengeleri değişince “Reis ve dava zarar görecek” sloganı tutturuldu gidiyor. İlginç bir anlayış. Demokrasi desen değil, teokrasi desen değil, olsa olsa ‘yeşil kapitalizm’ gibi bir şey. İster istemez insanın aklına “Ne Reis ne de dava sevdası, bu feryatların altında yatan neden gelecek sevdası” düşüncesi gelip yerleşiyor.