Peki hiç durup kendimize sorduk mu: Biz gerçekten o nesneleri mi istiyoruz, yoksa onların bize yaşatacağı hissiyatı mı?
Aslında insanın asıl arayışı hiçbir zaman dört duvar, dört tekerlek ya da bankadaki rakamlar değildir. İnsan her zaman bir deneyimin peşindedir:
"Evim olsun" diyen insan, özünde güvende hissetmeyi, ait olmayı ve sığınmayı deneyimlemek ister.
"Arabam olsun" diyen insan, aslında özgürlüğü, bağımsız hareket edebilmeyi ve akışta olmayı arar.
"Çok param olsun" diyen insan ise çoğu zaman özgüvenli olmayı, rahatlığı, konforu ve gücü tatmak ister.
Bizler yüzeysel bakışla şekle takılıp nesnelere sahip olmak isterken, sistem bizim hangi deneyimi talep ettiğimize bakar.
NASIL OLACAK TUZAĞINA DİKKAT!
Bir karar alırız, bir adım atarız ve tam o anda zihnimiz devreye girer: "Tamam ama nasıl olacak? Hangi yoldan gelecek? Ya olmazsa? Ya planım bozulursa?"
İşte insanı yoran, ertelemeye sürükleyen ve hayat enerjisini tüketen şey tam olarak bu detaylarda boğulma halidir. Kur’an-ı Kerim’de iki temel ilke yan yana konur:
"İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır." (Necm, 39)
"Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et." (Âl-i İmrân, 159)
Bu iki ayet, hayatın kusursuz işleyen formülüdür: Sen ne yaşamak istediğin konusunda emin ol (düşünce tohumu bul), tohumu ek, (çabanı göster) suyunu ver (bilinçlen) ama tohumun toprağın altında nasıl çatlayacağına ve ne zaman filiz vereceğine karışma.
Tohumu her gün topraktan çıkarıp "Büyüdün mü, nasıl büyüyorsun?" diye kontrol etmeye çalışırsanız, o tohum çürür. Zihnin her detayı kontrol etme çabası da niyetlerimizi öyle çürütür.
İnsana düşen iradesini(seçimini) ortaya koymak ve gayret etmektir. O gayretin hangi kapıdan, nasıl bir formda geri döneceği ise külli aklın, yani sistemin işidir.
Sisteme sipariş verir gibi niyetinizi koyun:
Örneğin ; "Ben bu hayatta güvende olmayı, huzurla üretmeyi ve özgürce var olmayı deneyimlemek istiyorum."
Zihni bu düşünceye alıştırana kadar emeğinizi verin ve aradan çekilin. Sistemin sizin için hazırladığı senaryo, sizin dar zihninizle kurduğunuz senaryodan her zaman çok daha zengin ve hikmetlidir.
Ev belki bir mirasla değil, harika bir ortaklıkla gelir; özgürlük belki lüks bir arabayla değil, bambaşka bir yaşam tarzıyla kapınızı çalar. Siz sadece neyi deneyimlemek istediğinizden emin olun ve sisteme güvenin. Gerisi, sistemin kusursuz işleyişine emanettir.
Aydanur Aktaş HIRA
Next




