Köşe Yazıları

Çocuklarımızı korumak, sadece bir görev değil; bir vicdan borcudur

Bir toplumun yarını, bugünün çocuklarının yüreğinde filizlenir. Onları korumak ise sadece bir ailenin değil, bir milletin ortak sorumluluğudur. Çünkü çocuk, sadece bir hanenin neşesi değil; aynı zamanda bir ülkenin istikbali, bir medeniyetin taşıyıcısıdır.

Kutsal kitabımızda yer alan şu ilahi uyarı, bu sorumluluğun derinliğini gözler önüne serer:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun…” (Tahrim Suresi, 6. Ayet)


Bu ayet, yalnızca ahiret merkezli bir korumayı değil; aynı zamanda dünyada çocuklarımızı her türlü tehlikeden, zarardan ve yozlaşmadan muhafaza etmeyi de içine alan geniş bir sorumluluk alanını işaret eder. Zira günümüz dünyasında tehditler sadece fiziki değil; dijital, psikolojik ve kültürel boyutlarıyla da çocuklarımızı kuşatmaktadır.

Bugün çocuklarımız; sokakta güvensizlik, ekranlarda kontrolsüz içerik, sosyal medyada kimlik erozyonu ve değer aşınması gibi çok yönlü risklerle karşı karşıyadır. Bu noktada “güvenlik” kavramını sadece fiziksel emniyet olarak görmek, meseleyi eksik okumak olur. Gerçek güvenlik; bedenin, zihnin ve ruhun birlikte korunmasıdır.

Aile, bu koruma kalkanının ilk ve en güçlü halkasıdır. Sevgiyle büyüyen, değerlerle yoğrulan, ilgiyle beslenen bir çocuk; dış dünyanın tehditlerine karşı daha dirençli olur. Ancak aile tek başına yeterli değildir. Okul, medya, devlet ve toplumun tüm kurumları bu sorumluluğun paydaşlarıdır.

Devlet politikaları çocuk merkezli olmalı; eğitim sistemleri sadece bilgi değil, karakter de inşa etmelidir. Medya içerikleri denetlenmeli; çocukların masumiyetini istismar eden her türlü unsura karşı caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Sokaklar, parklar, dijital platformlar çocuklar için güvenli alanlara dönüştürülmelidir.

Unutulmamalıdır ki çocuk ihmali, aslında geleceğin ihmalidir. Bir çocuğun gözyaşı, bir toplumun vicdan sınavıdır.

Evrensel perspektiften bakıldığında da çocuk hakları, insanlığın ortak değeridir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, her çocuğun yaşama, korunma ve gelişme hakkına sahip olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu haklar; din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin tüm insanlığın ortak sorumluluğudur.

Bugün atacağımız her bilinçli adım, yarının daha güvenli ve daha merhametli dünyasını inşa edecektir.

Çocuklarımızı korumak, sadece bir görev değil; bir vicdan borcudur. Çünkü biz, çocuklarımıza bıraktığımız dünyadan değil; onların içinde büyüdüğü dünyadan sorumluyuz.

Ulusal Egemenlik ve çocuk Bayramımızın Kutlanacağı günler içinde;unutmayalım ki,
Bir çocuğun güven içinde büyüdüğü bir toplumda, gelecek korku değil umut üretir.