Orhan Okutan / habercitv.com.tr Yazı İşleri Müdürü
Muğla gündemi günlerdir CHP’li — ya da artık “eski CHP’li” demek mi gerekir bilinmez — Niyazi Atare ve CHP İl Yedek Yönetim Kurulu üyesi İbrahim Çırakoğlu’nun tutuklanmasına kilitlendi. Dikkat çekici detaylar paylaşıldı.
Suçu kanıtlanmadan ihraç istemiyle disipline verilmeleri, aslında partinin kendi içindeki çürümeyi örten bir “temizlik operasyonu” gibi görünüyor.
CHP’lilerin büyük bölümü iki ismin suçlu olduğuna zaten karar vermiş durumda. Disipline verip atınca geri kalan partililer pirüpak olacak, herkes vicdan rahatlığıyla uyuyacak! Ta ki bir başkası yakalanana kadar...
“Temizlenmek” artık atmakla, ihraçla, sessizlikle oluyor. At kurtul, harca kurtul.
GÖRMEZDEN GELİNENLER
Fethiye’yi iki dönemdir CHP’li bir belediye yönetiyor. Ancak kaçak yapılar almış başını gitmiş durumda. Belediye kendi binasını bile imara aykırı şekilde genişletiyor. Büyük otellerin imara aykırı yapılarına işlem yapılmamış. Şikayet üzerine Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü belirledi.
Kamusal alanlara, yeşil alanlara hijyen koşullarına uymayan işletmeler kuruluyor, el değiştirirken ciddi hava paraları döndüğü iddia ediliyor. Sosyal sorumluluk projesi olan kamusal alandaki lostra salonunu waffle kafeye çevirdiler.
İmar affından yararlanamayan ya da daha sonra yapılan villalara su aboneliği için “numarataj satıldığı” iddiaları da cabası.
Belediye başkanı “Benim parayla işim olmaz, müteahhitlerle yan yana göremezsiniz” diyerek sorumluluğu üzerinden atıyor. Oysa mesele, birinin yakalanıncaya kadar “temiz” gezilmesi değil; sistemin nasıl bu kadar rahat kirlenebildiğidir.
YENİ UYUMUN ADI: SESSİZLİK
Tüm bu uygulamalar olurken aktif siyaset yapan tek bir Cumhuriyet Halk Partilinin eleştirdiğini, karşı çıktığını duyamadım. Çünkü kimse “çıkıntı” olmak istemiyor.
Görmezden gelince “uyumlu partili”, yanlışlara ses çıkarınca “uyumsuz ve muhalefete çalışıyor” oluyor.
Doğruyla yanlış adeta yer değiştirmiş durumda. Başta belediye başkanları olmak üzere seçilmesini sağladıkları CHP’li yöneticiler, yanlışlara değil, doğruyu söyleyenlere tepki gösteriyor.
Çünkü AK Parti’ye yaramasın düşüncesinin yanında, eleştiriyi düşmanlık gibi gören belediye başkanlarının eleştirenleri dışlayan tutumu partinin kendi öz değerlerinden bile daha önemli hale geldi. Bu sessizlik yüzünden zalim ve haksız olanlar güçlüymüş gibi görünüyor; haklılar sustukça bu güç daha da büyüyor.
SORUN PARTİNİN KİMLİĞİ DEĞİL, SEÇİM KAZANMAK İÇİN İLKESİZLERİN PARTİYE DOLDURULMASI
Eleştirilen, CHP’nin varlığı değil. Tam tersine, Cumhuriyet Halk Partili gibi davranmayan belediye yönetimleri eleştiriliyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkelerine aykırı davrananlar eleştiriliyor.
Ve o ilkeler çiğnenirken sessiz kalanlar…
Bodrum’da tutuklanan partililer de ilkelere aykırı davrandıkları gerekçesiyle gündemdeler. Suçlular cezasını elbette çekmeli ama insan yine de üzülmeden edemiyor; yazık bu gençlere, bu insanlara.
Belki de belediye başkanlarının ya da CHP'li yöneticilerin kendi iktidarlarını koruma, geleceklerini garanti altına alma uğruna kurduğu sistemin kurbanı oldular. Yoksa o sistemin parçası mıydılar? Cevabı zaman verecek.
Next




