Taşkın korkusuyla vatandaş otomobilini ağaca bağladı
Taşkın korkusuyla vatandaş otomobilini ağaca bağladı
İçeriği Görüntüle

Fethiye ve Kayaköy’ün tarihi ve kültürel geçmişi ile mübadele sürecine dair yazmış olduğu araştırma yazıları ve kitaplarıyla tanınan Batı Akdeniz Gazetesi ve www.habercitv.com.tr köşe yazarı, Araştırmacı, Yazar Işık Taban; okurları ile Fethiye Kitaphane’de bir araya geldi.

Fethiye’nin tarihi geçmişi, kültürel değerleri ve sosyal hayatı ile ilgili söyleyişinin yapıldığı kitap imza ve tanıtım günü etkinliğinde duygu dolu anlar yaşandı.  “Anılar Bazen Hüzün Yüklüdür”, “Bana Mimozalar Getir Raşel”, “Bavulunda Sevda Taşıyanlar”, “Güneşi Penceremde Unuttum”, “İnce Sazdan Buselik Makamında”, “Cumhuriyet Oteli” ve “İkbal Hala” kitaplarının yazarı araştırmacı Gazeteci  Işık Taban söyleyişi ve kitap imza etkinliğinde yeni eseri “Begonyalı Balkonlar” kitabını da  anlattı.



“O DEĞERLİ İZLERİ UNUTUYORUZ, ÖNEMSEMİYORUZ”

Araştırmacı Gazeteci ve Yazar Işık taban konuşmasında “Yazılarımı yazarken ve anlatırken hep içim burkuluyor ama sanırım mezar taşıma da aynı şeyi yazacaklar; bu şehrin en değerlileri sokaklarında kalan ayak izleridir. Ne yazık ki; bu kadar hoyrat zamanlardan geçerken, bu inceliklerin farkına varamıyoruz. Bir savurgan heves içerisinde hep daha çok kazanalım ve hep biz bir yerlerde olalım, bizden başkan kimse olmasın itiş, kaçış içerisinde o değerli izleri unutuyoruz. Önemsemiyoruz. Onlar unutuldukça da her şey sıradanlaşıyor. Sıradan şehirlerin ruhları giderek köreliyor, eksiliyor. Ruhunu kaybeden bir şehir galiba insanlarını da mutlu etmiyor.



“30 YILDIR ŞEHRİN ANILARINI İNCİTMEDEN O AYAK İZLERİNİ ÖYKÜLEŞTİRİYORUM”

Bunun farkına aslında varmak lazım. O nedenle yaklaşık 30 yıldır bu şehrin ayak izlerine bakıp, bulabildiklerimi yazıya döktüm. Mümkün olduğu kadar da anıları incitmeden, öyküleştirmeye çalışıyorum. Bizden sonrakiler nasıl bir özel şehirde yaşamakta olduklarının farkına varsınlar. Çünkü o izler fark edilebildiği kadar  bu şehri koruyabileceğiz. Aksi halde o hoyratlık içerisinde son kalan izleri de tüketeceğiz. Geçenlerde çok da keyif alarak Anadolu Lisesinde ki pırıl pırıl gençlere de anlattım ve bu günde aynı şeyi öneriyorum. Çok iyi bir mühendis, mimar, siyasetçi olabilirsiniz ama yaşadığınız şehirlerin ruhunu da korumaya özen gösterin. Bu çok çok önemli. Mesleğinizin en iyisini yapın ve ait olduğunuz yere hak ederek yaşayın. Biz beceremedik fakat bizden sonraki gençler ümit ediyorum; bu ideallerin peşine düşerek daha güzel bir ülke ve şehirleri yaşatabilirler. 2002 Yılında “Anılar Bazen Hüzün yüklüdür” o ilk kitabımı çıkarmak için çabalarken hep o kaygılar ile yola çıkmıştım ve o anıların izlerini sürerek bu günlere geldim. Ardından “Bana Mimozalar Getir Raşel” kitabı geldi. O kitapta Fethiye’nin bilinmeyen öykülerini yazdım. Eskiden bu güzel şehirde sadece Rumlar ile değil Musevilerle de komşu olduk ve birlikte yaşadık. “Bana Mimozalar Getir Raşel” o ailelerden bir tanesini anlatıyor. Abraham iyi ve başarılı bir tüccar ve karısına da son derece aşık bir kişi. Mimozaları çok seviyor ve bu gün Pazar yerinde olan evinin bahçesinde de var. Ömrünün son günleri ve bu bahar Mimozaları göremedim Raşel onu bana getir diyor. Ertesi günde hayatını kaybediyor. Raşel kocasının cenazesi evden çıkarken “Sen gidiyorsun ama ben de geliyorum” diyor ve ertesi günde o da ölüyor. Taşyaka şehir mezarlığına ilk gömülenler onlardır ve sonra arayıp, bulmuştum. İlahi bir tesadüfle mimoza ağacı vardı, mezarının başında ve dallarını yere eğerek onları selamlıyordu. Ben gerçekten bu yeryüzünün bir sahibi olduğuna, ilahi bir gücün, sevgiyle kutsadığına işte o gün inandım.

Tamamen dramatik ve gerçek bir öyküden oluşuyor. Ardından Kayaköy’ü anlatan, mübadele sürecinde, gelenleri, gidenleri ve yaşananları öykü haline getirerek  “Güneşi Penceremde Unuttum” kitabımı yazdım” dedi.



“ESKİ HAMAM SOKAĞINA ÇOK YAKIŞAN ÇİÇEKLERDİ”

Konuşmasına devam eden Işık Taban “Kitaplarım; gerek mübadele sürecinde ve gerekse sonrasında yolları Fethiye’ye düşen insanların hikayeleri, mutlulukları, hüzünleri, acıları ve talihsizlikleri gibi yaşananları bir araya getirdiğim öykülerden oluşmakta. Cumhuriyet Oteli kitabımda da Fethiye’nin yakın tarihine tanık olmuş öykülerden oluşmaktadır. Cumhuriyet Oteli; 1957 depreminde yıkılıncaya kadar da bir dönem şehrin sosyal hayatının çok önemli odak noktası oldu. Düğünler, nişanlar hatta parti toplantıları Cumhuriyet otelinin muhteşem salonunda yapılmıştır. Cumhuriyet oteli 1957 yılındaki deprem ile yıkıldığında bir dönemde  kapanmış oldu. Çarşı caddesi de Fethiye için çok önemli ve anılarla dolu bir yer. Şimdi o zamandan bu güne baktığımızda, bizlere tarihi anlatan çok az sayılı bir kaç bina kaldığını görmekteyiz” dedi. “Begonyalı Balkonlar” adlı son çıkan kitabı ile ilgili de konuşan Işık Taban; kendisinin de bir dönem oturduğu Paspatur Hamam sokağının eski hali ile ilgili anıları ve öyküleri anlattı. Işık Taban konuşmasında “"Begonyalar, kırılıverecekmiş gibi duran narin, parlak yapraklarının arasında inanılmaz bir cesaretle Şubat ayazlarında bile, ılık kış güneşine kanıp, küçük pembe çiçekler açıverirler. Kırılsalar bile kırıldıkları yerden yeşerip yeniden hayata tutunurlar. Belki de bu nedenle Hamam Sokağına çok yakışan çiçeklerdi” dedi. Konuşmasından sonra davetlilerin sorularını yanıtlayan Işık Taban; katılımdan dolayı teşekkür ederek, kitaplarını imzaladı. Haber/Foto-Gökhan Ayyıldız