“SELÇUK ÖZDAĞ’DAN ŞOK İDDİALAR”
Konuşmasına siyasi geçmişi ve TBMM’deki çalışmalarını anlatarak başlayan Selçuk Özdağ, üç dönem Manisa, bir dönem de Muğla milletvekilliği yaptığını, grup başkanlığı döneminde parlamentoda yoğun bir çalışma yürüttüğünü söyledi. Özdağ, milletvekilliği sürecinde yaklaşık 50 kanun teklifi verdiğini, 550 civarında soru önergesi sunduğunu ve 400’ün üzerinde konuşma yaptığını belirterek, onlarca basın toplantısı ile yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle seçmenlerini parlamentoda temsil etmek için azami gayret gösterdiğini ifade etti. Milletvekili transferlerine de değinen Özdağ, siyasi partiler arasında milletvekili geçişlerinin belirli kurallara bağlanması gerektiğini savundu. Daha önce milletvekili kayıpları nedeniyle Meclis gruplarının bozulduğunu anlatan Özdağ, farklı siyasi partilerle yapılan görüşmeler sonucunda grupların yeniden oluşturulduğunu belirtti. Özdağ, son olarak Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın bir milletvekilini gruba dahil etmesiyle grubun yeniden 20 kişiye ulaştığını söyledi. Özdağ, parlamentodaki muhalefet anlayışlarının temelinde yasaların ayrıntılı biçimde incelenmesinin bulunduğunu belirterek, “Bu kanun bir zümreye mi yapılıyor, bir sınıfa mı yapılıyor, bir iş adamına mı yapılıyor, yoksa Türkiye’nin genelini mi ilgilendiriyor?” anlayışıyla hareket ettiklerini ifade etti.

“TÜRKİYE’DE HUKUK RAFA KALDIRILMIŞTIR”
Konuşmasının önemli bölümünü hukuk ve kuvvetler ayrılığına ayıran Özdağ, Türkiye’de hukuk sisteminin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında yürütmenin yasama ve yargı üzerindeki etkisinin arttığını ileri süren Özdağ, milletvekillerinin yasama faaliyetlerindeki etkinliğinin azaldığını söyledi. Kanunların önemli bölümünün Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar tarafından hazırlanarak Meclis’e getirildiğini iddia eden Özdağ, muhalefet partilerinin bu düzenlemeleri Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığını belirtti. Anayasa Mahkemesi kararlarının ardından benzer düzenlemelerin farklı ifadelerle yeniden Meclis gündemine getirildiğini öne süren Özdağ, bunun uygulamada zaman kazandırdığını savundu. Yargıdaki uygulamaları da eleştiren Özdağ, iktidara yakın kişiler ile muhalif kesimlere yönelik hukuki uygulamaların farklılaştığını iddia etti. Türkiye’de denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, adalet, hukuk, Sayıştay, teftiş kurulları, medya ve sivil toplum kuruluşlarının görevlerini etkin biçimde yerine getirmesinin önemine dikkat çekti.
“TÜRKİYE’DE BİR SERVET TRANSFERİ VAR”
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş döneminde enflasyon ve faiz oranlarının düşürüleceği, cari açığın azaltılacağı ve vatandaşların yurt dışına daha rahat seyahat edebileceği yönünde verilen mesajları hatırlattı. Bugün vatandaşların ekonomik şartlar nedeniyle kendi bölgelerindeki tatil merkezlerine dahi gitmekte zorlandığını savunan Özdağ, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşam koşullarına dikkat çekti. Türkiye’de ekonomik sorunların derinleştiğini ileri süren Özdağ, ülkede bir “servet transferi” yaşandığını ve toplumun geniş kesimlerinin giderek fakirleştiğini iddia etti. Özdağ ayrıca sermaye piyasaları ve fonlarla ilgili ciddi mağduriyet iddialarının bulunduğunu belirterek, vatandaşların uzun yıllar boyunca biriktirdiği paraların kaybedilmesinin kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu gündeme getirdiğini söyledi.
“DIŞ POLİTİKAYA İLİŞKİN ELEŞTİRİLER”
Türkiye’nin dış politikasında da ciddi savrulmalar yaşandığını savunan Özdağ, geçmiş yıllardaki Türkiye’nin farklı ülkelerle ilgili açıklamaları ile bugünkü ilişkiler arasında çelişkiler bulunduğunu ileri sürdü. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları üzerinden Türkiye’nin dış politikasını değerlendiren Özdağ, Türkiye’nin bağımsız ve kendi çıkarlarını esas alan bir dış politika yürütmesi gerektiğini savundu. Türkiye’nin herhangi bir ülkenin politikalarının takipçisi olmaması gerektiğini belirten Özdağ, parlamentodaki görevi süresince Muğla ve Türkiye adına kendisine verilen temsil yetkisinin hukukunu korumaya devam edeceğini söyledi.
“ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI”
Konuşmasının bir bölümünde seçim takvimine de değinen Özdağ, 2028 yılında yapılması öngörülen seçimin daha erken bir tarihe alınması tartışmalarına ilişkin görüşlerini açıkladı. Özdağ, Kasım ayında yapılacak bir erken seçime destek vereceklerini belirtirken, 2028 Nisan ayında yapılması planlanan seçimin öne çekilmesine yönelik bir girişime muhalefet partilerinin destek vermemesi gerektiğini savundu. Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda anayasanın dolanılmaması gerektiğini ileri sürerek, iktidar blokunun kendi içerisinden yeni cumhurbaşkanı adayları çıkarması gerektiğini ifade etti.

“MUĞLA TÜRKİYE’NİN GÖZBEBEĞİDİR”
Konuşmasının önemli bölümünü Muğla’ya ayıran Özdağ, Muğla’nın turizm, tarım, doğal güzellikleri ve tarihi mirasıyla özel bir konuma sahip olduğunu söyledi. Muğla’nın dört mevsimin aynı anda yaşanabildiği önemli bir şehir olduğunu belirten Özdağ, Fethiye’den Bodrum’a, Datça’dan Köyceğiz ve Dalaman’a kadar kentin tamamının turizm açısından büyük bir potansiyel taşıdığını ifade etti. Muğla’da turizm sezonunun uzatılması gerektiğini belirten Özdağ, beş ayla sınırlı kalan turizmin altı, yedi, sekiz hatta daha fazla aya yayılması için çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Özdağ, bunun için nitelikli bürokrasi, yabancı dil bilen personel ve kenti iyi tanıyan yöneticilere ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Muğla’nın aynı zamanda önemli bir tarım kenti olduğunu vurgulayan Özdağ, Dalaman Ovası, Fethiye Ovası ve Milas Ovası başta olmak üzere kent genelindeki tarımsal üretim potansiyeline dikkat çekti. Mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerinin artmasının çiftçileri zor durumda bıraktığını söyleyen Özdağ, turizm ve tarımın birlikte geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“ORMAN YANGINLARI VE ÇEVRE UYARISI”
Muğla’daki orman yangınlarına da değinen Özdağ, yanan ormanların yerine yapılan ağaçlandırmaların ekolojik açıdan eski ormanların yerini kısa sürede dolduramayacağını söyledi. Özdağ, yüzlerce yıllık ormanların yanmasının ardından dikilen genç fidanların aynı ekolojik dengeyi oluşturmasının mümkün olmadığını belirtti.
Ormanların yalnızca ağaçlardan ibaret olmadığını ifade eden Özdağ, ormanların hayvanların yaşam alanı olduğunu, su ve toprağın korunmasına katkı sağladığını ve erozyonu önlediğini söyledi. Yangınlara karşı alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu savunan Özdağ, bu konudaki denetimlerin artırılması gerektiğini belirtti. Termik santraller konusunda da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, kömürün tamamen yok sayılmasını değil, mevcut santrallerin ekonomik ömürlerinin sona ermesinin ardından temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesini savundu. Termik santrallerin çevreye verdiği zararın azaltılması gerektiğini ifade eden Özdağ, enerji politikalarının çevreyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“TOKİ VE GÖCEK TÜNELİ ELEŞTİRİSİ”
Özdağ, TOKİ konut projeleri konusunda da eleştiriler yöneltti. 2019 yılında açıklanan 100 bin konut projesinin çeşitli illerde ve ilçelerde tamamlanmadığını iddia eden Özdağ, Seydikemer ve Fethiye’nin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Deprem konutlarıyla ilgili de hak sahiplerinin isimlerinin kamuoyuna açıklanmasını isteyen Özdağ, devlet kaynaklarının şeffaf biçimde takip edilmesi gerektiğini söyledi. Göcek Tüneli’ne de değinen Özdağ, yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirilen tünelin işletme sürecini eleştirdi. Özdağ, bu tür uygulamaların kamu yararı ve şeffaflık açısından denetlenmesi gerektiğini savundu.
“FETHİYE’NİN YAZ NÜFUSU ÜZERİNDEN BÜTÇE ÇAĞRISI”
Fethiye ve diğer turizm merkezlerinin yaz aylarında nüfusunun katlandığına dikkat çeken Özdağ, belediyelerin yalnızca resmi nüfus üzerinden kaynaklandırılmasının adaletsizlik oluşturduğunu söyledi. Fethiye’nin resmi nüfusunun yaklaşık 250 bin olduğunu varsayarak yaz aylarında kente bir milyon, hatta 1,5 milyon kişinin geldiğini belirten Özdağ, belediyelerin altyapı, ulaşım, park ve diğer hizmetleri bu yoğunluğa göre planlayabilmesi için merkezi bütçeden nüfus hareketlerine göre kaynak aktarılması gerektiğini ifade etti. Bu konuda Meclis’e kanun teklifi sunduğunu belirten Özdağ, teklifin turizm, kış turizmi, tarih, inanç ve sağlık turizminin yoğun olduğu bölgelerde yıl içerisindeki nüfus hareketlerinin dikkate alınmasını öngördüğünü söyledi.

“PARLAMENTOYU GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUM”
Türkiye’nin demokratik, şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten Özdağ, siyasi partiler ve seçim kanunlarının değiştirilmesi gerektiğini savundu. Özdağ, siyasi ahlak yasası, yolsuzluk ve hırsızlıkla mücadele düzenlemeleri, ihale mevzuatı ve şeffaflık konusunda yeni adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Milletvekillerinin seçilme sistemine ilişkin de eleştirilerde bulunan Özdağ, seçmenlerin çoğu zaman doğrudan milletvekillerini değil siyasi parti amblemlerini ve genel başkanları tercih ettiğini söyledi.
Bu nedenle siyasi partiler ve seçim mevzuatında değişiklik yapılması gerektiğini belirtti. Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilerek parlamenter sisteme geçilmesi gerektiğini savunan Özdağ, Türkiye’de yeni bir sayfa açılması çağrısında bulundu. Muhalefetin de dağınıklığını gidermesi gerektiğini belirten Özdağ, ortak aday ve ortak seçim stratejilerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Toplantının soru-cevap bölümünde 2028 yılı dahil Türkiye’de seçim yapılıp yapılmayacağı yönündeki soruyu da yanıtlayan Özdağ, seçimlerin yapılacağını söyledi. Sandığın Türk milletinin önünden alınamayacağını belirten Özdağ, vatandaşların seçimlerde parti ve lider taassubundan uzak şekilde, akıl ve iradeyle hareket etmesi gerektiğini ifade ederek, sandıkta millet iradesinin tecelli edeceğini söyledi. (Gökhan Ayyıldız)
Next




