Hepimizin hayalleri var. Geleceğe dair umutlarımız ve tabi ki beklentilerimiz var. Hayatta bizi en çok mutsuz eden şey ise bu beklentilerimizin gerçeğe dönüşmemesidir. Peki, biz beklentilerimiz için ne yapıyoruz. Bazen ne beklediğimizi dile bile getirmeden öylece gerçek olsun diye bekliyoruz. Beklentimizi yüklediğimiz kişileri ise bunu anlamadıkları için cezalandırıyoruz. Sonuç: gerçekleşmeyen beklentiler: mutsuz insanlar.
Ben size bu gün mini bir başarı öyküsü anlatmak istiyorum. Ama bu sadece bir başarı öyküsü değildir, hayallerimiz için hareket etmemiz gerektiğinin ispatıdır. Neticede hiç birimiz baykuş değiliz, avımızı gözlerimizle hipnotize edip önümüze düşüremiyoruz. J
Çok değerli bir arkadaşım yıllar bir tekne almıştı. 2.5 metrelik bu teknesine kendine göre birkaç dekor ilavesi ile keyifli bir hale getirmiş ve daha büyük bir tekne hayali kurmaya başlamıştı. Kamaralı 10.5 metre bir motor yat istiyordu ve bu hayaline ulaşmak için ciddi bir maddi güç gerekliydi. Bu hayal için bir ömür çalışıp belki de yaşlandığı zaman bu motor yata sahip olacaktı. Ama bilirsiniz yaşlandığımız zaman merdiven inip çıkmak bile külfet olur insana. Oda bu hayalini kendisi inşa etmeye karar verdi.
Öncelikle omurgasını yaptığı motor yatın tamamını ince ince uğraş vererek tam 4 yılda tamamladı ve bu sene denize indirdi. Şimdi ise hayaline sahip olmanın hazzını sürüyor.
Benim için olmak ve olmamak arasında fark burada başlıyor. Hayal kurarsınız ve öylece beklersiniz, siz beklerken birileri sizin hayalinizi yaşar. Ya da yine hayal kurarsınız ve orada bulunarak hayalinizi gerçekleştirmek için çabalarsınız. Yani hayalinizin içinde bizzat bulunarak yaşarsınız. Geri kalan boş konuşmadan dırdırdan öteye gitmez. Öyle biz zaman gelir ki, sürece yenik düşmüş olan hayallerinizi siz dahi hatırlamazsınız.
Uzanın ve tutun hayalinizi.
Hayatınızı bir trene bindirip istasyonda onun nasıl gittiğini izlemeye son verin.
Next