Fenerbahçe ilk yarısını 3-0 önde kapattığı maçı 3-1 kazandı
Fenerbahçe ilk yarısını 3-0 önde kapattığı maçı 3-1 kazandı
İçeriği Görüntüle

Orhan Okutan / habercitv.com.tr Yazı İşleri Müdürü

Oda ve meslek kuruluşlarının “siyaset üstü” olması gerekirken, Fethiye’de yöneticilerin siyasi parti ilişkilerinin kurumsal işleyişin önüne geçtiği yorumları yapılıyor. Üyeler, hizmetlerin dile getirilmesinden çok siyasete yakınlıkla ilgili algıdan şikayetçi: “Ya siyaset ya STK - Oda arasında tercihinizi yapın”


 

Yaklaşan Oda seçimleri öncesi kulisler hareketlendi, sesler yükselmeye başladı.

Ama gözlenen adaylar, bugüne kadar yarattığı kurumsal fayda ya da neyi değiştirdiği değiştireceği değil; siyasi algıya yoğunlaşmış durumda.

Oysa Oda ve meslek kuruluşlarının en temel niteliği “siyaset üstü” olmalarıdır.

Ancak Fethiye’de tablo tam tersi: Siyaset üstü olması gereken kurumlar, siyasetin gölgesinden çıkamıyor.

Fethiyeli turizmci Mehmet Hikmet Selçuk’un paylaşımı tam da bunu anlatıyor: “STK’lar siyasallaştı, siyasetin arka bahçesi olan 20-25 yıldır aynı koltuğa yapışmış insanlar çoğaldı.

STK’ların kuruluş gayesi, hedefleri saptırıldı.”

Sosyal medyada paylaşılan yorumlarda da açıkça görülüyor: Artık kimse “Oda’yı kim daha iyi yönetir?” sorusuna değil, “Kim hangi partiyle daha yakın?” sorusuna odaklandığı hissediliyor.

Ve bu, kurumları siyasetçiler için adeta bir “bekleme odasına” ya da “arka bahçeye” dönüştürüyor.

Esnaf Odası Başkan adayı Kamil Mutlu Demirtaş’ın MHP’den, FODER Başkanı Bülent Uysal’ın da CHP’den Belediye Meclis Üyesi olması… Ercan Torunoğulları’nın Ak Parti içinde aktif siyaset yaptığı dönemde FODER Başkan Yardımcılığını sürdürmesi.

Son dönemde Esnaf Odası Başkanı Mehmet Soydemir’in ekibi içine konumlandırılan CHP Fethiye İlçe Yönetim Kurulu üyesi Zeynep İzci Yılmaz aracılığıyla CHP’ye yakın duruyor imajı, (iddiaların asılsız olduğunu söyleseler de) FTSO Başkanı Osman Çıralı ile TÜRSAB BTK Başkanı Özgen Uysal’ın geçtiğimiz yerel seçimlerde Cumhur İttifakı adayı Muhammet Kökten’e açık destek verdiği iddiası da bu kapsamda değerlendiriliyor.

Bu konuda gösterilecek en iyi örnek, işadamı Mehmet Hikmet Selçuk’un FTSO başkanlığına aday olduğu dönemde meclis üyeliğinden istifa etmesi olmuştu.

Üyelerin sıkça dile getirdiği rahatsızlık şu: Bu kurumlar, üyelerinin sorunlarını çözmek yerine, siyasi figürlerle yakınlaşarak kendi konumlarını sağlamlaştırmaya çalışıyor.

Siyasetle iç içe geçmiş yöneticiler yüzünden hizmet alınamıyor, sorunlara çözüm bulunamıyor.

Kimi yöneticiler için koltuk, hizmetin değil, emekliliğin adresi.

Yıllardır aynı koltukta oturan, ama tek bir yeni fikir üretmeyen isimler…

Bir kez seçilmiş olmayı, “ömür boyu yetki belgesi” sanıyor.

Oysa üyeler artık farklı düşünüyor.

Kaç kez seçildiğiniz değil, neyi değiştirdiğiniz konuşulmalı.

Başarının ölçüsü, siyasi bağlantılar değil, kurumsal fayda olmalı.

Oda ve meslek kuruluşları siyaset sahnesinin arka planında değil, kendi üyelerinin ön cephesinde yer almalı.

Yoksa bu gidişle, o koltuklar hizmet merkezi değil, siyaset için ısınma turları yapılan bekleme odalarına ya da bir siyasi partinin arka bahçesine dönüşür.

Unutmayalım: Koltuklar hizmet için vardır, hesap vermekten kaçmak için değil.