Mesele sadece “yaşamak” değil, “insanca yaşamak”
Mesele sadece “yaşamak” değil, “insanca yaşamak”
İçeriği Görüntüle

İçinde bulunduğumuz zorlu süreç, geçmişi sorgulama ve bugünü analiz etme fırsatı sundu bize. Sorunlarımızın temelinde ekonomik sıkıntılar yatıyor. Üretimden uzaklaştık; tüketime ve bir “sadaka toplumu” anlayışına itildik. Eğitimde çağdaşlıktan saptık. Ülkenin temel değerleri bir bir sarsılıyor. Ancak bilinmelidir ki, korku salmak isteyenler olsa da Türk Milleti korkmaz! Her sabah “Korkma” diye başlayan, “istiklal” diye haykıran bu millet, hiçbir zaman korkmamıştır. Geçen yüzyılda Cumhuriyet’in kazanımlarına bir tuğla dahi eklemek yerine, elimizdekileri bile kaybettik. Bu noktada hepimizin payı büyük. Sustukça, sıranın bize geldiğini artık daha net görebiliyoruz. Ancak farkındalığımız arttıkça, birbirimize olan inancımız ve bağlılığımız da güçleniyor. Şimdi, hatalardan ders çıkarma ve uyanış vaktidir. Emperyalizmin içimizdeki iş birlikçilerine boyun eğmeyeceğiz. Tohuma, toprağa, geleneklerimize, değerlerimize ve en çok da gençlerimize sahip çıkacağız. “Türk Milleti” demeye çekinenlerle değil, “Ne Mutlu Türküm Diyene!” diyebilenlerle yeniden ayağa kalkacağız. Cumhuriyetle, laiklikle ve Atatürk’le derdi olanlar artık şunu çok iyi anlamalıdır: Çare Atatürk’tür, çare onun ilke ve devrimleridir. Çare Türk Milleti’dir. 23 Nisan 1920’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milletinin onurudur. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun teminatıdır. Ulusal egemenliğimizin 105. yılı kutlu olsun! Bu zorluklardan daha da güçlenerek çıkacağımıza olan inancımız tamdır. Yaşasın Ulusal Egemenlik. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti. Yaşasın Türk Milleti.