Bir masal anlatılır gibiydi ama bir gerçek
Sadece görevine aşıktı korkusuzdu
İnandığı devletine nanusuyla bağlıydı
Ve örnek olmuştu değişmez bir örnek.
Artık hayatın değişmez bir döngüsü olduğunu hepimiz biliyoruz.Yaşarken ölmek de var hiç değişir mi? Hiçbir şeyi umursamayan ,her şeye boş ver gitsin ,bana ne diyen birisi acaba yaşadığının ,neden hayatta olduğunun bilincinde mi? İşte bunlara yaşarken ölmüş diyorum. Sevgili okurlarım, can arkadaşlarım bu gün sizlere gerçek yaşanmış bir devlet adamımızın nasıl bir görev bilincinde çalıştığını nasıl bir emri uyguladığının hikayesini yazacağım . elbet de bundan nasıl bir ders çıkaracağınızı siz değerli okurlarıma bırakacağım İşte o devlet adamı Milli Eğitim Bakanı Niğdeli Abidin Özmendir.
“Sayın bakan rahmetli Makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Akanın gür sesi “giriniz” deyince kapı açılır ve Atatürk’ün yaverlerinden biri yanında iki çocukla içeri girer. Bakan giren yaver ve çocuklara yer gösterir yaverin uzattığı bir zarfı açar..Bu Atatürk’ten gelen bir mektuptur. Kendisine yazılmış bu zarfı özenle açan Abidin Özmen mektubu dikkatle okur. Şöyle yazmaktadır “size Yaver beyle iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum.Bu çocukları uygun göreceğiniz bir liseye( parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın “ Bu mektup Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan Özmen hemen Orta Öğretim Genel Müdürünü çagırır ve şu direktifi verir. “ Yaver beyin getirdiği bu iki çocuğu ve evraklarını alınız alınız ,bu çocukların Haydarpaşa Lisesine Paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi içinde üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarını n velisi ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz “der. Evet işlem bu şekilde gerçekleştirilir Getirilen makbuzlarla birlikte Bakan Abiidin Özmen Kısa bir mektup yazarak Yaver beyle Atatürk’e yollar. Yazmış olduğu mektubun içeriği ise şöyledir.Yaver beyle göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında ki emirlerinizi aldım .Ancak arkasında Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve Cumhur Başkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için bu çocukları fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme yasalarımız , hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğu da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesine paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzlarını ekte takdim ediyorum.”
Atatürk bu mektup üzerine Başbakan İsmet İnönü’ye telefon ederek “Bak senin Milli Eğitim Bakanı bana ne yaptı “ diyerek olayı anlatır. İnönü bakan adına özür diler .ama Atatürk Özür dilmene gerek yok Çok memnun oldum keşke her devlet adamı doğruyu görebilse ve bu medeni cesareti gösterse demiş. İşte tarihi bir değere sahip bu mektup. 15-9-1985 tarihinde Yüksek mimar H.Rahmi Özmen tarafından gazeteci yazar Vahap Okay beye iletilir ve gazetesinde yayınlanır.”
Değerli okurlarım görüyorsunuz işte devletimiz böyle devlet adamları tarafından yönetiiliyordu. Sevgili okurlarım , can arkadaşlarım bu hafta ki makalemi burada noktaladım yorum ve değerlendirmeleriniz sizin .Tüm içten sevgilerimle hepinize güzel yarınlar mutluluklar diliyorum .Kalın sağlıcakla!...
Next