Artan petrol fiyatları ve enerji arz güvenliği endişeleri, alternatif enerji kaynaklarına yönelimi yeniden gündeme getiriyor. Bu ortamda kömür de yeniden önem kazanabilir. Peki bu önem uzun vadeli olabilir mi?
Küresel enerji piyasasında kömürün uzun vadeli geleceği ilk bakışta oldukça net görünüyor. Yenilenebilir enerji, nükleer enerji, enerji depolama teknolojileri ve elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte kömürün elektrik üretimindeki ağırlığının azalması bekleniyor.
Ancak enerji dönüşümünün doğrusal ilerlemesi beklenmemeli.
Savaşlar, jeopolitik çatışmalar, enerji arz güvenliği sorunları, doğal gaz ve LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) fiyatlarındaki yükselişler, kuraklık ve aşırı hava olayları ülkelerin mevcut termik santrallerini daha uzun süre kullanmasına neden olabilir.
Dolayısıyla kömürün geleceğini değerlendirirken yalnızca “Kömürden ne zaman vazgeçilecek?” sorusuna değil, “Enerji dönüşümünden hangi koşullarda sapılabilir?” ve “Bu sapmalar kömür fiyatlarını nasıl etkileyebilir?” sorularına da bakmak gerekiyor.
Kömür hâlâ küresel enerji sisteminin önemli bir parçası
Kömürün küresel enerji sistemindeki rolü azalsa da henüz ortadan kalkmış değil. IEA'ya göre kömür, dünya elektrik üretiminde hâlâ önemli bir paya sahip ve küresel kömür talebinin büyük bölümü elektrik üretiminden kaynaklanıyor. Çin ve Hindistan ise küresel tüketimin merkezinde bulunuyor. IEA, 2030'a kadar küresel kömür talebinin genel olarak yatay bir seyir izlemesini beklerken, Asya'da kömürün özellikle elektrik arz güvenliği açısından önemini koruyacağını belirtiyor.
Bu tablo, kömür piyasasında önemli bir çelişkiye işaret ediyor: Uzun vadede kullanım payı azalırken, belirli koşullarda stratejik önemi devam edebilir.
Türkiye'de kömürün rolü azalacak mı?
Türkiye açısından konu daha da önemli. 2025 yılında elektrik üretiminin %33,6'sı kömürden karşılandı. Aynı yıl kömüre dayalı santraller toplam 120,9 TWh civarında elektrik üretti. Bu veriler, kömürün Türkiye elektrik sistemindeki öneminin hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte Türkiye'nin enerji yatırımlarının yönü değişiyor.
|
Dönem |
Türkiye'nin enerji yönelimi |
Kömür açısından anlamı |
|
2025 |
Kömürün elektrik üretimindeki payı %33,6 |
Kömür hâlâ önemli |
|
2035 |
Güneş ve rüzgâr kapasitesinde güçlü artış |
Kömürün göreli ağırlığı azalabilir |
|
2050–2053 |
Yenilenebilir ve nükleer kapasitenin artırılması, 2053 net sıfır hedefi |
Kömür kullanım yoğunluğunun uzun vadede azalması |
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Kömürün elektrik üretimindeki payının azalması, enerji arz güvenliği açısından stratejik öneminin aynı ölçüde azalacağı anlamına gelmiyor.
Hürmüz krizi kömürü yeniden önemli hale getirebilir
Bugün bunun somut bir örneğini görüyoruz.
İran ile ABD/İsrail arasındaki savaş ve Hürmüz Boğazı'ndaki sorunlar, küresel enerji piyasasında özellikle LNG arzı açısından önemli bir risk oluşturdu. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre Hürmüz'den geçen LNG akışları küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini oluşturuyordu ve kriz doğal gaz piyasasında ciddi fiyat oynaklığı yarattı.
Burada kömür açısından kritik nokta petrol değil, doğal gaz ve LNG fiyatlarıdır.
Doğal gaz fiyatları yükseldiğinde gazla elektrik üretiminin maliyeti artabilir. Bu durumda kömürün elektrik üretimindeki göreli rekabet gücü yükselir. Nitekim IEA, 2026'da yüksek LNG fiyatlarının Asya'da elektrik sektöründe doğal gazdan kömüre geçişi desteklediğini belirtiyor.
Bu nedenle enerji dönüşümü devam ederken ortaya çıkan bir arz güvenliği krizi, kömüre olan ihtiyacı geçici olarak yeniden artırabilir.
Kömür fiyatlarında yükseliş beklenebilir mi?
Mevcut koşullar birlikte değerlendirildiğinde, kısa ve orta vadede kömür fiyatlarında yukarı yönlü risklerin arttığı kanaatindeyim.
Bu beklentinin arkasında yalnızca jeopolitik riskler bulunmuyor. Asya'daki güçlü elektrik talebi, Çin ve Hindistan'daki ekonomik aktivite, hava koşulları, kömür stokları ve küresel arz koşulları da fiyatın yönünü belirliyor.
Özellikle doğal gaz ve LNG fiyatlarının yüksek kalması, elektrik üretiminde kömürün yeniden daha fazla kullanılmasına neden olabilir. Bununla birlikte kömür fiyatındaki yükselişin kalıcı olup olmayacağı; arzın ne ölçüde artacağı, stokların seyri ve enerji dönüşümünün hangi hızda devam edeceğine bağlı olacaktır.
Dolayısıyla burada kesin bir fiyat tahmininden ziyade yukarı yönlü risklerin arttığını söylemek daha doğru.
Kömür fiyatı yükselirse elektrik fiyatı da yükselir mi?
Bu sorunun cevabı her zaman değil, ancak belirli koşullarda evet.
Kömür fiyatındaki yükseliş, kömür santrallerinin yakıt maliyetini artırır. Eğer bu santraller elektrik piyasasında fiyat belirleyici konuma gelirse, maliyet artışı elektrik fiyatlarına yansıyabilir.
Ancak Türkiye'de elektrik fiyatları yalnızca kömür fiyatına bağlı değil. Doğal gaz fiyatları, hidroelektrik üretimi, güneş ve rüzgâr üretimi, elektrik talebi ve diğer üretim kaynaklarının maliyetleri de fiyat oluşumunda etkili.
Bu nedenle kömür fiyatındaki yükseliş elektrik fiyatları açısından yukarı yönlü bir risk oluşturur; ancak tek başına elektrik fiyatının yükseleceği anlamına gelmez.
Türkiye'de faaliyet gösteren firmalara etkisi
Kömür fiyatlarındaki yükseliş bütün firmaları aynı şekilde etkilemez.
|
Firma / sektör grubu |
Olası etki |
|
Kömür üreticileri |
Olumlu |
|
Kendi kömürünü elektrik üretiminde kullanan firmalar |
Olumlu |
|
Yenilenebilir enerji üreticileri |
Dolaylı olumlu |
|
İthal kömür kullanan elektrik üreticileri |
Olumsuz |
|
Çimento sektörü |
Olumsuz |
|
Enerji yoğun sanayi |
Olumsuz |
Kendi kömürünü üreten ve elektrik üretiminde kullanan firmalar, yükselen kömür fiyatlarının elektrik fiyatlarına yansıdığı dönemlerde önemli bir avantaj elde edebilir. Buna karşılık ithal kömür kullanan santrallerde yakıt maliyetleri artabilir.
Yenilenebilir enerji üreticileri ise doğrudan kömür maliyetine maruz kalmadıkları için yüksek elektrik fiyatlarının oluştuğu dönemlerde göreli avantaj sağlayabilir. Çimento ve diğer enerji yoğun sektörlerde ise yükselen yakıt ve enerji maliyetleri kârlılık üzerinde baskı oluşturabilir.
Sonuç: Kömür bitiyor mu?
Kömürün uzun vadeli geleceği ile kısa ve orta vadeli fiyat hareketlerini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Uzun vadede ana yön kömürden uzaklaşma. Yenilenebilir enerji, nükleer enerji, depolama ve elektrifikasyon kömürün enerji sistemindeki ağırlığını azaltacak.
Ancak bugün yaşanan gelişmeler bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Enerji dönüşümü doğrusal değildir.
Jeopolitik krizler, enerji arz güvenliği sorunları ve doğal gaz/LNG piyasalarındaki dalgalanmalar, kömürün sistemdeki stratejik rolünü yeniden artırabilir.
Bu nedenle kömürün geleceğini yalnızca “kullanımı ne zaman azalacak?” sorusuyla değerlendirmek yeterli değil. Asıl önemli soru, “Enerji dönüşümünün hangi koşullarda yavaşlayacağı veya geçici olarak tersine dönebileceği ve bunun kömür fiyatlarına nasıl yansıyacağı” olmalı.
Benim kanaatim, mevcut jeopolitik ve enerji piyasası koşulları devam ettiği sürece kısa ve orta vadede kömür fiyatlarında yukarı yönlü risklerin ağır bastığı yönünde.
Kömür belki geleceğin ana enerjisi olmayabilir. Ancak enerji dönüşümü tamamlanana kadar, özellikle arz güvenliği krizlerinde, enerji sisteminin önemli güvence kaynaklarından biri olmaya devam edebilir.
Aydın Uçar
Piyasa Analisti | Finansal ve Kurumsal Yönetim Danışmanı
E-posta:[email protected]
X:https://x.com/Aydinucar82
Next