Emek, Onur ve kul hakkı: Vicdanın muhasebesi
Emek, Onur ve kul hakkı: Vicdanın muhasebesi
İçeriği Görüntüle

Tam da böyle bir çağda, kadim bir sembol yeniden konuşur: Zeytin ağacı… Kutsal metinlerde adına yemin edilen bu ağaç, bugün bize sadece geçmişi değil, geleceği de anlatır. Çünkü zeytin; sabrın, direncin ve derinliğin adıdır.

Bugünün dünyasında her şey hız üzerine kurulu. Sosyal medya birkaç saniyede hüküm verir, insanlar birkaç cümleyle yargılanır, ilişkiler birkaç dokunuşla başlar ve biter. Oysa zeytin ağacı acele etmez. Yıllar boyunca kök salar, görünmeden büyür, sonra meyve verir. İşte karakter de böyledir: gösterişsiz bir inşa sürecidir.

Algoritmaların yön verdiği bir çağda insan, kendi hakikatini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Beğenilmek, doğru olmaktan daha önemli hale gelebiliyor. Görünmek, olmak’ın önüne geçiyor. Zeytin ağacı ise bize şunu öğretir: Değer, görünürde değil; özdedir.

İklim krizleri, savaşlar, toplumsal gerilimler… Dünya kırılgan bir dengede. Böyle zamanlarda güçlü karakterlere ihtiyaç vardır. Fakat güç; sertlikte değil, köklülükte gizlidir. Zeytin ağacı fırtınada eğilir ama kırılmaz. İşte insan da böyle olmalıdır: esnek ama ilkeli, değişime açık ama özüne sadık.

Dijital çağın en büyük yanılgısı, her şeyi hızla tüketebileceğimizi sanmamızdır. Oysa insanın ruhu, hızlı tüketimle değil; derin tefekkürle beslenir. Zeytin ağacı, bize yavaşlamayı öğretir. Beklemeyi, sabretmeyi, içe dönmeyi…

Belki de bu yüzden zeytine yemin edilmiştir. Çünkü o, zamana meydan okuyan bir karakter modelidir. Bugün insanlığın ihtiyacı olan şey; daha fazla hız değil, daha fazla kök salmaktır.

Ve unutulmamalıdır ki:
Dünya ne kadar hızlanırsa hızlansın, İnsan, ne kadar hızlı büyüdüğüyle değil, kök saldığı kadar  ve derinleştiği kadar insandır.
 


Muammer GÖKMEN
Uzman Vaiz