El ele vererek ektik ilk tohumu. Kimi avucunda bir tohumla geldi, kimi bir avuç toprakla… Kimi bir damla umut oldu, kimi tereddütsüz can suyu verdi. Kimse tek başına yeterli değildi; ama bir araya geldiğimizde toprağın hatırladığı o eski bereketin yeniden mümkün olduğunu gördük. İmeceyi yeniden ayağa kaldırdık.

Fethiye’de yerel tohum mücadelesini başlatan, köy köy, kapı kapı dolaşarak tohumları koruma altına alan Suna Kumyol, Aysel Pekerbaş, Zarife Darıcı, Nazlı Okkaya, Elmas Gürel, Cemile Karaca ve daha nice güzel yürekli dostumuzun açtığı yolda ilerliyoruz. Onların emeği, cesareti ve inancı bize rehber oldu. Bu yola baş koyarken önce okumayı ve dinlemeyi öğrendik. Düzenli eğitim programları yaptık, kitap günleri düzenledik, alanında uzman hocalarımızın eserlerini okuduk. Konferanslarına katıldık, Fethiye’ye davet edip sözlerini dinledik.

Toprağı, tohumu ve birbirimizi anlamayı öğrendik. Sabretmeyi, acele etmeden kök salmayı; karanlığa düşmeden filizlenmenin mümkün olmadığını yaşayarak gördük. Zorluklarla karşılaştık, engellerle sınandık, görmezden gelindik…

Ama vazgeçmedik. Çünkü bir tohum nasıl karanlıkta güç buluyorsa, biz de umutsuzlukta direnmeyi öğrendik. Tarımın bağımsızlık olduğuna inandık. Yerel tohumun bir tercih değil, bir memleket meselesi olduğunu savunduk. Bu mücadeleyi hiçbir dış desteğe yaslanmadan, kendi emeğimizle yürüttük. Rahatımızdan vazgeçtik ama tohumlarımızdan vazgeçmedik. Kurdukları düzeni yaşatmaya çalıştık. Bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Tohum Ekme Etkinliği ’ne katılarak bizi onurlandırdılar. Desteklerini her zaman hissettik; bu da sorumluluğumuzu daha da büyüttü.

“HİÇ PES ETMEDİK”

Hiç pes etmedik. Dernek olduk, binasız kaldık. Ekim yapacak yer bulamadık, balkonlarımızı bostan yaptık. Betonlar yükselirken biz fide diktik. Yeri geldi bir zeytin fidanı için direndik, yeri geldi dağ taş zeytin olsun diye emek verdik.

Çünkü savunduğumuz şey yalnızca bir tohum değildi; geçmişle gelecek arasındaki köprüydü. Bir tek tanenin bile binlerce yıllık bir hikâye taşıdığını biliyorduk ve o hikâyenin kaybolmasına razı olmadık. Ülkenin dört bir yanındaki tohum takas etkinliklerine davet edildik; kendi imkânlarımızla katıldık. Okullarda uygulama bahçeleri kurmak, mahalle bostanları oluşturmak en büyük hayalimiz. Bu mücadeleye inananlarla güç birliği yaptık.

Çünkü yalnızca üyelerimize ya da dostlarımıza değil; toprağa, çocuklara ve gençlere verilmiş bir sözümüz var. Bugün hâlâ her fidede yeniden doğuyor, her tohumda birlikte olmanın anlamını hatırlıyoruz. Biliyoruz ki gün gelecek petrolün, madenin, lüks binaların, turizmin değeri azalacak; insan yeniden toprağa dönecek. İşte o gün bir avuç tohum, bir karış toprak en büyük zenginlik olacak. Biz bu emaneti korumaya kararlıyız. Çünkü tohum bizim için bir miras değil; çocuklarımızın bize bıraktığı bir sorumluluktur. El ele tohum ektiğimiz, emeğini, inancını, yüreğini ortaya koyan tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz.

İyi ki varsınız. Bir tohumun direnciyle, daima birlikte var olacağız.