Bir orman yandığında yalnızca ağaçlar yanmaz.
Bir sincabın yuvası kül olur. Henüz uçmayı öğrenememiş kuş yavruları dumanın içinde can verir. Kaplumbağalar yavaşlıklarının bedelini hayatlarıyla öder. Kirpiler dikenlerini değil, umutlarını kaybeder. Arılar çiçeksiz, kelebekler kanatsız kalır. Toprak, yılların biriktirdiği bereketini birkaç saatte yitirir. İnsan, aslında kendi geleceğini yakar.
Bugün ülkemizin birçok noktasında yaşanan orman yangınları bize acı bir gerçeği yenidenhatırlatıyor: Yangınlarıninsankaynaklıihmalebağlıolarak. Söndürülmeden atılan birsigara izmariti, bilinçsizce yakılan bir anız, kontrolsüz piknik ateşi veya cam şişeler büyük felaketlere yol açabilir.
Başta en yakınımızdaolmakolmaküzerealevlerlemücadele eden tüm ekipler büyük fedakârlık göstermektedir. Ortakvicdanımızınsesiise yangını söndürmek kadar, hiç çıkmamasını sağlamaktır.
Kur’ân-ı Kerîm'de "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." (A'râf, 56) buyrulur. Peygamber Efendimiz (sav) ise: "Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin." buyurarak çevreyi korumanın önemini vurgulamıştır.
Bahçe ve tarla temizliği için ateş yakmayalım. Anız yakmayalım. Sigara izmariti ve cam şişeleri doğaya bırakmayalım. Şüpheli bir duman gördüğümüzde 112'yi arayalım.
Ormanlar bize atalarımızdan kalan miras değil; çocuklarımızdan ödünç aldığımız emanettir.
Next