Mevlid-i Nebî’yi her yıl yeniden kutluyoruz. Salavatlar getiriyor, naatlar okuyor, Hz. Muhammed’in doğumunu, hayatını ve güzel ahlâkını anlatıyoruz.
Fakat belki de bugün kendimize daha zor bir soru sormalıyız: Biz Peygamber’i gerçekten yeniden okuyabiliyor muyuz?
Çünkü Hz. Muhammed’i sadece geçmişte yaşamış bir peygamber olarak okumak, onun hayatındaki büyük dönüşüm tecrübesini eksik bırakır. O, aynı zamanda krizleri yöneten bir liderdi. Riskleri hesaplayan bir stratejistti. İnsanları yeteneklerine göre görevlendiren bir organizatördü. Bilgiyi önemseyen bir liderdi. Ve gerektiğinde en büyük hedefe ulaşmak için en küçük ayrıntıyı bile hesaba katan bir aksiyon insanıydı.
Mevlid-i Nebî vesilesiyle Peygamberimizi sadece ümmetin özlem duyduğu bir şahsiyet olarak değil, hayatı dönüştüren bir lider olarak da okumalıyız.
Çünkü onun hayatında; merhamet vardır ama zayıflık yoktur. Cesaret vardır ama tedbirsizlik yoktur. Tevekkül vardır ama rehavet yoktur. Strateji vardır ama zulüm yoktur. Bilgi vardır ama manipülasyon yoktur. Liderlik vardır ama kibir yoktur. Güç vardır ama adalet vardır.
İşte bugün insanlığın en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri belki de budur: Gücü ahlâkla, bilgiyi hikmetle, stratejiyi adaletle buluşturabilmek.
MAĞARANIN KARANLIĞINDAN MEDENİYETİN IŞIĞINA
Hicret gecesinde bir mağaranın karanlığı vardır. Ama o karanlığın içinde bir ayet yankılanır: “Üzülme, Allah bizimle beraberdir.”
Bu ayet yalnızca Hz. Ebû Bekir’e söylenmiş bir teselli değildir. Bugünün insanına da söylenmiş gibidir.
Çünkü insan bazen kendi mağarasında kalır. Korkularının mağarasında… Kaygılarının mağarasında… Bağımlılıklarının mağarasında… Yalnızlığının mağarasında… Dijital dünyanın sonsuz bildirimleri arasında… Ve çıkış yolu göremediğini düşünür.
İşte Peygamberî mesaj burada yeniden anlam kazanır: Karanlık, yolun bittiği anlamına gelmez. Bazen karanlık, yeni bir yolun başladığı yerdir.
MEVLİD’İ OKUMAK YETMEZ, YENİDEN YAŞAMAK GEREKİR
Mevlid-i Nebî’yi yeniden okumak, yalnızca Peygamberimizin doğumunu anlatmak değildir. Onun ahlâkını, aklını, stratejisini, merhametini, sabrını, cesaretini ve insan yetiştirme modelini yeniden düşünmektir.
Abdullah’ın görevini hatırlamak; “Gençlere güveniyor muyuz?” sorusunu sormaktır.
Hicretin planını hatırlamak; “Biz kriz anında nasıl karar veriyoruz?” diye düşünmektir.
Hz. Ebû Bekir’in sadakatini hatırlamak; “Zor zamanda neyin yanında duruyoruz; Hakkın yanında mı, batılın yanında mı?” sorusunu sormaktır.
Mağarayı hatırlamak; “Hayatımızdaki karanlıklardan nasıl çıkacağız?” sorusuna cevap aramaktır.
Ve Medine’yi hatırlamak; “Biz nasıl bir toplum kuracağız?” sorusunu yeniden sormaktır.
HİCRETİN İÇİNDEKİ AKIL, BİLGİ VE SORUMLULUK
Büyük yürüyüşler yalnızca büyük sözlerle değil, doğru zamanda alınmış doğru kararlarla başlar.
Hicret tecrübesi, hedefe yürürken tedbirin, bilginin, uzmanlığın, sadakatin ve fedakârlığın birlikte nasıl çalıştığını gösteren güçlü bir örnek olarak okunabilir.
Abdullah bize bilginin önemini, hicret esnasındaki istihbarî göreviyle hatırlatır. Hz. Ebû Bekir sadakatin gücünü; Âmir b. Füheyre fedakârlığı; rehber Abdullah b. Ureykıt ise uzmanlığın değerini gösterir.
Hz. Muhammed ise bütün bu farklı yetenekleri ortak bir hedef etrafında birleştiren ahlâklı liderliği ortaya koyar.
Burada günümüz insanı için önemli bir ders vardır: Başarı, yalnızca bir kişinin gücünden değil; doğru insanların, doğru zamanda, doğru sorumluluklarla aynı hedef etrafında buluşmasından doğar.
SON SÖZ: PEYGAMBERİ YENİDEN OKUMAK
Bugün Mevlid-i Nebî’yi kutlarken belki de ezberlerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz.
Peygamberimizi sadece anlatılan değil, anlaşılan; sadece sevilen değil, örnek alınan; sadece adı anılan değil, ahlâkı yaşanan; sadece geçmişte bırakılan değil, bugünün sorunlarına ışık tutan bir rehber olarak okumalıyız.
Ve belki de Mevlid-i Nebî’nin bugün bize sorduğu en önemli soru şudur: “Peygamberi ne kadar tanıyorsunuz?” değil; “Onu tanıdıktan sonra hayatınızda ne değişti?”
Çünkü gerçek Mevlid, sadece Peygamberimizin doğumunu hatırlamak değildir.
Gerçek Mevlid, insanın kendi içinde yeniden doğmasıdır.
Muammer GÖKMEN
Next